Hukuki Sözlük

Karmaşık hukuk terimlerini herkes için anlaşılır hale getiriyoruz.

search

Nafaka yükümü

N

Bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.

Nagamât

N

Nağmeler, ağhenkler, güzel sesler.

Nahiye

N

Bucak; bölge; kenar; kısım; çevre

Nail olmak

N

Erişmek; kavuşmak

Naiplik

N

Vekâlet

Nakız

N

Bozan, bozucu aksini yapan. bir ibâdetin geçerliliğini önleyen, bozan.

Namütenahi

N

Ucu bucağı olmayan, sonsuz

Nası ızrar

N

Suç olarak düzenlenen mala zarar verme fiili.

Navlun

N

Gemi ile yapılan taşımacılıkta sözleşmeyle belirlenen mal taşıma bedeli.

Navlun mukavelesi

N

Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.

Nazariye

N

Kuram

Nazarı dikkat

N

Göz önüne almak

Nazır

N

Bakan, vekil.

Naçar

N

Çaresiz

Nağahani

N

Ansızın

Nebât

N

Bitki

Nedamet

N

Pişmanlık

Nedbe

N

Yara izi

Nefaset

N

Kıymetli olma, nefis olma durumu. değerlilik.

Nef’î

N

Çıkar ile ilgili; faydacı

Nehbü-garet

N

Yağma, malın yağması

Nema

N

Büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz

Nesafet(nasfet)

N

Soyut ve katı nitelikteki kuralların uygulamada doğurduğu haksız uygulamaları yumuşatarak adalet ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi.

Nesayih

N

Nasihatler

Neseben

N

Soyla ilgili; soy bakımından

Nesep

N

Ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.

Netice-i talep

N

İddia olunan şey.

Nevakıs

N

Noksan; eksiklikler, noksanlar

Nevi

N

Çeşit; tür

Nevi şahsına münhasır

N

Kendi türüne özgü, emsalsiz, özgün. bkz. latince: sui generis.

Nezafet

N

Temizlik,paklık

Nezaret

N

Denetim; gözetim; bakanlık

Nezdinde

N

Huzurunda, gözetiminde, yanında

Nezetmek

N

Kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak

Nez’

N

Sökme; kaldırma; yoketme

Neşet

N

Meydana gelmek, vücuda gelmek. büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. yetişmek, ileri gelmek

Neşet etmek

N

Doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak

Neşir

N

Yayma, dağıtma, yayım

Neşriyat

N

Yayın

Nidâ

N

Çağırma; bağırma; ünlem

Nihai karar

N

Yargılama sonunda verilen karar.”

Nisab

N

Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

Nisap

N

Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

Nisbî hak

N

Ancak belirli bir şahsa veya şahıslara karşı ileri sürülebilen daha geniş bir kitleye karşı kullanılma imkanı olmayan sıradan haklar.

Nispi butlan

N

Hukukta kendiliğinden geçersiz olma, kanuna, kamu düzenine, ahlaka aykırılık halidir. i̇şlem hukuken vardır ama yapıldığı andan itibaren geçersizdir.

Nispi muvazaa

N

Yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri

Niyabet

N

Toplu mahkemelerde bir hakimin,mahkemenin yetki alanı içerisinde;ancak duruşma salonu dışında yapacağı işlemleri mahkeme adına yapmakla görevlendirilmesidir.

Niyâbet

N

Vekillik;

Niza

N

Ihtilaf; çekişme; uyuşmazlık

Nizami

N

1. nizâma ve düzene ait, nizâmında olan, tertipli, muntazam. 2. kanun ve nizama uygun.

Nizamname

N

Tüzük

Nizasız ve fasılasız

N

Uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız

Nizâm-nâme

N

Tüzük

Nokta-i nazar

N

Görüş; bakış açısı

Non bis i̇n i̇dem

N

Aynı dava nedeni için iki kez yargılama yapılamayacağına dair hukuki bir ilkedir.

Norm

N

Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü

Normatif

N

Bir kural değerini, gücünü taşıyan, düzgüsel.

Nosyon

N

Anlayış

Noter

N

Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil.

Nukud

N

Nakitler; paralar

Numerus clausus

N

Sınırlı sayıda

Nush

N

Öğüt, nasihat

Nâfıa

N

Bayındırlık işleri

Nâkız

N

Bozma; kaldırma;

Nâm-ı müstear

N

Takma ad; eğreti ad nasb atama; tayin etme; dikme; saplama

Nâsıb

N

Nasbeden; diken; tayin eden; atayan

Nâtık

N

Bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak

Nâşi

N

Ötürü, dolayı,yüzünden

Nâşî

N

Neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle

Nükûl

N

Vazgeçme; cayma; kaçınma

Nümune

N

Örnek

Nüve

N

Bir şeyin özü, çekirdek.

Nısf

N

Yarım; yarı; yarısı

Nısıf

N

Yarı pay

Partner ve Kurumsal Referanslar

Partner 1
Partner 2
Partner 3
Partner 4
verified
Onaylı Partnerler
gavel
%100 Provenexpert
workspace_premium
anwalt.de Onaylı