Hukuki Sözlük
Karmaşık hukuk terimlerini herkes için anlaşılır hale getiriyoruz.
Ab-nak
ASulu, ıslak, nemli
Abonman sözleşmeleri
ATüketicinin, belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmeler
Abrama
ADeniz taşıtlarını yönetme
Acar
AAtılgan, gözü pek, yiğit, kabadayı, yılmaz, kabına sığmaz, güçlü, becelikli
Acele itiraz
AVerilen kararın tefhim yada tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde ( genellikle bir hafta ) yapılması gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür. itiraz üzerine kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir.
Acele i̇tiraz
AMahkemece verilmiş bir kararın tefhim veya tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde yapılması gereken, genellikle kararı veren mahkemenin üst mahkemesine yapılan ve kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür.
Acenta
ATicari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına
yapmayı mesle
Acir
AKiraya veren kimse
Aciz
AÖdeme güçsüzlüğü.
Aciz vesikası
AAlacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (i̇i̇k 143)
Acizlik def’i
ABorçlunun içine düştüğü acizlik durumunda borcunu ödemeyeceği hususunda ileri sürdüğü bir çeşit savunma, defi.
Ada
AÇevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.
Adalet
AHaklılık; hakka uygunluk
Adavet
ADüşmanlık
Addetmek
ASaymak
Aded-i müretteb
ATamsayı
Adem-i ifa
AYapmamamak,yerine getirmemek,borcu ödememek
Adem-i ifâ
AYapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek
Adem-i iştirak
AKatılmamak
Adem-i lüzum
AKlasik fıkıh doktrininde akdin bağlayıcı olmaması (adem-i lüzûm) durumu genelde iki biçimde söz konusu edilmektedir. birincisi, yapısı itibariyle bağlayıcı olan bir akdin bir sebeple bu bağlayıcılık niteliğini kazanamaması, diğeri akdin amacı
ve yapısı itibariyle bağlayıcı olmamasıdır.
Adem-i selahiyet
AYetkisizlik
Adem-i te’diye
AVadesi geldiği halde ödememek
Adem-i vüsuk
AGercek olmamak
Ademi merkeziyet
ADevlet merkezinin gücünü azaltarak yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını savunan siyasi görüş. adem-i merkeziyet, “merkezin yokluğu” manasına gelir.
Adi kira
AKiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.
Adi şirket
AIki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklık.
Adiyen darp
AHer zamanki gibi. adice. fevkalade olmayarak.
Adli
AAdaletle ilgili demektir. adalet teşkilatı bünyesinde anlamına da gelir.
Adli muayine
AOlayı saptamak ve delil, iz, eser ve emare bulmak amacı ile yapılan işlemdir.
Adli müzaharet
AYargısal yardım
Adli olgu
ACeza kanununda tanımlanmış olan suçları işleyerek veya işlenmiş olan herhangi bir suçtan etkilenerek hastaneye başvuran kişiler olarak tanımlanmaktadır. böyle bir durum yaşandığında bu durum ‘adli olgu’ olarak nitelendirilir ve polisin haberi
yoksa polise haber verilir. bu kişilerin, tedavi süreçleri boyunca polis ya da asker tarafından tedavi sürecinin takip edilmesi gerekebilmektedir.
Adli̇ psi̇kolog
AHukuksal sorunlar ve süreçlere psikolojik öğeleri de içeren bir genişlikte bakarak hukuksal alanın adil, etkin ve insan haklarına uygun sonuçlara kavuşmasını sağlamaya çalışan bilim adamı.
Adli̇ tabi̇p
AGerektiğinde mahkemelere bilirkişi olarak rapor veren, adli tıpta görevli doktor.
Adli̇ zabita
ABir suç sonrası sanığı ve suç delillerini adli yetkililere sunan kolluk kuvveti.
Adlî kaza
ACezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı
Adlî müzaharet
AAdli yardım
Adâd
AAdetler; sayılar
Adüvv
ADüşman, hasım
Affectio societatis
AOrtaklık amacını eylemli olarak gerçekleştirme” diğer bir ifadeyle ortak sıfatıyla “bilfiil” ortaklık amacına hizmet etmek/emek vermek anlamındaki latince hukuk deyimi.
Agoni
ACan çekişme hali
Agreman
ADevletler diğer devletlere gönderecekleri temsilciler için önceden o devletçe kabul edilir olup olmayacaklarını (persona grada) sorma işlemi. buna agreman istemek denir. karşı devlet o kimseyi kabul edince, sonradan tayinine itiraz edemez.
Ahar
ABaşkası; üçüncü kişi; yabancı
Ahde vefa
ASöze bağlılık, sözleşmeye bağlılık
Aheste
AYavaş, ağır
Ahit
ASöz verme
Ahiz
AKabul etme
Ahkam
AHükümler
Ahkam-ı şahsiye
AŞahsın kendisini alakalandıran hükümler.
Ahkamı huzuriye
AHakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri
Ahkâmı huzuriyye
AHakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri
Ahkâmı mahsusa
AÖzel hükümler
Ahkâmı müteferia
AAyrıntılı hükümler
Ahkâmı mütehalife
AAykırı değişik hükümler
Ahval-i sahsiye
AKişinin doğrudan şahsıyla ilgili hukukî haller
Ahval-i şahsiye
AHakiki şahısların hukuki varlıklarıyla ilgili olan hukuki hallerdir : doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, tabii bir çocuğu tanıma, ölüm vakıaları gibi (mk35 ve; nüfus k).
Ahvâl
ADurumlar; haller; vaziyetler
Ahz
AAlmak
Ahzukabz
ABir miktar meblağın elden tesellüm edilmesi veya o miktar meblağın kasa hesabına kaydı
Aile hukuku
AAile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır.
Aile yurdu
ABir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.
Aile şirketi
ABir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.
Akabinde
AArkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından örnek: kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar.
Akamet
ANeticesizlik, kısırlık, sonuç alınmama.
Akar
ATaşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
Akarâtı mevkufe
AVakfedilmiş, gelir getiren mallar
Akd-i mebhusünanh
ASözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i mezbur
ASözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i muvazaa
AKarşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i sahih
AGeçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme
Akdem
AÖnce, daha evvel
Akdes
AEn mukaddes
Akdetmek
ASözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak
Akideyn
AHer akitte, akti yapan iki taraf
Akord ücret
AParça başına hesaplanan ücret
Akreditasyon
ABir kişi veya kurumu resmi olarak tanıma, kabul etme ve onaylama eylemi
Aktif
AVergi hukuku ve muhasebe dilinde aktif: bilançonun, para ve nesne mevcudunu, alackaları ve mameleke dahil diğer kıymetlerin sıralandığı taraftır.
Aktüer
AAktüer, bir olayın ihtimalini ve mali sonuçlarını değerlendirmek için istatistiksel teknikleri ve matematiksel becerileri kullanan kişiye verilen mesleki unvandır.
Akârât
AGelir sağlayan mallar, gayrimenkuller
Akîm
AKısır, verimsiz, başarısız, sonuçsuz.
Alel usul
AYöntemine uygun olarak
Alelıtlak
AYetkisi ve sorumluluğu çok olan. herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).
Aleyh
AKarşı, karşıt
Alil
AHasta, sakat
Alivre satış
ASatıcının bir malı belli bir vade içinde teslimini taahhüt etmesidir. henüz yetşmemiş mahsul alivre satılabilir. bu terim genel olarak tarladaki mahsul ve ağaçtaki meyveler için kullanılır.
Alt i̇şveren
ABir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini
sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar
Alâik
AAlakalar
Alındı
AMakbuz
Ampirik
ADeneye dayalı.
Anagayrimenkul
AKat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.
Anasır
AUnsur
Anayapı
AKat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.
Anayasa
AÖrgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa.
Angaje
ASözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı
Ani edim
ABir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim
Anmuhakemetin
AMuhakeme yaparak; yargılama yoluyla
Antant kalma
ABir konuda mutabık kalma, uzlaşmaya varma.
Antoloji
AYazınsal ürünlerden güzel parçalar seçilerek oluşturulan ve türlü yöntemlere göre düzenlenen yapıt.
Antrepo
AGümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar
Anud
AÇok inatçı
Aplikasyon
AYer tesbiti, tescilli haritalardaki parsel köşe noktalarının zeminde yeniden belirtilmesidir.
Apostille
A5 ekim 1961 tarihli lahey sözleşmesi hükümleri uyarınca, kararda imzası olan hakimin, o yargı yerinde yetkili ve görevli olduğunu gösterir tasdik şerhi.
Appel
Aİstinaf
Arazi
AGenellikle, üzerinde yerleşim yeri bulunmayan, ekilebilen ya da boş toprak.
Arazi mahlule
AMutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye
Arazi-i emiriyye
ABeytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi
Arazi-i mevkufe
AGeliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi
Arazi-i miriye
ADevlete ait arazi
Argüman
ADelil, kanıt, dayanak, tez, sav
Ariyet
AMenkul ve muayyen bir malın karşılıksız olarak kullandırılmasının başka bir şahsa bırakılmasını ve kullanıldıktan sonra geri verilmesini tazammun eden akit(bk: 299 vd.)
Arizi
AGeçici,sonradan gelen
Arsa
ABelediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.
Arsa payı
AKat mülkiyetinde arsanın, kanunda belirtilen esasa göre bağımsız bölümlere ayrılan ortak mülkiyet payı.
Arz
ASunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)
Arzuhal
ADilekçe
Arâzi-i haraciyye
AHaraca bağlı arazi;
Arâzi-i memlûke
AMülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler
Arâzi-i metrûke
AHalkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi
Arâzi-i mevât
AHiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler
Arâzi-i mezrûa
AEkilen arazi
Arâzi-i selîha
AÇıplak arazi
Arâzi-i öşriye
AÜrününden onda bir devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi
Arîz ve amîk
AGenişlik ve derinliğine; enine boyuna;
Arızî
AGelip geçici olan,eğreti,sonradan gelen
Arşiv
ABelgelik, her türlü belgenin saklanıp muhafaza edildigi yer
Asgari
AEn az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük
Asgarî
AEn az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük
Ashab-ı intikal
AVerasetin geçişinde hak sahipleri
Asli
ABirincil,temel olarak alınan
Asrî
AZamana uygun; çağdaş; modern
Atalet
A1. devinimsizlik, tembellik, çalışmadan oturma, gevşeklik, uyuşukluk. 2. i̇şsiz kalma, işsizlik
Ateh
ABunama; bunaklık
Atipik
AÖrnek dışı düzensiz, değişik, değişken, tipik olmayan, herhangi bir grup içerisinde değerlendirilemeyen.
Atıf
AYollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma
Atıfet
Aİyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet
Aval
ABonoya imza atarak sorumluluk altına girmiş kişiler lehine verilen bir tür kefalettir.
Avalist
AKefil aval veren kimse.
Avans
AAlacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik
Avdet
ADönüş; geri gelme; dönme
Avârız
AKazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller
Ayn
APara dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri
Ayni haklar
AEşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.
Aynî
AMala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen
Ayrık
AMüstesna, kural dışı, ayrı tutulan, diğerlerine benzemeyen, ayrıcalı.
Aza
AÜye
Azamî
AEn çok; en büyük; en yüksek
Azil
AVerilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması
Azimet
AGidiş; yola çıkma
Azinlik hükümeti̇
AParlamenter sistemlerde, parlamentoda çoğunluğu olmayan bir partinin, öbür parti ya da partilerin hükümete fiilen katılmadan dışarıdan destek vermesiyle oluşturduğu hükümet biçimi.
Azledilmek
AGörevden alınmak
Azletmek
ABir kişiyi görevden almak, çıkarmak
Açık artırma
ABir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.
Açık boşluk
ASomut olaya uygulanacak hükmün yasada yer almamasıdır. kanunun soruna yanıt verememesi durumudur.
Açık boşluk
ASomut olaya uygulanacak hükmün yasada yer almamasıdır. kanunun soruna yanıt verememesi durumudur.
Ağlep
AKuvvetli, büyük.
Aşikar
ABesbelli olan, ortada olan, gizli olmayan
Badire
BBirdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum
Bahri
BDenize ait
Baki
BSürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran
Bakiye
BArtan
Baliğ
BEren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;
Balotaj
BBir şeçimde adaylardan hiçbirinin kanunun gerekli gördüğü oyu alamamış olması nedeniyle seçim kimsenin kazanamamış olma hali, bu şekilde seçimin sonuçsuz kalma hali
Bam
BBölge adliye mahkemesi kısaltması
Bariz
BAçık; göze çarpan; belirgin
Basiret
BDoğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü
Basiretli tacir
BTacirin genel ahlak kurallarına göre davranması gerektiğini ifade eder.
Basiretsiz
BGerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz.
Batin
B1. anlamı: karın, kuşak 2. anlamı: gizli, görünmeyen.
Battal
B1. kullanılmaz durumda olan, işe yaramaz, işlemez. 2. boyutça alışılmış olandan, olağandan büyük.
Batıl
BDoğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen
Bayi
BBazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri
Baîd
BUzak; ırak
Bağımsız bölüm
BKat mülkiyeti kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.
Bağıt
BAkit
Ba’dehû
BDaha sonra
Becayiş
Bİki memurun kendi rızaları ile ilgili makamın tasdikıyle aralarında memuriyet, makam ve vazifelerini değiştirmeleri.
Becâ
BYerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz
Bedel-i misil
BEmsaline uygun peşin para
Bedelsiz devir
BBir hakkın, alacağın veya malın herhangi bir bedel alınmadan bir başkasına aktarılması
Bedelsiz temlik
BBir hakkın bedel alınmadan diğer bir kişiye geçirilmesi.
Bedelsiz terk
BHerhangi bir eşyanın veya hakkın karşılığı alınmaksızın bırakılması
Bedialar
BGöze güzel görünen şeyler; estetik
Bedihî
BAçık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen
Bediî
BGüzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik
Bedâyî
BSermayeler; anamallar;
Behemahal
BHer halde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka.
Behemehal
BKesin olarak,kesin bir biçimde, her durumda, ne olursa olsun.
Behemehâl
BHer hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka
Beher
BHer biri
Behredâr
BNasipli, hissedar, nimetlenmiş, faydalanmış
Belagat
BIyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı
Belgit
BBir kişinin, yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek üzere imzaladığı resmi kağıt, senet.
Ber-mucib-i talep
BTalep mucibince; istem gibi
Ber-vech
BOlduğu gibi; olarak
Ber-vech-i bâlâ
BYukarıda olduğu gibi
Ber-vechi peşin
BPeşin olara
Beraat
BAklanma
Berhava
BHavaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş
Bertafsil
BAyrıntılı
Berât
BRütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman
Berâyı tetkik
BInceliyerek
Berî-üz-zimme
BZimmetten kurtulmuş; aklanmış
Betahsis
BHele, hususiyle
Beynelmilel
BHerkes tarafından kabul edilen, uluslararası
Beynelmilel
BUluslararası
Bi-l-müzayede
BMüzayede ile
Bi-l-rü’ye
BGörerek; görülerek
Bi-n-netîce
BNetice olarak; sonuç olarak
Bi-t-tabi
BTabiatiyle; doğal olarak
Bidayet mahkemesi
Bİlk derece mahkemesi
Bihakkın tahliye
BCezanın infazından başladığı andan itibaren süre kapsamında, kişinin cezaevinde ya da şartlı tahliye olduğu zaman tamamlayacağı süre
Bil-cümle
BBütün; hepsi; tamamı
Bil-farz
BTutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi
Bila bedel
BBedelsiz
Bila faiz
BFaizsiz
Bila tebliğ
BTebliğ edilmeden
Bilabedel
BBedelsiz, ücretsiz.
Bilahare
BSonradan, daha sonra, sonraları
Bilakaydüşart
BKayıtsız ve şartsız olarak.
Bilasebep
BSebepsiz , sebep olmaksızın
Bilbeyyine
BDelil ile; tanık ile; ispat ile
Bilcümle
BBütün
Bilfiil
BGerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek
Bililtizam
BBile bile
Bilirkişi
BBir konuda uzmanlığı bulunan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.
Bilistirdad
BGeri alarak; geri alınarak
Bilmukabele
BKarşılık olarak, (davranış töresinde) ben de, size de, sizlere de.
Bilmuvafakat
BRazı olarak
Bilmüzakere
BMüzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak
Bilmüzayede
BArtırma ile; artırarak
Bilumum
BBütün, hep, kamu, genel
Bilvekale
BVekaleten
Bilâtefrik
BTefrik etmeksizin; ayırmaksızın
Bimarhane
BHastahane
Binaenaleyh
BBundan dolayı, bunun üzerine
Binniyabe
BNaip eliyle; vekillik ile; vekaleten
Binâberin
BBundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle
Binâen-aleyh
BBunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı
Binâen-alâ-zâlik
BBundan dolayı; bunun üzerine
Bireysel başvuru
BTemel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere tanınan ulusal ya da ulusal üstü denetim yapılan yargı yolu. anayasa şikâyeti.
Bisud
BFaydasız;yararsız.
Bitap
BBitkin, yorgun.
Bitarıkıl’evlâ
BEvveliyetle; öncelikle
Biçare
BÇaresiz
Bi̇li̇rki̇şi̇
BBir davada, hukuk dışında kalan ve yargıcın bilmediği özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda görüşüne başvurulan kişi, ehlihibre, ehlivukuf.
Bono
BBir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.
Borç ilişkisi
Bİki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.
Butlan
BGeçersizlik
Bâ tapu
BTapulu; tapu ile tasarruf olunan
Bâ-husus
BHele; özellikle; üstelik
Bâb
BKapı
Bâdî olmak
BSebep olmak
Bâhir
BBelli; besbelli; açık; apaçık
Bâligân-mâbelâğ
BZiyadesiyle; bol bol
Bâlâ
BYukarı; yüksek; üst; yüce
Bâîs olmak
BSebep olmak; göndermek; gerektirmek
Bâ’de’l-isticar
BKira sözleşmesinden sonra
Bâ’de’l-istirdad
BGeri aldıktan sonra
Bî-ma’nâ
BManasız; anlamsız
Bî-taraf
BTarafsız
Bîtâp
BBitkin; güçsüz; takatsız; yorgun
Bölünebilir edim
BNiteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim
Bölünemez edim
BNiteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim
Bühtan
Bİftira, kara çalma
Bürhan
BKesin kanıt
Bürûz
BBelirme; ortaya çıkma
C.savcisi
CMüddei̇umum
Canîb-i beytülmal
CHazine tarafı
Canîb-i vakıf
CVakıf tarafı
Canîp
CYön; taraf; cihet; yan
Cari
CUygulanan; yürürlükte olan
Cari fiyat
CBir malın satışında ilan veya fiyat listesi veya etiket ile umuma arz olunan veya ticaret odalarıyla belediyeler ve borsalar gibi salahiyetli yerlerce tesbit edilen fiyat.
Casus belli
CSavaş nedeni, savaş gerektiren olay
Cebel
CDağ, yüksek tepe.
Cebir
CZor kullanma, zorlayış, zora başvurma, zor.
Cebr-i i̇cra
CHukuka aykırı davrananları zorla kurallara uydurma,zorlama
Cebri icra
CKendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları
Cebri satım
CMalikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım
Cebrî
CZorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak
Cedel
C“çelişmeler öğretisi” anlamına gelmekte ve reddedilmek istenilen herhangi bir görüşün ya da tezin, imkansız ve saçma olduğunun tartışma yoluyla ortaya çıkarılmasında kullanılmaktadır.
Celb-i menafi
CFayda sağlamak
Celesat-ı âti
CGelecekteki celseler, oturumlar
Celile
CBüyük; ulu
Celpname
CYargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı
Celse
CMahkemelerde bir muhakemenin, duruşmanın ve sair meclislerle heyetlerde müzakerelerin yapılması için, nisap dairesinde, azanın her toplantısı. celselerin açılması ve kapanması ve inzıbatı mahkeme veya heyet reislerine aittir.(cmuk.378)
Ceman
CToplam olarak,toplamı
Cemetmek
CToplamak; bir araya getirmek
Cemi ezmân
CBütün zamanlar; zamanların toplamı
Cemm-i gafir
CAlelade topluluk, kalabalık, sokak kalabalığı.
Cenup
CGüney
Ceraim
CCürümler, suçlar
Ceraîm
CSuçlar, kabahatler manasına gelen kelime, hukukta; özellikle kolluktan cumhuriyet savcılığına gönderilen suç ihbarı üzerine kayıtların aynı adla tutulduğu deftere denir. bu kayıt ceraim numarası alarak deftere işlenir.
Cerbeze
C1.haklı ve haksız sözlerle hakikati gizlemek, 2.güzel konuşma. 3.girişkenlik, beceriklilik.
Cereme
CBaşkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası
Cereyan
CBir şeyin gelişme, olma durumu
Cerh ü iptal
CÇürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme
Cevap layihası
CCevap dilekçesi, yanıt dilekçesi
Cevaz
COnay, izin , uygunluk
Cevaz-ı i̇stihdam kararı
CGörülen idari lüzum ve zarurete binaen azledilmek suretiyle vazifesinden uzaklaştırılan memurun yeniden memuriyete alınabilmesi için azleden dairece verilmesi icabeden karar.
Cevher
CMaya; öz; değerli taş; elmas
Cevval
CDavranışları çabuk ve kesin olan
Cevâmi’
CCamiler; mescitler; toplanılan yerler
Cevâz
CIzin; müsaade; caiz olma
Cevâz bahş
CIzin veren; müsaade eden
Ceza
CSuç işleyen kişilerin karşılaşacakları tepkidir,yani kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü müeyyidedir.
Ceza şartı
CCeza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı
Cezaevi
CHükümlü ve tutukluların kaldığı yer, ceza infaz kurumu
Cezayı kaldıran şahsi sebepler
CSuçun işlendiği sırada bulunmayan, ancak suç işlendikten sonra ortaya çıkan ve kişiye hiç ceza verilmemesini veya cezada indirim yapılmasını sağlayan şahsi sebeplerdir.
Cezrî
CAsıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden
Cibâyet
CAlma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili
Cihet
CYön; taraf; amaç
Cins tashihi
CTapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.
Ciranta
CBir senedi ciro eden, aktaran kimse
Ciro
CÇifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.
Cism-i câmid
CCansız cisim
Cismanî
CCisimle, bedenle ilgili; bedensel
Cismanî zarar
CKişinin vücut bütünlüğüne verilen zarar.
Cuz-i layetecezza
CBölünemeyen, parçalanamayan şirket payı, hisse.
Câmi
CCem eden;
Câmia
CTopluluk; zümre
Cânî
CCinayet işlemiş olan kimse
Cây-i teemmül
CEtraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur
Cünha
CEski ceza hukukunda cürümden hafif, kabahatten ağır nitelikteki eylemler
Cürmiyet
CSuç hali; suçluluk
Cürmü meşhut
CSuçüstü; göz önünde işlenen suç
Cürüm
CKabahat olmayan
Cürüm i̇snadı
CBirine iftira atmak ve kara çalmak manasına gelir.
Cürüm tasnii
CBir kimse hakkında cürüm uydurmak
Cüz
CBir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük
Cüzî icra
CBorçlunun malvarlığının bir kısmı ile, birkaç alacaklısına karşı olan sorumlulukları ile ilgilenir. i̇cra hukukunda haciz yolunu ifade eder.
Dahiliye vekâleti
Dİçişleri bakanlığı
Dain-i mürtehin
DBir alacağa teminat sağlamak amacıyla, bir mal üzerine kurulan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır.
Daktiloskopi
DParmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi. parmak izi incelemesi.
Darbımesel
DÇarpıcı söz, özlü söz.
Dava
DBir kimsenin diğer kimseden hakim huzurunda hakkını istemesi.
Dava veki̇li̇
DAvukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı.
Davaci
DMahkemede dava açan taraf.
Davali
DKendisine karşı mahkemede dava açılan kimse.
Davaname
DCumhuriyet savcısının komuyu ilgilendiren ancak ceza davası niteliği taşımadığı için hukuk mahkemelerinde görülecek olan davayı açtığı belge
Davanın ıslahı
DYargılama taraflarının usule ilişkin olarak yaptığı işlemlerinin gerekli giderleri karşılamak koşuluyla kanunda belirtilen süre içerisinde ve yöntemine uygun olarak tamamen veya kısmen düzeltilmesini sağlayan hukuksal bir yoldur.
Davayı mütekabile
DKarşı dava
Def-i mefasid
DZararı yok etmek
Defaat
DDefa, kez, kere, sefer
Defaât
DKereler; kezler; yollar
Defi
DTaraflardan birinin, hususiyle müddeialeyhin kendisine karşı açılan davada edadan kurtulmak için bavurduğu her türü vasıta.
Defter-hâne
DTaşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt
Defter-i hakanî
DEskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter
Defter-i hakanî idaresi
DEskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire
Defâtir
DDefterler; birlikte dikilmiş kağıtlar
Def’aten
DBir defada; birden
Def’i def
DDef’e karşı def’; savuya karşı savu
Delalet
DGösterme, yol gösterme, kılavuzluk, iz, işaret, aracılık.
Delegasyon
DHerhangi bir topluluğu temsil etmekle görevli yetkili kurul / herhangi bir işin sorumluluğunun başka bir kişi ya da kuruma aktarılması / yetkilendirme, görevlendirme.
Delil
DKanıt; tanıt; ipucu
Delil-i celî
DAşikar delil; belli, apaçık kanıt
Delâlet
DGösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık
Delâlet-i bil’işare
DIşaret ederek, hatırlatarak gösterme
Demdeme
DHiddetli söz. avaz. hosa gitmeyen sesler
Demirbaş
DBir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya
Demokratik devlet
DHalkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.
Depozito
DBir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.
Depresyon
DRuhi veya bedeni düşkünlük hali, dermansızlık
Der-akap
DHemen; arkasından
Der-dest-i rü’yet
DDava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava
Der-kâr
DMalum; aşikar; bilinen; belli
Der-piş
DEn önde; göz önünde bulunan; öngörü
Der-pîş etmek
DÖngörme; göz önünde bulundurma
Der-uhte
DÜstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama
Derc etmek
DAraya sokmak; arasına sıkıştırmak
Derceb etmek
DCebe atmak; kendine alıkoymak
Dercedilmek
DToplanmak, (bir metne) yazılmış veya konmuş olmak.
Derdest
DGörülmekte olan
Derdestlik itirazı
DTarafları veya konusu bakımından halihazırda açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın,aynı veya bir başka mahkeme önünde ikinci kez açılmasına yapılacak olan itirazı ifade etmektedir.
Derkenar
Dİlk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf/temyiz yoluna gidildiğine dair tensibe derkenar denir.
Dermeyan etmek
DIleri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak
Derpiş
DGöz önünde tutma, öngörme
Derpiş etmek
DÖngörmek,göz önünde bulundurmak
Deruhte
DKarşlamak, üzerine alma, üstlenme
Deruni
DKişilik hakkının manevi kolu, manevi kişilik hakkı.
Derç
DSokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme
Desise
DHile; oyun; entrika
Devair
DDaireler
Devlet
D“belirli bir toprak parçası üzerinde, egemen olan, belirli bir insan topluluğu”nun oluşturduğu bir siyasal düzen/bir tüzel kişiliktir.
Devlet şurası
DDanıştay
Devletler özel hukuku
DKişilerle devlet arasındaki bağı (tabiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan huku
Devremülk hakkı
DMesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.
Deyn
DBorç
Deâvî
DDavalar
Değer baha
DBir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat
Dibace
DBaşlangıç , giriş, ön söz.
Dilekçe
DBir isteği üst makama ulaştıran yazı,
Dilemma
DMüskül durum,ikilem
Disiplin cezaları
DBelli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.
Dispeççi
DDeniz kazasindan sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin ugradiklari zararlari ve bunlar tarafindan yapilan masraflarin nasil, kimler tarafindan ve ne oranda karsilanacagini belirleyen uzman.
Divan-ı ahkâm-ı adliye
DOsmanlı devleti’nin günümüzün yargıtay ve danıştay eşdeğeri olarak hizmet veren üst kuruludur.
Divan-ı muhasebat
DBüyük millet meclisine bağlı ve devletin bütün varidat ve masraflariyle mallarını ve hesaplarını onun namına murakabe edenlerin hesaplarını tetkik ve muhakeme ile mükellef bir heyet.
Dizelge
DListe
Doktirin
DBilimsel görüş , öğreti.
Doktrin
DÖğreti.
Donatan
DGemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir
Duhul
DGirme, giriş
Dun
D1.altta, aşağıda olan. 2.aşağı, aşağılık, alçak.
Duplik layihası
Dİkinci cevap dilekçesi. davalının cevap dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmesi üzerine, davacının cevap dilekçesine karşı davalanın vereceği ikinci cevap dilekçesi.
Duruşma
DDavacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, yargılamada iddia ve savunma makamlarının delillere dayanarak tartıştıkları, uyuşmazlıkların çözüldüğü süreç.
Duruşma salonu
DDuruşmaların yapıldığı yerdir.
Duçar olmak
DMaruz kalmak
Dys
DDoküman yönetim sistemi
Dâfi
DDefi’de, savuda bulunan kimse
Dâyin
DBorç veren; alacaklı
Dîvân-ı muhasebat
DSayıştay
Dönüm
DEski bir alan ölçüsü. dönümün metrekare olarak karşılığı 918,393 m² ‘dir.
Dûn
DAşağı; aşağılık; altta; aşağıda
Dûr
DUzak
Dûçâr
DTutulmuş; uğramış; yakalanmış
Düplik dilekçesi
DDavalının davacının replık dilekçesine verdiği cevap
Düstur
DKaide, asıl kaide, hattı hareket kaidesi manalarında da kullanılmıştır ki hukuki hükümleri maksada uygun ve veciz surette ifade eden şekil.
Düstur
DGenel kural, yasaları içine alan kitap, kanun , tuzuk , yonetmelikler kulliyati
Düstûr
DKanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi
Düvel
DDevletler
Düvel-i muazzama
DBüyük devletler
Düyun-u umumiye
DGenel borçlar i̇daresi
Düzenleme
DBir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet
Düçâr
DTutulmuş; uğramış; yakalanmış.
Ebniye
EBinalar; yapılar
Ecnebî
EYabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
Ecr-i müsemmâ
ETaraflar arasında belirlenen ücret
Ecrimisil
EBir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Ecrimisil
EBir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Eda
EEdim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda
EEdim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda davası
EDavalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Eda davası
EDavalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Edeb
EIyi terbiye; naziklik; usluluk
Edim
EAralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi
Edinilmiş mallar
EHer eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Efrad
EBirey
Efrâd
EFertler; bireyler
Ef’âl
EEylemler; fiiller, işler; ameller
Ehemmiyet
EÖnem
Ehil
EEhliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip
Ehl-i hibre
EBilirkişi
Ehl-i vukûf
EBilirkişi
Ehli vukuf
EBilirkişi
Ehlivukuf
EBilirkişi
Ehven-i ser
EKötünün iyisi
Ekalliyet(akalliyet)
EAzınlık
Ekber
EEn büyük, çok büyük
Eklenti
EBir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.
Ekser
EDaha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca
Ekseriyet
EÇoğunluk
Ekseriyeti ara
EOy çokluğu
Ekâbir
E1.devlet ileri gelenleri, makamca büyük kimseler. 2.kendini beğenmiş kimseler için kullanılır.
El-yevm
EBugün; şimdi; halen
Elfaz
EKelimeler; sözler
Elzem
EÇok gerekli
Elîm
EElemli; kederli acılı
Emare
EBaşlıbaşına bir hususun varlığını ispata yetmemekle beraber onun vuku bulduğuna işaret eden ve ancak diğer delillerle desteklenmesi kaydıyla hükme dayanak yapılabilen olgulardır.belirti, iz, ipucu
Emlak vergisi
EKonusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.
Emlâk-i sirfe
EYeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar
Emmi
EAmca
Emprevizyon nazariyesi
EBeklenmedik/umulmadık hal kuramı, antlaşmaların yapıldığı koşullarda köklü bir değişim olması durumunda uygulanmamasına imkân veren uluslararası hukuk ilkesidir.
Emr-i makzî
EHükme bağlanmış iş
Emsal
EBenzer, eş, denk, “emsal teşkil etmek” mesela, misal (örnek) kökünden gelir. anlamı (manası) başka davalara, olaylara, vukuatlara örnek, denk veya benzeri alınıp etüd taslak veya baz alınabilecek türden olabilecek herşey hukuki terim kapsamında.
Emtea
ETicaret konusu her türlü mal
Emtia
EEşya, mallar.
Emval
EMallar; mülkler
Emvâli menkule
ETaşınır mallar;taşınabilir mallar
Enfüsi
EÖznel; subjektif
Enkaz
EBina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri
Enterne etmek
EGöz altına almak, etkisiz hale getirmek
Envai mesalih
EIşlerin çeşitliği
Erat
EEr, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad. erler.
Erbaa
EDört
Erbâb
EEhil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler
Erbâb-ı vukuf
EBilirkişiler
Erk
Eİşi yapabilme kudreti , gücü
Esbab
EBir işe sebep olma
Esbab-ı mucibe
EGerekçe; gerektirici sebepler
Esbabı mucibeli ilam
EGerekçeli karar
Esham
EPay senedi; hisse senedi
Eshâb
ESahipler; bir şeyin malikleri
Eslem
EEn selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam
Esnaf
EIster gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
Etfal
EÇocuklar, sübyanlar.
Etimoloji
EKelimelerin kaynağını bulmak için uğraşan bilim dalı; birşeyin kökenini arayıp bulma bilimi
Evkaf
EVakıflar
Evleviyet
ETercihli; haydihaydi; öncelikle
Evrak
EYazılı kağıt
Evrâk
EYapraklar; kağıtlar; arşiv
Evrâkı müsbite
EIspat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler
Evsaf
ENitelikler
Evsafı mümeyyize
EBelirgin nitelikler
Evvelemirde
EHerşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak
Evvelâ
EBirinci olarak; herşeyden önce; ilk önce
Eyyam
EGünler, zamanlar
Ezcümle
EÖzellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası
Ezmân
EZamanlar, vakitler; anlar; çağlar
Eşcar
EAğaçlar
Eşhas
EŞahıslar; kişiler; kimseler
Eşkal
EŞeklin çoğul hali, şekiller. bir kimsenin tanınmasını sağlayan dış görünüşü
Eşkâl
EBiçimler; suretler; tarzlar
Eşraf
Eİleri gelenler; bir yerin tanınmış kimseleri; şerefliler
Faal nedâmet
FSuç işleyen bir kimsenin suçundan sonra pişmanlık duyarak işlediği fiilin sonucunu önlemeye çalışması, suç işlediği sırada pişmanlık duyması. aktif nedâmet.aktif pişmanlık.
Fahh
FAğ, kapan, tuzak
Fahri
FOnursal
Fail
FBir eylemi gerceklestiren kisi
Fait du prince
Fİdarî sözleşmenin koşullarının, idârenin sözleşme yapma yetkisi dışındaki başka bir yetkisine dayanarak aldığı karar veya yaptığı işlemleriyle ağırlaşması durumunda özel şirketin bu zararının karşılanması için kullanılan ilke.
Fakr-u zaruret
FFakirlik ve çaresizlik
Faraziye
FHukuk meselelerini, muayyen bir sistemin esaslarına muvakıf ve tenakuzlara mahal vermeyecek tarzda, halledebilmek için bu sistemin hükümleri ve hususiyetleri üzerine yapılan müşahede, mülahaza, kıyas, istikra ve hadiselerin verdiği mümkün mertebe toplu ne
Fariğ
FBir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi
Farz
FZorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma
Fasih
FAçık düzgün
Fasl etme
FHalletme; neticelendirme
Fasıl
FBölüm, kısım, evre
Fatura
FSatılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.
Faş etmek
Fİfşa etmek; açıklamak; sırları açıklamak, gizli olanı açığa vurmak,
Fehime
FAnlayış
Fek
FKaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme
Fekk-i haciz
FHukukî bir kısıtlama olan ‘ haczin ‘ kaldırılması
Feragat
FHakkından kendi isteğiyle vazgeçme. el çekmek
Feraiz ilmi
Fİslâm miras hukuku
Ferağ
FDevir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı
Ferd
FTek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı
Ferâgat
FVazgeçme; el çekme; dinlenme
Fer’ î
FBağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan
Fer’i ceza
FAsıl cezaya ek olarak verilen ceza
Fesh
FBozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma
Fesih
FDevam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.
Fesâd
FKarıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan
Feteva
FHukuki sorular ve cevapları
Feth-i kabir
FMezar açma i̇şlemidir.
Fetret
FZayıflık,uyuşukluk.
Fevk
FÜst,üst dereceli, astın üstünde yer alan
Fevkinde
FÜstünde; aşan
Fevt
FElden çıkarma, yitirme, yitme
Fezleke
FBir tahkikat veya muhakeme zabtının hülasası demektir.bunda tafsilata girişilmeden işin ana hatları gösterilir. bir teftiş raporunun kısaltılması halinde iktisab ettiği şekle de denir.
Fezleke veya tahkikat evrakı
FYapılan bir hukuki soruşturmada, tarafların ifadelerini, olayla ilgili kanıtları, tanık beyanlarını kısaca özetleyen, soruşturmacının görüşünü ve vardığı sonucu ortaya koyan rapor için kullanılır.
Fi-i cârî
FGeçer değer
Fiil ehliyet
FBir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.
Fiil ehliyeti
Fİşlem yapabilme ehliyetidir.
Fiili yol
Fİdarenin, hukuki bir dayanak olmadan faaliyet ve hizmet alanına girmeyen bir konuda eylemde bulunması i̇darenin haksız fiili
Fiktif
Fİtibari
Filhakika
FHakikatte; gerçekte; doğrusu
Firkat
FAyrılık acısı, üzüntüsü, ayrılış, ayrılma.
Fuar
FBelli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi
Fuhûş
FHaddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket
Fuzuli şagil
FKusurlu önem arz etmeksizin, bir malın zilyetliğini, yetkili kamu kurumunun izni, sahibinin rızası veya muvafakatı dışında eline geçiren, elinde bulunduran veya her ne surette olursa olsun bu malı tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişilere fuzuli şagil denir.
Fuzuli şâgil
FHukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden
Fuzûlî
FBoşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı
Fuzûlî işgal
FBir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek
Fâhiş
FAşırı; ağır; çok fazla
Fâsıl
FAyıran; bölen
Fâsıla
FAralık; ara
Fûru
FAşağıya doğru devam eden alt soy hısımları ifade eder.
Fürûht
FSatma; satım; satış
Fıkra
FKanunların, nizamnamelerin ve talimatnamelerin sıralanan ayrı ayrı hükümlerini göstermek için kullanılan bir bölüm işaretidir.
Fıktan
FYokluk
Fıkıh
Fİslâm hukuku
Fırka
FInsan kalabalığı grubu; parti
Fıtrî
FTabii; yaradılışındaki; doğasındaki
Gabin
G1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği
Gaip
GGörünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi
Gaiplik
GÖlüm tehlikesi içinde kayıp olmak ya da uzun süre haber alınamaması durumudur.
Gaiplik karinesi
GBir kimsenin, ölüm tehlikesi içerisinde kaybolması ve uzun süre haber alınamaması sonucunda, yargıç kararıyla hukuki kişiliğine son verilmesidir.
Galiz
GKaba ve çirkin, iğrenç.
Galle
GGelir; hasılat; yarar
Garamat
GTazminat, diyat gibi edası lazımgelen şeylerdir.
Garameten
GHerkese eşit olarak
Garantör
GGüvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen kimse, kuruluş veya devlet.
Garantörlük
GGarantör olma durumu.
Garaz
G(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç
Gardi̇yan
GCezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.
Garp
GBatı
Garra
GParlak, beyaz, güzel, şa’şaalı.
Gars
GAğaç dikme
Gasp
GBaşkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması
Gasıb
GBaşkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse
Gaybubet
GKaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik
Gayr (gayir)
GAyrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı
Gayr-i melhûz
GBeklenmedik; imkansız; olanaksız
Gayr-i mümkün
GOlanaksız; imkansız
Gayr-i müsavat
GEşitsizlik
Gayr-i resmî
GDevletin yürürlükte bulunan kanunları dışında kalan, kanun dışı, yasa dışı olan uygulamalar
Gayri kabili rücu
GGeri dönülemez
Gayrimenkul
GBir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.
Gayrimenkul mükellefiyet
GBir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.
Gayrimenkul tellallığı
GTaraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.
Gayrı vazıh
GKapalı
Gaî (gaiye)
GGaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin
Genel idare
GBütün ülkeyi kapsayan idare olup merkez teşkilatı”” ve “”taşra teşkilatı””ndan oluşur.”
Genel vekaletname
GBir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.
Gensoru
GTürkiye büyük millet meclisi’nde, milletvekillerince başbakana ya da bakanlardan birine bir sorunla ilgili olarak sorulan ve görüşmeler sonunda o konuda soruşturma açılması istenebilen soru.
Gerçek kişi
Gİnsanlar.
Gerçek kişi
GSağ ve tam doğmak şartıyla anne karnına düşmeden ölüme kadarki süre boyunca insanı tanımlayan hukukî terim.
Gerçi
GGerçekten; vakıa
Geçici tescil
GHalen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.
Geçit hakkı
GBir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.
Girift
GDolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama
Grafoloji
GYazıbilim
Grafolojik
GYazıbilimsel
Grev
GIşçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurululun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.
Gûna (gûne)
GTürlü; gidiş; tarz; yol; sıfat
Güzeran
GGeçici; geçen
Güzün
GSonbahar, güz mevziminde
Gıyâb
GHazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka
Hacet
HGerek; gereklilik
Hacir
HBir şahsın medeni haklarını kullanma salahiyetinin mahkeme tarafından kaldırılması.
Hacir altına almak
H-hastalık, bunama vb. sebeplerden dolayı davranışlarının nasıl sonuç vereceğini bilemeyen bir kişiyi mahkeme aracılığıyla mal ve mülk yönetimi bakımından kısıtlamak -medeni kanun’a göre çeşitli haklarını kullanmaya yetkili olan kişinin bu haklarını mahkeme kararı ile elinden almak, haklarını kullanma bakımından kısıtlamak
Haciz
HBorçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.
Hacizvaaz
HEl koyma
Hadd-i maruf
HMakbul olan had, emredilen, müsaade edilen hudud
Hafiyyen
HGizli olarak; saklı olarak; gizlice
Hafriyat
HKazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma
Hagb
HHükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kısaltması
Hail
HDuvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller
Haiz
HSahip; elde bulunduran; taşıyan
Hak
HHukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir
Hak ehliyeti
HSağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.
Hakem
HTarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı
Hakikiye
HHakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten
Hakk
HDoğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse
Hakk-ı hıyar
HSeçimlik borçlarda seçim hakkı
Hakk-ı mesil
HSu yolu hakkı
Hakk-ı mürûr
HGeçit hakkı
Hakk-ı şuf’a
HÖnalım hakkı
Hakk-ı şürb
HIçme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı
Hakkaniyet
HHak ve adalete uygunluk; doğruluk
Hakkı hıyar
HSeçimlik hak
Haksız fiil
HHukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir
Haksız iktisap
HBir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu
Halaza
HYere dökülen tohumlardan ertesi yıl hiçbir tarımsal faaliyet olmaksızın kendiliğinden yetişen bitki.
Halef
HBir makamda, görevde sonra gelen kişi
Halefiyet
HArdıl, yerine geçme, yerine geçen.
Halel
HBozma; bozukluk; eksiklik; zarar
Haleldar olmak
HBozulmak; çiğnenmek
Hali sabıka irca
HEski hale getirme
Hali sabıka irca
HEski hâle getirme (bkz. hmk 95. md. vd.)
Halita
HKarışım
Hamaset
HKahramanlık, yiğitlik, cesaret
Hamil
HElinde bulunduran, taşıyan gerçek ya da tüzel kişidir.
Hamule senedi
HTren ile taşımacılıkta kullanılan taşıma belgesi olup malların demiryolu ile taşınmasına ilişkin uluslararası anlaşmadır. hamule, aslen arapça bir kelime olup “yük” manasına gelmektedir.
Hapsen tazyik
HBir kimseyi ifasına mecbur olduğu hususu yapmaya icbar için kanuni salahiyete binaen hapsetmektir.
Hariciye vekâleti
HDışişleri bakanlığı
Harim
HGirilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
Harnup
HKeçi boynuzu
Hartama
HPedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;
Harâc-ı mukaseme
HArâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi
Harâc-ı muvazzaf
HArâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi
Has
HSıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme
Hasb-el-kanun
HKanun gereği
Hasb-el-memuriyye
HMemuriyet gereği
Hasbelkader
HRastlantı sonucu olarak, tesadüfen. yazgıdan dolayı
Hasbi
H1.gönüllü olarak ve karşılık beklemeksizin yapılan. 2.nedeni olmayan, nedensiz.
Hasebiyle
HYüzünden; dolayısıyla; bu nedenle
Haslet
HAhlak, nitelik, huy, mizaç
Hasren
HMuhasara ederek; etrafını çevirerek
Hasretme
HÖzgüleme,sınırlama;tahsis etme. bir şeyin bütününü birine, bir şeye ayarımak
Hasretmek
HAdamak, ayırmak, tahsis etmek.
Hasârât
HZararlar; ziyanlar; hasarlar
Hasîm
HIki düşmandan herbiri
Hasıl
HOlan, ortaya çıkan, görünen.
Hasılat
HGelir.
Hasılat kirası
HKiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.
Hasım
HDüşman, husumet
Hata
HYanılma, yanılgı
Hatîa
HGünah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık
Hava oyunu
HBir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir çeşit talih oyunu.
Havale
HYollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.
Havza-i fahmiyye
HKömür havzası; kömür bulunan bölge
Haylûlet
HEngel olma; araya girme; yolu kapama
Haymatlos
HHerhangi bir nedenle uyrukluğunu yitirmiş, hiçbir devletin yurttaşı olmayan, yurdu olmayan, yurtsuz (kimse).vatansız
Hayr (hayır)
HIyilik; iyi; faydalı iş; yarar
Hayrât
HSevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese
Hazine
HDevletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; maliye bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt;
Heder olma
HZiyan olma
Hedm
HYıkma; harap etme
Herc ü merc
HDarmadağınık. karmakarışık. allak bullak.
Hibe
HBağışlama
Hidematı amme
HKamu hizmeti
Hiffet
Hİrade sakatlanması, sonucunda ortaya çıkacak neticeyi öngöremeyip hata yapma, temkinsizlik
Hilaf-ı hakikat
HGerçeğe, hakikate karşı olan.
Hilafı
HTersi; aksi; zıddı
Hile
HBir kimseyi aldatmak, yanıltmak için yapılan oyun, çıkar sağlamak için, değerli bir şeye değersiz bir şey katma.
Hile-i şeriyye
HŞekil bakımından hukuka uygun bir işlemi vasıta kılarak yasaklanmış bir sonucu elde etmek amacıyla yapılan muamele anlamında fıkıh terimi.
Hilkat
HYaratılma; yaratılış; tabiat
Hilkat garibesi
H1.bedeninde doğuştan normal olmayan gariplikler bulunan kimse. 2.acayip, garip, tuhaf şey.
Himaye
HKoruma; korunma; birine arka çıkma
Hini dava
HDava sırasında
Hini hacet
HGerektiğinde
Hisse-i şayia
HYaygın hisse; ortak pay
Hissi kablel vuku
HOlacak bir hadiseyi önceden bilme-görme,hissetme. önsezi, içine doğma.
Hissikablelvuku
HÖnsezi
Hitâm
HSon; bitim; tükenme; nihayet
Hizmet sözleşmesi
Hİşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.
Hi̇tam
HBitim, bitiş, sona eriş, son
Hod-be-hod
HKendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden
Hodbehot
HKendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.
Huda
HAktarma
Hudûs
HSonradan peyda olma
Hukuk
Hİçtimai hayat nizamının muhafaza ve idamesi için cemiyet azası sıfatiyle fertlerle fertler, veya cemiyetle -yani devletle- fertler, yahut muhtelif devletler arasındaki münasebetleri tanzim eden usul ve kaidelerdir.
Hukuk boşluğu
H: somut bir olaya uygulanacak hükmün, yazılı ya da yazısız hukukta yer almamasıdır.
Hukuki işlem
HBir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.
Hukuki tağyir
HBir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi
Hukukun şeklî kaynakları
HHukuk kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.
Hukukî
HHukuksal olan.
Hulâsa
HÖzet
Hulûl
HGelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi
Husule gelmek
HDoğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak
Husumet
HBir davanın ikamesi üzerine davacı ile müddeaaleyh arasında husule gelen vaziyeti ifade eder.
Hususi
HÖzel, özel olarak, kişiye ait olan
Hususi esbabı hüküm
HÖzel hüküm sebepleri, kanunda sayılan deliller dışındaki delil yöntemleridir.(hmk m.192)
Hususî
HÖzel; kişiye ait
Husûmet
HHasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma
Husûsat
HBakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler
Hâdis
HMeydana gelen; çıkan; yeni çıkan
Hâkim
HYargıç, yargılama yapan kişi
Hâki̇m
HMillet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse, yargıç.
Hârîm
HBaşkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem
Hâsim
HHasmeden; kat’eden, kesip atan
Hâss
HÖzgü
Hâvi
HKapsar; kapsayan; içeren; içerir
Hâzık
Hİşinin ehli, usta, maharetli, becerikli, mahir, usta doktor, uzman hekim.
Hüccet
HSenet; delil; belge
Hükema
HHakimler, alimler
Hükkâm
HHakimler; yargıçlar
Hükmî şahsiyet
HTüzel kişilik
Hüküm
HBir dava mahkemesinin hukuksal uyuşmazlığı çözen son kararıdır.
Hükümlü
HHakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşmiş olan kimse.
Hükümsüzlük
HBir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.
Hükümözlü
HYerel mahkeme tarafından hüküm kararı verilmiş ancak hükmü henüz kesinleşmemiş tutuklu
Hülasa
HÖzet, fezleke
Hünsa
HErkek ve dişi cinsellik organları kendisinde birlikte bulunan (birey)
Hüsnü ceryan
HIyi icra etmek
Hüsnüniyet
HIyiniyet
Hüviyet
HKimlik
Hıfz
HSaklama; koruma
Hıfzısıhha
Hİnsan sağlığını korumak için vücûdun ve içinde yaşanan çevrenin sağlık şartlarını inceleyen, buna göre tedbirler alan ve bu çalışmalardan bahseden hekimlik kolu, sağlık koruma, sağlık bilgisi, hijyen.
Hırsız
HBaşkasının malını çalan kimse, uğru
Hısımlık
HEvlenme ya da evlat edinme vasıtasıyla gerçek kişiler arasında oluşan bağdır.
Iade-i mahkeme
İMahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, ceza muhakemesi kanunu’nda belirlenen hallerde (cmk md.311) hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılmasına “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” denilmektedir.
Iade-i muhakeme
IYargılamanın yenilenmesi
Iaşe
IYaşatma; besleme; geçinme
Iaşe
İYedirip , icirme , besleme bakma
Ibhâm
IKapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma
Ibka
IDevamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma
Ibka
İKalmış, bırakılmış
Ibra
IAklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi
Ibraname
İİki taraf arasında herhangi bir alacak ya da verecek olmadığını ve tarafların bu konuda hak talep etmediğini gösteren belge
Ibraz
IGösterme; meydana çıkarma; sunma
Ibtida
IBaşlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta
Ibâre
IDeyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz
Icabet etme
IUyma
Icabı hal
IDurumun gereği
Icap
İÖneri, teklif
Icar
IKiraya verme; kiraya verilme
Icareteynli vakıf
IIvedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar
Icazet
IIzin; ruhsat, diploma
Icazet
İMüsaade, ruhsat, mümeyyiz küçüklerin kendiliklerinden yaptıkları borçlandırıcı işlemleri velî veya vasîlerince sonradan verilen izin, müsaade.
Icbar
IZorlamak
Icbar
İZorlama, zorunda bırakma, zorla bir işi yaptırma.
Icbar etme
IZorlama
Icmal
İÖzet
Icmâl
IKısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı
Icra tetkik mercii
Iİcra-i̇flas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.
Icâb
IGerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz
Icâre-i müeccele
ISonradan alınacak kira
Icâzet-i lâhika
IBir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması
Idame
IDevam ettirme; sürdürme
Iddet müddeti
İBekleme süresi. türk medeni kanunu’na göre boşanan kadının tekrar evlenmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süre.
Iddet – iddet müddeti
İTürk medeni kanunu’na göre boşanan kadının tekrar evlenmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süre.
Iddianame
İCeza yargılamasında, hazırlık soruşturmasının kamu davasının açılması için yeterli düzeye eriştiğinin anlaşılması üzerine savcının dava açtığını bildiren yazılı belge.
Ide
İDüşünce, fikir.
Idâre-i husûsiyye
IIl özel idaresi
Ifa
IÖdeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim
Ifadat
ISözler
Ifade
IAnlatma; anlatış; anlatım
Ifham
IAnlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme
Iflas
IBorcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.
Ifraz
IArazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme
Ifrağ
IBir durumdan başka bir duruma sokma
Iftikar
İYoksulluğunu, fakirliğini açığa vurmak
Iftira
İBir kimseye gerçek olmayan, olumsuz bir durumu, bir suçu, amaçlı olarak, bilerek yükleme
Ifşa etmek
İAfişe etmek , ortaya çıkarmak, ilan etmek , yaymak…
Ifşasına müeddi
IAçıklanma gereği
Ihale
IArtırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.
Ihbar
IHaber verme; bildirme; bildirim
Ihdas
IOrtaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma
Ihfa
ISaklama
Ihkak-ı hak
IKendiliğinden hak alma
Ihlal etmek
IZarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak
Ihmal
IDikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme
Ihraz
IBenimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme
Ihraç
IÇıkarma; dışarıya mal satma; dış satım
Ihtar
IHatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım
Ihtarname
IBir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.
Ihticâc
IDelil veya tanık gösterme
Ihtilaf
IAnlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı
Ihtilat
IKarışma; katılma; bir araya gelme
Ihtilâs
İNitelikli zimmet anlamına gelmekte olup zimmetin hile ya da aldatıcı bir yöntem ile gerçekleştirildiği durumlardır
Ihtimam
IÖzen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme
Ihtirâzi kayıt
IÇekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması
Ihtisaren
İKısaca, özet halinde
Ihtiva etmek
IIçermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak
Ihtiyar etmek
ISeçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek
Ihtiyari
İİsteğe bağlı, seçmeli olan
Ihtiyarî
IIsteğe bağlı; seçmeli; istemli
Ihtiyat
ISakınma;
Ihtiyati tedbir
IDavacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.
Ihtizaz
İTitreşme, titreşim.
Ihya
İYeniden canlandırma, çok iyi duruma getirme,geliştirme, güçlendirme.
Ihzaren celb
ISanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme
Ihzarî
IHazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan
Ihzâr
IHazırlama; huzura getirme;
Ihâta
IBir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi
Ika etmek
IYapmak; etmek; oluşturmak
Ikale sözleşmesi
İBozma sözleşmesi, işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi
Ikamet etme
IBir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.
Ikametgah
IBir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer
Ikmal
ITamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması
Ikrah
İKorkutma, tiksinme, iğrenme
Ikrah
İKorkutma
Ikrar
ISaklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul
Ikraz
IBorç verme; ödünç verme
Ikraz
İBorç verme ;ödünç verme.
Ikrâh
IKorkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak
Iktibas
İ1.ödünç alma. alıntı. 2.yabancı hukukun tamamen ya da bazı kanunlarının olduğu gibi veya değiştirilerek kabulüdür. benimsenen hukukun, benimseyen ülke tarafından istenerek gönüllülük esasına dayalı, bilinçli olarak seçimi ve aktarılmasıdır.
Iktifâ
IYeter bulma; yetinme
Iktiham
İ(bir zorluğu) giderme, kaldırma, yenme; (olumsuz bir duruma) dayanma, katlanma
Iktirân
IYakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme
Iktisabî
IKazanma ile ilgili; edinme ile ilgili
Iktisadi
IEkonomik
Iktisap
IKazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme
Iktiza
IGerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)
Ikâme
IYerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma
Ila-nihâye
ISonuna kadar
Ilamlı icra takibi
IPara veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.
Ilamsız icra takibi
IElinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.
Ilanihaye
İSonsuza kadar.
Ilga
IOrtadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme
Ilhak
İKendine bağlama, kendine takma
Ilka
IKoymak, birakmak. terk etmek, öne atmak
Illet
IHastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep
Illiyet bağı
INedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki
Illiyet rabıtası
İNedensellik bağı
Ilmi içtihatler
IHukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.
Ilmî
IBilimsel
Ilmühaber
IBelge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi
Iltibâs
IKarıştırılma; benzeşim; karışıklık
Iltihâk
IKatılma; karışma
Iltimas
İKayırma, ayrıcalık gösterme
Iltisak
İKavuşma, bitişme, birleşme, bağlantı
Iltisâk
IYapışma; bitişme; kavuşma
Iltizam
IKendi için gerekli sayma; gerektirme
Iltizami muamele
IBir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;
Ilzâm
ISusturma; bağlama
Ilânihaye
İSonsuza değin, sonsuza kadar
Imdi
IBuna göre; şu halde; o halde
Imha
IYok etme; ortadan kaldırma; mahvetme
Imhal
İMühlet verilmesi,süre verilmesi, erteleme.
Imhal etmek
İMehil vermek, süre vermek, sonraya bırakmak
Imhâl
IMühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma
Imlâ
IDoldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi
Imtina
IKaçınma; çekinme
Imtisâl
IGerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme
Imtiyaz
IAyrıcalık; farklılık
Imâl
IYapma; yapılma; meydana getirme
Imâr
IBayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme
Inbiâs
IGönderilme; meydana çıkma; ileri gelme
Ind-el-hâce
ILâzım olduğu; gerektiği zaman
Ind-ettemyiz
ITemyiz sonunda; temyiz olunduğunda
Indelhace
İİhtiyaca binaen, ihtiyaca göre
Indinde
IYanında
Infaz
İBir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm. yargı sonunda verilen kararın uygulanması
Infisah
IOrtadan kalkma; dağılma; fesholma.
Infisâh
IFesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma
Infâk
IBeslemek; geçindirmek; nafakalandırmak
Inhisar
ITekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması
Inhisari
İKendi başına, tekelli
Inkisâm
ITaksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma
Inkiza
IBitim; sona erme
Inkişaf
IAçılma; gelişme; gelişim; açınım
Inkılâp
IDeğişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim
Inkıta
IKesilme; kesinti; ara verme
Inkıyâd
IBoyun eğme; kendini teslim etme
Insicam
İBir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlılık
Insicâm
IBir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık
Intac
ISonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme
Intifa
IYararlanma; bir şeyden istifade etme
Intifa hakkı
IYararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi
Intihal
İAşırma, bilgi hırsızlığı
Intihâb
ISeçme; seçilme; seçim
Intikal
IBir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi
Intizam
İDüzenli, düzgün olma.düzen, çekidüzen
Intizâm
IDüzgünlük; çeki düzen; düzenlilik
Intizâr
IBekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme
Inzibât
IYolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen
Inzimâm
IEklenme; katılma; ilave
Inşaî hak
IYenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak
Inşâî
IInşaya, yapıya ait
In’ikad
IBağlama; kurulma; toplanma
Ipham
IBelirsizlik
Ipka
IKalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme
Ipotek
IHak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.
Ipotek akit tablosu
Iİpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.
Ipotek belgesi
ITapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.
Ipotekli borç senedi
ITaşınmaz rehni ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.
Iptal
IHukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmışbir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır
Iptida
İBaşlangıç, ilk
Iradi
İ1.dışsal bir zorlama olmaksızın, kişilerin iradeleri sonucu olarak ortaya çıkan 2.i̇radeli, istençli 3.(osmanlı dönemi) iradeden gelmiş. konulmuş, yerleştirilmiş
Irae
ITayin etme; gösterme
Irae edilmek
IGösterilmek
Iras
IYapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma
Irat senedi
IBir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.
Irca
IEski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme
Irca olunma
IEski duruma getirme; çevirme; döndürme
Irsen
IIrs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)
Irtibat
IBağlantı; ilişki; ilgili olma
Irtifak
IHacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim
Irtifak hakları
IBir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.
Irtikap
İMenfaat sağlama
Irtikâb
İBekleme, gözleme. bir işe girişmek
Irtikâp
İKötü iş yapma, kötülük etme. yalan söyleme, hile yapma.
Isbât
IŞahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma
Isdar etmek
IÇıkarmak
Iskan ruhsatı
IBir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve i̇mar kanunu’na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.
Iskat
IDüşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal
Islah
IDüzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme
Islah
İTaraflardan birisinin davada yapmış olduğu bir usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesidir.
Islah etmek
I(bir şeyi) daha iyi bir duruma getirmek, düzeltmek, iyileştirmek.
Islahât
IDüzeltme veya iyileştirme işleri
Isnad
IBir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme
Isnat
İBir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme
Istiane
IYardım isteme
Isticar
IKira ile tutma; kiralama
Isticvab
İBir tarafın kendi aleyhine olan belli bir veya birkaç vakıa hakkında mahkeme/hakim tarafından sorguya çekilmesi (dinlenmesi) demektir.
Isticvap
ISorguya çekme; sorguya çekilme
Isticvap name
İYapılan sorgulamanın yazıldığı kağıt
Istida
IDilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme
Istida
İ1.dilekçe, arzuhâl. 2.emanet bırakma , himaye talep etme.
Istidlâl
IBir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama
Istifa
Iİsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.
Istifade
IYararlanma; faydalanma
Istifham
İSoru;
Istiglâl
IIpotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma
Istihap
IYanına almak
Istihdâf
IHedef tutma; amaç edinme; amaçlama
Istihdâm
IHizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma
Istihkak
IHak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma
Istihkak davası
ITaşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava
Istihlak
İTüketim
Istihlâk
ITüketim; kullanarak bitirme
Istihrâç
IÇıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama
Istihsal
IÜretim; üretme; elde etme
Istihza
İAlay, ironi
Istikraz
IBorç alma; ödünç alma
Istikşaf
İAraştırma
Istilzâm
IGerektirmek
Istimlak
İKamulaştırma,
Istimval
IIlgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması
Istimâ
IDavada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi
Istimâl
IKullanma
Istina
IDayanak; dayanma
Istinabe
İDavanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yerde bulunan bir tanığın, tanığın bulnduğu yerde ki mahkeme tarafından ifadesinin alınması
Istinad
IDayanma; senet, delil sayma
Istinaden
İ(bir görüşe, gerekçeye) dayanarak, güvenerek, dayanılarak, dayandırarak.
Istinkâf
IÇekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma
Istinsah
ISuret çıkarma
Istinâd etmek
IDayanmak; bir şeyi dayanak(mesned) olarak almak
Istirdâd
IGeri alma; alınma; geri isteme
Istisna
IAyrı tutma; kural dışı sayma
Istisna sözleşmesi
IYüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.
Istivcap
İBir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında mahkeme tarafından dinlenmesi anlamına gelmekte olup, davanın aydınlatılmasına katkıda bulunan bir usul işlemidir.
Istizan
İBir şeyi yapmak için izin alma, izin isteme, yetki isteme
Istişare etmek
İDanışmak
Isti’dâd
IKabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek
Istılâh
ITerim
Isâl
IVardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma
Is’af
IYerine getirme
Ita
IVerme; ödeme
Itfa
ISöndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme
Itham
İSuçlama, suçlu görme.
Itiyat
İAlışkanlık, huy
Itlâk
ISalıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir
Itmam
ITamamlama
Ittiba
IUyma; itaat etme
Ittiham
İSuç altında bulunmak, suçlamak. töhmet altında olmak, suçlandırmak.
Ittihaz
İKabullenmek
Ittihaz etmek
İSaymak, tutmak, … olarak görmek.
Ittihâd
IBir olma; birleşme; birlik
Ittihâz
IEdinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma
Ittisâl
IBitişme; kavuşma; yakınlık
Ittıla etmek
IÖğrenmek, haberdar olmak.
Ivaz
IKarşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat
Ivazlı akit
IIki tarafa borç yükleyen sözleşme
Ivazsız akit
ITek tarafa borç yükleyen sözleşme
Ivedi
İAcele , çabucak…
Izaa
IKaybetme; yitirme
Izafe
IZammetmek; katmak; karıştırmak
Izahtan vareste
İAçıklanmaya gerek olmayan, apaçık ortada olan.
Izale
IGiderme; giderilme
Izale-i şüyuu
IHerhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.
Izale’i şüyu
İHerhangi bir ortak malın ortaklar arasında paylaşılamaması sonucunda mahkeme yolu ile satılması ve paylaşılmasıdır. paydaşlığın giderilmesi de denilebilir.
Izhâr
IAçıklama
Izrar
IZarar verme; zarara sokma.
Iztırar
IZorunluluk, çaresizlik, mecburiyet
Iztırar hali
IKişinin açlık,susuzluk hali nedeniyle yada mevcut bir tehlike nedeniyle;üçüncü kişiye verdiği zarardan dolayı sorumluluk durumuna ilişkin hukuki konumu. bk.mad.52/;765 s.tck.mad.49/3; tmk.mad.753
Iztırâr
IZorunluluk; çaresizlik.
Içtihad
IÖzel görüş; anlayış; kavrayış
Içtima
IToplanma; toplantı; bir araya gelme
Içtimaî
ISosyal; toplumsal
Içtinap
IKaçınma; çekinme
Iğfal etmek
İAldatmak, kandırmak, baştan çıkarmak
Iğfal kabiliyeti
İAldatma,kandırma yeteneği
Işbu
İBu, özellikle bu, tam olarak bu.
Işgal
ITapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.
Işhâd
IŞahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme
Işkâl
IZorlaştırma; güçleştirme
Işmam
İHafif olarak duyurmak, koklatmak. hissettirmek
Iştigal
IMeşgul olma; bir işle uğraşma
Iştira hakkı
IHak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik
Iştirak halinde mülkiyet
IKanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.
Iştirâ
IAlım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak
Iştirâk
IKatılma; ortak olma; ortaklık
Iş’âr
IBildirme; yazı ile bildirme; gösterme
İade
İGeri verme; geri çevirme; eski duruma getirme
İade-i muhakeme
İMuhakemenin iadesi.
İbate
İBir yerde barındırma
İbra
İBir kimsenin zimmetini haktan beri kılmaktır ki, iki kısımdır : biri ibra-i iskat, diğeri ibra-i istifadır.
İbraname
İAklama belgesi
İbraz
İTicari senetler muamelelerinde senedi, hamilin muhataba veya borçluya göstererek kabulünü veya tediyesini istemesine denir.
İcap
İİnşayı tasarruf için iptida söylenilen sözdür ki tasarruf onunla ispat olunur.
İcar
İKira
İcbar
İZorlama
İcmâl
İÖzet, kısaltma, yorum
İcra
İBir mahkemenin ilamının veya idari bir kararın hükmünün yerne getirmek demektir.
İcra vekilleri heyeti
İBakanlar kurulu
İctima
İToplantı, toplanmak, biraraya gelmek
İddia
İİleri sürülerek savunulan düşünce, sav.
İddianame
İSoruşturma sonunda savcının topladığı delilleri, şüphelilerin cezalandırılmasını talep ettiği kanun hükümlerini ve bu hükümlerde yer alan karşılıklarını, gerekçeleri ve kurduğu illiyet bağı ile birlikte izah-talep ettiği metin.
İfa
İYerine getirme
İfa etmek
İYapmış olmak, yerine getirmek
İfrat
İHerhangi bir konuda aşırı gitme, aşırılık
İfraz
İAyırmak, tefrik etmek.
İfsat
İKarışıklık, düzeni bozma
İfşa
İAçığa çıkarma, açığa vurma.
İhraz
İKazanmak, elde etmek.
İhsas-ı rey
İ1- tarafını belli etmek 2- hakimin devam etmekte olan davaya ilişkin görüşünü ( kararını ) belli ederek davanın seyrini etkilemesidir.
İhsas.
İKapalıca anlatım, hissettiriş.
İhtar
İUyarı, uyarma, bir şeyi birine anımsatma
İhtarname
İBir kişinin ya da kurumun hukuki boyutu olan durumlar için kanunlara, sözleşmelere ya da gelenek ve göreneklere dayanarak ilgili tarafa yazılı olarak hak ve taleplerini bildirmesi
İhticaca salih olmak
İYazılı bir belegenin delil olabilme gücüne sahip olması.
İhtilaf
İAnlaşmazlık, çekişme. aykırılık. söz, tutum, durum ve davranışlarda birbirine aykırı ve muhalif olma. çelişki.
İhtilat
İKatılma, başkalarıyla ilişkilerde bulunma, haberdar yaşam.
İhtira
İBilimsel buluşlar üzerindeki haklar
İhtirazi kayıt
İMuayyen hakları kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu hususta vaki beyanıdır.
İhtirazi kayıt
İTaraflardan birinin sözleşmelerin ya da uluslararası anlaşmaların bir maddesine çekince koyması, ihtirazi kayıt koyduğu konuda/maddede bir takım haklarını saklı tutması ya da şarta bağlaması şeklinde kendini gösteren şart
İhtirazi kayıt
İ1.çekinme, sakınma, çekince 2.belli hakların kullanma hakkının saklı tutulması
İhtisas
İUzmanlık, uzmanlaşma.
İhtiva
İİçine alma, içinde bulundurma, içerme
İhtiyati haciz
İRehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir borcun alacaklısının, borçlunun elinde veya üçüncü şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilmesidir.
İhtiyati haciz
İBir para alacağının zamanında ödenmesinin garanti altına alınması amacıyla, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden, geçici olarak el konulmasıdır
İhzar
İHazır bulundurma, hazır hale getirme. duruşmalarda hâkim önünde hazır bulundurma.
İka
İYapma, etme.
İka etmek
İGenetik olarak insan ırkının ıslahı bilimiyapmak,etmek,oluşturmak.
İkale
İBir hukuki muamelenin vücut verdiği bir vaziyeti, ikinci bir hukuki muamele ile eski haline getirmek demektir.
İkale
İİbraname bir borcun sona ermesi anlamına gelirken; ikale, borcu doğuran hukuki işlemin sona erdirilmesi, eş deyişle, iş akdinin sonlandırılmasına karşılık gelmektedir.
İkale sözleşmesi
İİşçi ve işverenin aralarında karşılıklı olarak yapacakları bir anlaşmayla iş akdine her zaman sona erdirebildikleri sözleşmeye denir
İkametgâh
İMesken, konut, ikâmet edilen yer. bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer. herkesin bir tek ikâmetgâhı vardır. tüzelkişilerin bazen birden çok ikâmetgâhı bulunabilmektedir.
İkbal
İYüksek bir makama ya da iyi bir duruma erişme
İkmal
İEksik malzemenin tamamlanması,temin edilmesi.
İkmalen vergi tarhı
İİkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.
İkrah
İBir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak
İkrar
İAleyhine hukuki neticeler husule getirebilen maddi veya hukuki bir vakıanın doğruluğunu tasdiktir.
İkrazat
İBorç verme, borçlar.
İktibas
İÖdünç alma, ödünç alınan şey, alıntı
İktifa
İYetinme
İktisap
İBir şeyin mülkiyetini elde etmek demektir.
İktisat vekâleti
İEkonomi bakanlığı
İktizâ
İGerek;lüzüm.
İkti̇bas
İÖdünç alma. alıntı.
İlam
İBir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge.
İlamat
İBir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar.
İlga
İKanun, tüzük veya yönetmeliklerin yeni bir kanun, tüzük veya yönetmelikle yürürlükten kaldırılmasıdır.
İlliyet bağı
İNedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki.
İlmühaber
İBirinin yer,hal,medeni durum vb şeylerini gösteren resmi belge. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge,alındı kağıdı
İltibas
İKaristirilma; benzeşim; karışıklık.
İltica
İSığınma
İltihak
İBaşka devletler tarafından imza edilmiş bulunan bir muahedeye iştirak etmek isteyen diğer bir devletin müracaat ettiği hukuki muameleye denir.
İltisak
İKavuşma, birleşme, bitişme.
İltisak
İKavuşma, bitişme, birleşme
İlzam
İBir şeyi lazım kılmak.
İmhal
İMühlet vermek
İmtiyaz
İFarklılık, ayrıcalık.
İmtiyaz
İBaşkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık
İmza
İKendi ismini veya kendine ait bir işareti, kendisinin kabullenerek yazması.
İnfaz
İGereğini yapma;yerine getirme; icra etme
İnfial uyandırmak
İKızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak
İnfisah
İAkdin kendiliğinden ortadan kalkmasıdır.
İnha
İBirini resmi bir göreve atamaya ya da bir üst aşamaya getirmeye ilişkin, ilgili makama yazılmış öneri yazısı.
İnhisar
İTekel
İnikad
İAkdin kuruluşunu ve hukukî varlık kazanmasını ifade eden i̇slâm hukuku terimi
İnkılâp
İDevlet eliyle memleketin içtimai hayatının ve müesseselerinin makul ve ölçülü metotlar ile köklü bir surette yenileştirilmesi.
İnsiyak
İİçgüdü
İntaç
İSona erdirme, bitirme
İntibak
İBir durum ya da çevreye uyma, uyum; uyarlama, uyarlanma.
İntibak
İBir duruma, bir ortama ya da çevreye uyma, alışma.
İntifa hakkı
İBaşkasına ait bir maldan yararlanma, başkasına ait bir malı kullanma hakkı.
İntifak hakkı
İBir eşyayı sadece kullanma ve ondan yararlanma yetkisi sağlayan ayni haktır.
İntihab
İSeçme,seçilme,seçim.
İntihal
İAşırma (hırsızlık), başkasına ait düşünce, görüş, bilimsel eser, yazı ve dizelerin, kaynak gösterilmeden kendisine aitmiş gibi gösterilmesi.
İntizar
İBekleme, gözleme
İntişar etmek
İYayılmak, çıkmak, yayımlanmak.
İnti̇fa hakki
İBaşkasına ait taşınır ya da taşınmaz bir mal, bir hak ya da belirli bir mal varlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı tanıyan bir irtifak hakkıdır.
İptidai itiraz
İIlk itiraz
İrad senedi
İBir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.
İrtifak
İMevcut bir mal üzerinde kullanma hakkı.
İrtihal
İGöçme, ölme
İrtihan
İRehin olarak alma, alınma.
İrtikap
İKötü iş yapma, kötülük etme yiyicilik. yalan söyleme, hile yapma.
İsnad
İBir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme, bir şeye dayandırma, yükleme.
İsnat
İBir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme. karacılık, iftira.
İsticvap
İSorguya çekme.
İstihkak
İKazanılan şey, hakedilen.
İstihkak davası
İTaşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddiasında bulunmayı konu alan dava.
İstihlaf
İMirasçı murisin haklarını ve borçlarını istihlaf eder. ( ardıl (halef) olma. )
İstihsal
İÜretim; üretme; elde etme
İstikak
İİspat davası
İstikraz
İÖdünç alma, borç alma.
İstiktab
İSöyleyip yazdırma, yazısını kontrol etmek için bir kimseye bir kaç satır yazı yazdırma.
İstiktap
İTarafı sorguya çeken yargıcın yeteri kadar ikna olmaması durumunda,senedi imza ettiği iddia olunan tarafa yazı yazdırması,imza attırması; yargıç, istiktap yoluyla elde edilen imza ile elde bulunan imzayı karşılaştırır ve ikna olmaya çalışır
İstikşaf
İAslını anlamaya çalışma, keşfe çalışma, keşif çalışması yapma
İstikşafi
İKeşif, tanıma amaçlı görüşme
İstima
İDavada dinleme,yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlenmesi
İstimlâk
İKamulaştırma; kamu kurum ve kuruluşlarınca kamu yararı kararına dayanılarak özel mülkiyete konu taşınmazların bedeli peşin ödenerek alınması
İstimrar
İSürüp gitme, süreklilik.
İstimval
İDevletin,olağanüstü durumlarda ilgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin elindeki mallara el koyması
İstinabe
İDosyanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.
İstinabe
İBir mahkemenin kendi yargı çevresi dışında ifa edilecek bir iş için bir başka mahkemeden iş yahut işlemin ifası isteminde bulunması
İstinaden
İBir görüşe, bir düşünceye dayanarak, güvenerek.
İstinaden
İBir görüşe, gerekçeye dayanarak, güvenerek, dayanılarak, dayandırarak.
İstinaf
İTemerrüte düşen borçlunun borcun muaccel olması anından borcun ifasina kadar geçen zamandaki faiz.
İstinaf
İBir işe yeniden başlamak, dava mahkemeleri ile temyiz mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isim.
İstinaf kanun yolu
İİstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf mahkemesi
İİstinaf, arapça kökenli bir kelime olup,i̇stinaf mahkemesi yargıtay ile ilk derece mahkemeleri arasında olan yargısal denetimin adıdır.
İstinkaf
İSakınmak
İstirdad
İBir şeyi sahibine iade etmek ve geri ödemek
İstirdat
İGeri almak.
İstisna
İAyrı tutma; kural dışı sayma.
İstisna akdi
İYüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.
İstizag
İHerhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme.
İstizah
İAçıklama istemek
İstizah
İHerhangi bir durumla, sorunla ilgili olarak açıklayıcı bilgiler isteme.
İstişare
İDanışma
İta amiri
İSatın alımlarda ihale ve ödeme onayı için imza yetkisine haiz kamu görevlisi
İta amiri
İÖdemeye yetkili görevli
İtfa
İÖdeme
İtidal
İÖlçülülük; aşırı olmama; orta olma; ılımlılık
İtikaf
İBir yere çekilip ibadet etmek.
İtiyadi
İTekrarlanan, alışkanlık haline gelen
İtiyadi suçlu
İKasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi
İti̇zar
İKusurunu beyan edip af dileme
İtlaf
İÖldürerek ortadan kaldırma, yok etme, öldürme
İttisâl
İBitişme; kavuşma; yakınlık. “
İvazlı i̇ktisap
İBir malın mülkiyetinin veya bir menkul değerin, bir kişiden bir başka kişiye, karşılığında herhangi bir bedel (ivaz) sağlanmadan veya öngörülmeden, geçirilmesidir.
İvazsız akit
İTek tarafa borç yükleyen sözleşme
İvazsız tasarruf
İHerhangi bir karşılık alınmadan yapılan bir hukuki işlemlerdir. borçlu tarafın herhangi bir kazanımı olmadan alacağından feragat etmesini, miras hissesinden vazgeçmesini veya bir mal vermeyi söz vermesi ivazsız tasarrufa örnek teşkil eder .
İvedi
İAcele
İyi niyetli 3. kişi
İBir hakkın kazanılmasında iyi niyeti hukuk düzeni tarafından korunan kişidir
İzale
İGiderme, sona erdirme
İzale i şüyu
İOrtaklığın giderilmesi davası
İzale-i şuyu
İOrtaklığın giderilmesi,ortaklığa son verme
İzdivac
İEvlenme
İzinsiz defin
İÖlen kimsenin yasa dışı gömülmesi işlemi. i̇lgili yer mezarlıklar müdürlüğünde kayıt yapılmadan ve yine bu kurumdan izin alınmadan yapılan defin işlemidir.
İçtihat
İHerhangi bir hukuki mesele hakkında hukuk alimlerinin fikir ve mütalâalarıdır.
İçtima
İToplanma,bir araya gelme, toplantı
İçtimai
İToplumsal
İşar
İYazı ile bildirme.yazı ile haber vermek. anlatmak, bildirmek.
İşbu
İBu, özellikle bu.
İşkal
İGüçleştirme,zorlaştırma, çetinleştirme,müşkilleştirme
İştibah
İŞüphelenme,şüphe,kuşkulanma:kuşku
İştira
İ(iştirâ) – alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak
İştirak
İOrtaklık, ortak olma, paydaşlık.
İştirak halinde mülkiyet
İKanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi
İştirak nafakası
İVelayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan çocuk lehine herhangi bir talep olmaksızın da hâkim tarafından hükmedilen nafaka türüdür. bu nafaka türünde eşlerin kusur durumunun hiçbir önemi yoktur. bu nafaka türündeki amaç ergin olmayan çocuğun yetiştirilmesi, sağlık barınma, eğitim vs. giderlerine velayet kendisine verilmeyen eşin mali gücü oranında katılmasını sağlamaktır.
İş’ar
İYazı ile haber vermek. anlatmak, bildirmek.
I’lâmât
IBir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge
Kaanî
KKanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış; kanmış
Kaasır
KZorla işleten; kısa
Kabil
KKabul eden; kabul edici; olan; olabilir
Kabili rücu
KDönülebilir
Kabl-el-işgal
KIşgalden önce
Kabul
Kİcabın karşı tarafça olumlu biçimde cevaplandırılması.
Kabz
KAlma; elde tutma; edinme
Kabzeylemek
KAlmak; elde tutmak; edinmek
Kadastro
KArazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi;
Kadim
KBaşlangıcı geçmişin derinliklerinde bulunan, pek çok eskiye uzanan, öncesiz
Kadirşinas
KDeğerbilir, i̇yilikbilir.
Kadri maruf
KTakdir edilen miktar.
Kadîm
KÇok eski zaman; eski
Kadük olma
KDeğer yitimi.
Kagir
KTaş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir.
Kahir ekseriyet
KEzici çoğunluk
Kaide
KKural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık
Kaim
KBaşka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen
Kaime
KKağıt para
Kain
KBulunan, olan.
Kalbetme
KDeğiştirme; çevirme
Kal’
KKoparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma
Kambiyo senetleri
KPoliçe, çek ve bonodan ibarettir.
Kambiyo taahhüdü
KTicari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç.
Kamu düzeni
KBir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.
Kamu haczi
KDevletin, vergi usul kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.
Kamu hakları
KŞahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.
Kamu hizmeti
KDevlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.
Kamu hukuku
KDevletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Kamu malları
KÖzel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.
Kamu tüzel kişileri
KTamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.
Kamu yararı
KKamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.
Kamulaştırma
KDevlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.
Kamus
KSözlük
Kamus-i türki
KTürkçe sözlük
Kan hısımlığı
KOrtak soydan gelen kişiler arasındaki bağdır. anne, baba, çocuklar 1. dereceden; kardeşler 2 dereceden; amca, dayı, hala 3. dereceden kan hısmı sayılır.
Kanaatbahş
KInandırıcı
Kani
KKanmış, inanmış
Kanun
KAnayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.
Kanun hükmünde kararnameler
KTbmm’ nin bir kanunla yetki vermesi üzerine bakanlar kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Kanun sözcüsü
KSavcı
Kanun tasarısı
KNakanlar kurulunun hazırlayarak tbmm ‘ ne sunduğu kanun projeleridir.
Kanun-i esasi
K“temel kanun” ya da anayasa anlamındadır. osmanlı devleti’nin ilk ve son anayasası 23 aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de ii. abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
Kanuni intifa hakkı
KKanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kanuni ipotek hakkı
KKanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.
Kanuni müşavir
KVesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.
Kanuni şuf’a hakkı
KKanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.
Karabet
KYakınlık
Karine
KIpucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması; aksi ispatlanana kadar kabul edilen.
Karineyi hal
KDuruma göre
Karye
KKöy
Karz
KÖdünç
Karâr-gîr
KKararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış
Kast
KKanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek hareketin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemek iradesi
Kasıt
KUygun olmadığını bilerek yapılan eylem.
Kat irtifakı
KYapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.
Kat maliki
KBağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.
Kat malikleri kurulu
KKat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.
Kat mülkiyeti
KBir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.
Katib-i adil
KNoter
Katibi adil
KNoter
Katip
KYazıcı,daktilograf,yazman.
Katiyet kesbetmek
KHale gelmek
Katılan
KVerilecek karar sonrasında itiraz ve diğer hakları talep eden müşteki veya mağdur
Kat’
KKesme; kesilme; karar verme; sona erdirme
Kavi
KKuvvetli
Kavâid
KKaideler; usuller; kurallar; yasalar
Kaynak hakkı
KHak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kayyum
KBelirli bir işin görülmesi ya da bir malın veya malvarlığının yönetilmesi için sulh mahkemesince atanan kişidir.
Kayın hısımlığı
KEvlenmeyle oluşan hısımlıktır. eşin annesi, babası, kardeşi kayın hısmı sayılır.
Kaza-i taksim
KOrtakların kendi aralarında anlaşarak ortak mallarını paylaşamama durumunda ortaklığın giderilmesi talebiyle mahkemeye başvurmaları ile açılan dava süreci sonunda yargı yoluyla ortak mallarının paylaştırılması
Kaza-î merci
KYargı organı; mahkeme
Kazai rüşt
K15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması
Kazanılmış hak
KYürürlükte olan hükümlere göre bir kimse yararına sabit olan hak, müktesep hak, hakkımüktesep.
Kazara
Kİstenmeden ;kaza sonucu; kazaen
Kazaî içtihatler
KMahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir
Kazaî karar
KYargısal karar
Kazaî tefsir
KYargısal yorum
Kaziyye-i muhkeme
KKesin hüküm
Kazuistik
KÖnceden görülebilecek sorunları belirleyip bunlara ilşkin ayrıntılı çözüm üretme (juristische kasuistik = her hadiseyi hususiyeti zaviyesinden kavramaya çalışan hukuki hadisecilik)(veli kafes hâkim-37658)
Ke-en-lem-yekün
KSanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi
Keenlemyekun
KYokluk; bir hukuki işlemin hüküm doğurması için uyulması gereken temel ve biçim koşullarından birinin bulunmaması hükümsüzlük.
Keenlemyekün
KSanki hiç yokmuş gibi, sanki hiç olmamış gibi.
Kefalet
KKefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
Keff-i yed
KElçekme; vazgeçme; karışmama
Kemâl
KOlgunluk; tamlık; eksiksizlik
Kerhen
KIğrenerek; istemiyerek; hoşlanmıyarak; zorla; zoraki
Kesb
KÇalışıp kazanma; edinme
Kesbetmek
KKazanmak; edinmek; sağlamak
Kesinlik sınırı
Kİstinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilmesi için kanunla öngörülmüş olan parasal sınırlardır.
Ketmetme (ketm)
KSaklama, bir haberi sözü, gizli tutma
Ketmetmek
KGizlemek; saklamak; sır tutmak
Ketmi verese
KMirasçılığın gizlenmesi: hasımlı veraset ilamı alınmak üzere açılacak bir dava ile, miras bırakanın tüm mirasçılarının belirlenmesi ve davacının bu mirasçılar arasında yer alıp almadığının saptanmasıdır.
Ketmi verese
KGerçekte mirasçı sıfatına sahip olduğu halde bir kimsenin bu sıfatı gizlenerek, yok sayılarak mirasın intikalinin ve paylaşılmasının sağlanmasıdır.
Keyfiyet
KIş; durum; mesele
Kezailik
KAynı şekilde
Keşide
KBir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi
Keşide etmek
KÇek, bono, poliçe, senet gibi değerli kağıt hükmündeki belgeleri doldurmak, düzenlemek veya imzalamak.
Keşideci
KÇek veya poliçeyi, düzenleyerek ve imza ederek, muhataba ya da lehdara yapılacak ödeme için, ödeme emri veren gerçek ya da tüzel kişidir.
Keşif
KBir olay veya durumun oluş sebeplerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma
Kifayet
K1.yetecek ölçüde, miktarda olma, yeterli olma, yetme. 2.bir işi başarabilecek, yapabilecek yetenekte olma.
Kifâyet
KKâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik
Kitab’ül-icare
KIcar kitabı; mecelle’de kira bölümü (faslı)
Kişi
KHak sahibi varlık
Kişisel haklar
KKişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir
Kloz
KSigorta sözleşmelerinin kapsamını genişleten veya daraltan özel şartları ihtiva eden ek maddelerdir.
Kod kanun
KBir alanda yeni baştan düzenleme yapan kanundur. örneğin 1983 tarihli ve 2872 sayılı ‘çevre kanunu’ bir kod kanun, bu kanunda değişiklik öngören herhangi bir kanun ise çerçeve kanundur.
Kodifikasyon
KKodifikasyon, yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi faaliyetidir.
Kolektif
KBirçok kimseyi ya da nesneyi içine alan; birçok kişi ve nesnenin bir araya gelmesi sonucu olan.
Kollektif şirket
KTicari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.
Kolluk
KSoruşturma işlemlerini yapan ve kanunlarda belirtilen güvenlik görevlileri
Komşu
Kİsim; konutları yakın olan kimselerin birbirlerine göre aldıkları ad sıfat; sınır ortaklığı bulunan, mücavir.
Konişmento
KKonşimento, ya da taşıma senedi (bill of lading) üzerinde yükleyici, alıcı,ihbar mercii den başlıyarak her türlü bilginin yeraldığı kıymetli evraktır.
Konkordato
KDürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamı
Konsinyasyon
KMal satışları bazı hallerde doğrudan doğruya yapılmaz. bir kişi aracılığıyla olur. mal aracının deposuna, bir banka deposuna, umumi mağazalara veya gümrük antrepolarına gönderilir. emanet suretiyle yapılan bu şekildeki satışlara, konsinyasyon suretiyle sa
Kontrat
KMukavele; sözleşme
Konvansiyon
KGenellikle bir gelenek biçimini alan, üzerinde anlaşmaya varılmış, şart koşulmuş veya genel kabul görmüş standartlar, normlar, sosyal normlar veya kriterler kümesidir.
Kovuşturma
Kİddianamenin savcılık aşamasından sonra mahkemenin kabul etmesiyle savcılıktan sonra karar verilmesine kadarki süreç.
Kriter
KKıstas; ölçüt; ölçü
Kronoloji
KOlayların zaman sırasına göre dizilişi, tarihî olayların zaman sırasına göre oluşumunu inceleyen ilim
Kubbealtı
KTopkapı sarayında vezirlerin devlet işlerini görmek üzere toplandıkları yer.
Kulis
KBir işin bilinmeyen yönleri; meclis koridoru; tiyatro sahne arkası
Kuru mülkiyet
KBir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.
Kuvertür
KSigorta hukukunda teminat.
Kuvvei müsellaha
KGüvenlik kuvvetleri
Kuyûd
KKayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler
Kâffe
KHep; bütün; cümle
Kâfi
KYeter; yeterli
Kâim
KBaşka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen.
Kârine
KIpucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması
Kâtib-i adil
KNoter
Külfet
KSıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet
Külli
KBütün, tmle ilgili
Külliyat
KHakkında yazılan tüm eserleri barındıran dizi
Küllî icra
KYalnızca bir alacaklının hukuka başvurmasına rağmen, diğer her alacaklının haciz sonrasındaki satıştan ödeme almasına külli takip denir. bu tip icrada borçlu kişinin tüm mal varlığına el konulmaktadır. i̇flas hukukunda iflas yolunu ifade eder.
Küsur
KArtık
Kütüb
KKitaplar
Küşad
KAçma; işletmeye açmak
Kısas
KBir suçluya ceza olarak, başkasına yaptığı kötülüğün aynısını verme, uygulama.
Kıstelyevm
KGöreve gelinmediği veya geç gelindiği için maaş veya gündelikten kesinti yapılması.
Kıstâs
KÖlçü; ölçüt
Kıyas
KKanunda açıkça yazılmayan bir fiilin, kanunda suç olarak tanzim edilen bir fiile benzetilerek cezalandırılması anlamına gelmekte olup maddi ceza hukukunda kıyas yasağı ilkesi mevcuttur.
Kıymetli evrak
KKısaca, kıymetli evrak, hakkın senede bağlı olduğu ve hakkın senetsiz olarak ileri sürülemediği ve devrinin mümkün olmadığı,içerdikleri hakkı temsil etmeleri bakımından bizatihi bir değer ifade eden senetlerdir.
Kıyâs
KKarşılaştırma; oranlama; örnekseme
Kışlak
KKışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.
Laakal
LEn az
Lahiya
LGerekçeli karardan sonra verilen itiraz.
Lalettayin
LRastgele, gelişigüzel, sıradan
Layiha
LDilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı
Layüsel
LKendisinden hesap sorulamayan,sorumsuz
Lağvetmek
L1- bir kuruluşu kaldırmak, işleyişine son vermek. 2- hükümsüz kılmak, feshetmek, dağıtmak.
Lede-l-hâce
LHacet,ihtiyaç görüldüğü zaman
Ledelicap
LIcap ettiğinde
Leh
LBir şeyden veya bir kimseden yana olma, aleyh karşıtı
Lehdar
LYararlanan. sigortadan faydalanan gerçek ya da tüzel kişi veya kişilerdir.
Lehtar
LSenet üzerinde adı yazılı olan kişi. hamiline veya emrine yazılı senetlerde ise lehtar senedi elinde bulunduran ya da emrinde tutan kişidir
Levazım
LGerekli olan şeyler, gereçler.
Levvam
LÇekiştiren, dedikodu yapan, başa kalkan
Levâzım
LGerekli şeyler; malzeme; malzemeler
Liberal
LKişi özgürlükleri, düşünce özgürlüğü ve siyasi özgürlükler yanlısı kişi; başkalarına karşı hoşgörülü olan kimse, hoşgörüye dayanan tutum.
Likit alacak
LTutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacak anlamındadır.
Literal
LKelimesi kelimesine, her şeyi harfi harfine yerine getiren, yalın sade.
Literatür
LHerhangi bir bilim dalinda yazilmiş olan yazi veya eserlerin bütünü.
Livâ’
LBayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak
Liyakat
LLayık olma, yaraşırlık, uygunluk, değim
Liyakat
L1.layık olma, yaraşma, yaraşırlık, uygunluk. 2.yeterlilik, yetenek
Lokavt
Lİşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır
Lâ-akall
LEn azından; daha aşağı olmaz
Lâ-yete gayyer
LSabit; değişmez; bozulmaz
Lâ-yüs’el
LYaptığından sorumlu tutulmayan, yaptığı hakkında soru sorulmayan
Lâfz (lafız)
LSöz
Lâhik
LYetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi
Lâübâlî
LIlişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli
Lükata
LBuluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey.
Maada
M…başka
Maarif
MTahsil ile elde edilen ilim, malûmat, bilgi. meharet. üstadlık. hüner.
Madde-i sabıka
MYukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler
Maddi edim
MBorçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü
Maddi mal
MTaşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.
Madrûb
MDövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş
Madun
MAlt aşamada bulunan, birinin buyruğu altında görevli,ast.
Mafevk
MÜst
Mahalli hukuk
MYöresel dar hukuk.
Mahalli idareler
MKöy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır
Mahcur
MVesayet altına alınmış kişi; kısıtlı
Mahcuz
MHaczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş
Mahdut
MSınırlanmış; tahdit edilmiş
Mahfuz
MSaklı; gizli
Mahir
MBecerikli – i̇şinin ehli.
Mahiyet
MNitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü
Mahkumunbih
MHüküm konusu
Mahluliyet kararı
MMirasçısı olmadığı için mal varlığının devlete kaldığına dair mahkeme kararı.
Mahlûl
MHallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan
Mahpus
Mİradesi dışında, bir mekanda tutulan, hapsedilen
Mahrukat
MYakacak,yakıt.
Mahrum
MYoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen
Mahsulât
MMahsuller; ürünler
Mahsup
MHesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş
Mahsus
MÖzgü; özel; müstakil; özel olarak
Mahzar
MErişen, ulaşan.
Makable teşmil
MBir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi
Makable şamil
MGeçmişe uygulanan, geçmişe şâmil olan.
Makable şâmil
MGeçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen
Makaddim
MTakdim eden dilediğini öne alan ve ileri geçiren,her şeyi yerli yerine koyan demektir.
Makrûn
MYakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış
Maksut
MKast edi̇len- i̇steni̇len güdülen amaçlanan.
Maksûr
MKasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı
Maktu
MGötürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız
Maktul
MKasten öldürülen kişi.
Makul
MAkla uygun- mantıklı- ölçülü.
Makule
MÇeşit; tür; soy
Mal
MHakikî veya hükmî bi kimsenin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü (varlık, servet, para, ticaret eşyası gibi.)
Mal birliği
MEşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi
Matrah
MBir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.
Matuf
MYöneltilmiş; yönelik
Mazarrat
MZarar; zararlar; zarar verici; zarar verme
Mazbata
MTutanak
Mazbut vakıf
MYönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf
Mazhar
MErişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma
Mazireti sahiha
MGerçek engel
Mazmûn
MÖdenmesi gereken şey
Maznun
MZanlı; sanık
Mağdur
MHaksızlığa uğramış
Mağsûb
MGasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer
Ma’dûd
MSayılı;
Meail
MSorunlar
Mebaliğ
MMeblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar
Mebde
MEvvel;başlangıç; prensip; ilk unsur
Mebi
MSatılan şey
Meblâğ
MPara tutarı; akçe
Mebnî
MBuna dayanan; ….den dolayı; ……den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu
Mebânî
MBinalar; yapılar
Meccanî
MParasız; bedava
Mecmu
MToplam, yığılmış, bir araya getirilmiş.
Mecmuu
MTümü; tamamı; hepsi
Mecra
MBir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu
Mecruhiyet
MYaralama
Meczum
MAnlaşılan
Mecâri
MSu yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar
Medar
MDayanak; yardım; elverişli
Medarı tatbik
MUygulanabilir
Medih
MÖvgü- övme
Medlûl
MDelillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan
Mefhumu muhalif
MKarşıt kavram
Mefruğunbih
MDevir konusu şey
Mefruğunleh
MKendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse
Mefruşat
MDöşeme; ev eşyası.
Mefsuh
MFeshedilmiş
Mehaz
MBir eser yazılırken başvurulan kaynak, su akacak yer, su mecrası
Mehil
MSüre; önel
Melhuz
MMuhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir
Memalik
MÜlke
Memnu
MMenedilmiş; yasaklanmış; yasak
Memur
MKamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.
Men
MYasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme
Men etmek
MEngellemek; yasaklamak
Menafil
MYararlar
Menba’
MKaynaklar; çıkış yeri
Menfaati amme
MKamu yararı
Menfi edim
MBorçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.
Menfi zarar
MOlumsuz zaradır.
Menfî
MOlumsuz
Menkul
MTaşınır; taşınır mal
Menkuz
MBozulan
Menâfi
MMenfaatler; yararlar; çıkarlar
Menşe
MKaynak; kök; başlangıç
Men’i muaraza davası
MBir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava
Mera
MBir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi
Merbut
MBağlı
Merhun
MRehnedilen mal
Meriyet
MYürürlük
Mersule
MGönderilen
Mer’i
MYürürlükte; geçerli
Mesaha
MÖlçme; ölçümleme
Mesail
MMeseleler
Mesağ
MIzin; ruhsat; cevaz
Meskûn
MIçinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş
Mesmu
MDinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir
Mesned
MIsnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe
Mesul
MSorumlu
Mesâkin
MMeskenler; oturulacak yerler
Metruk
MTerk edilmiş.
Metrukiyet
MYürürlükte bulunan kanunun uygulanmaması durumu.
Mevaşi
MKoyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan
Mevdaddı mahsusa
MÖzel hükümler
Mevhûm
MVarsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan
Mevkuf
MVakfedilen şey
Mevkufiyet
MTutukluluk durumu, alıkonulma durumu.
Mevkute
MBelirli aralıklarla çıkan (periyodik) yayın
Mevrid
MVaracak yer
Mevsukiyet
MSağlamlık
Mezkur
MBahsi geçen, zikredilen
Mezrûât
MEkilip biçilmiş tohumlar; ekinler
Mezun
MIzinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi
Mezuniyet
MIzin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma
Meçhul
MBilinmeyen; tanınmayan
Meçzum
MAnlaşılan
Meşfu
MŞuf’a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal
Meşhudat
MŞahitlik
Meşhûd
MGörülen
Meşru müdafaa
MUğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini korumak için başvurduğu yol.
Meşruhat
MAçıklamalar verilmiş, şerhler konulmuş, tafsilât.
Meşruiyet
MHukuka uygunluk.
Meşrut
MŞart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı
Meşruta tevliyet davası
MVakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava
Me’cur
MKiraya verilen şey; kiralanan
Mikâp
MBir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp
Milk
MKudret; tasarruf; mülk
Minval
MŞekil
Miras
MÖlen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet.
Miras şirketi
MMirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.
Misillû
MBenzer; örnek gibi
Muaccel
MIvedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.
Muacceliyet
MBorcun vadesinin gelmiş olması
Muaddel
MDeğişik
Muaddün-li-l-istiglâl
MKiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya
Muadil
MDenk; eşit
Muafiyet
MAffedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş
Muahhar
MSonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki
Muallak
MHavada boşta duran; sürüncemede kalmış
Muamelat
MMuameleler; işlemler
Muaraza
MÇekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga
Muassir
MAynı yüzyıl içinde olan.
Muavin
MYardımcı
Muayyen
MBelirli; belli; saptanmış
Muayyen mâ-adâ
MBaşka; dışında
Mubayaa
MSatın alma
Mucibince
MGereğince; uyarınca
Mucip
MGerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi
Mucip sebepler
MGerektirici sebepler; gerekçe
Mugayir
MAykırı; zıt; ters
Muhakeme
MYargılama
Muhammen
MTahmin edilen
Muharrer
MYazılı; yazılmış
Muhassas
MTahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü
Muhatara
MRiziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan
Muhayyerlik
MBir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak
Muhdesat
MSonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler
Muhik
MHaklı; geçerli; uygun; gerekli
Muhkem kaziye
MKesin hüküm
Muhtar
MÖzerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı
Muhtelif
MÇeşitli; değişik; farklı
Muhtevî
Mİçeren, barındıran.
Muhtıra
MUyarı
Mukabeleihilmisil
MKarşılıklılık esası
Mukabil
MKarşılık; karşı
Mukabil dava
MMukabil dava.
Mukaddem
MÖnce; önce gelen; daha öncede bulunan
Mukadderat
MKader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler
Mukarrer
MKararlaştırılmış
Mukarrerat
MKararlar; kararlaştırılan şeyler
Mukataa
MArazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi
Mukavele
MSözleşme; akit; bağıt
Mukayyet
MKayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş
Mukriz
MIkraz eden; borç veren; ödünç veren
Muktazi
MGerekli
Munkati
MKesilmiş; ara verilmiş
Munkazi
MBitmek
Munsifane
MInsaflı ölçüde
Muntafî
MSönme; ortadan kalkma
Muntazır
MBekleyen; gözetleyen
Murabaha
MKanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik
Murakabe
MDenetleme; kontrol; gözetme
Murakıp
MDenetçi
Muris
MKazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan
Murtabit
MBağlantılı
Musaddak
MTasdikli; onaylı
Musakka
MSulu tarla;suyu bulunan taşınmaz.
Musakkaf
MÜstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;
Musakkafat
MGelir getiren kapalı (damlı) binalar
Musaleh
MMirasçı
Mutad
MAlışılmış; âdet olunmuş; normal
Mutakabat
MUzlaşı
Mutalebe
MTalepte bulunma; istemde bulunma
Mutallaka
MBoşanmış kadın
Mutasarrıf
MTasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri
Mutavassıt
MAracı; aracılık eden; vasıta olan
Mutazammın
MIçine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen
Mutazarrır
MZarar gören kimse
Muteber
MGeçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam
Muteberiyet
MGeçerlik; geçerlilik
Muteriz
MKarşı gelen, itiraz eden, itirazcı
Mutlak hak
MHerkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Mutlak muvazaa
MTarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleri
Muttali
MÖğrenme; haberdar olma; bilgilenme
Muvacehe
MYüzleştirme
Muvafakat
MUygun görme; onama; razı olma; rızası olma
Muvaffakat
MUygun görmek, onaylamak, kabul etmek.
Muvafık
MUygun; yerinde
Muvakkat
MGeçici; süreksiz
Muvâcehe
MYüzleştirme; yüz yüze gelme
Muvâzaa
MDanışıklı işlem
Muvâzene
MDenge
Muzâf
MIzafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik
Muâhede
MAntlaşma; karşılıklı ant içme
Mübaseret
MBir işe başlama, girişme
Mübayaa
MSatın alma
Mübayenet
MZıtlık, iki şey arasındaki zıddiyet, aykırılık.
Mübaşir
MYargıç tarafından verilen emir ve tedvirleri tatbik ile vazifeli adliye memurudur.
Mübeyyin
MGösterir
Mübâdele
MBir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim
Mübâyenet
MBirbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş
Mübâyin
MZıt; aykırı; ters
Mücbir
MZorlayıcı; zorlayan
Mücerred
MSoyut; genel
Mücmel
MKısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare
Müctemian
MTopluca; toplu olarak
Mücâvir
MKomşu olan; yanında bulunan
Müdafi
MSavunucu; savunan
Müdahalenin men’i
MTaşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.
Müdahil
MDavaya müdahale eden
Müdde-i umumi
MCumhuriyet savcısı,iddiacı
Müddea
MDavacının dava ettiği şey; dava konusu
Müddeaaleyh
MDavalı; hakkında dava açılan kişi
Müddeabih
MDava konusu
Müddei
MDavacı; iddia eden kişi
Müddei aleyh
MDavalı; hakkında dava açılan kişi
Müddei umumi
MSavcı
Müddeiumumiye
MCumhuriyet savcısı.
Müdrik
Mİdrak eden.
Müebbet
MSonsuz; süresiz
Müeccel
MVadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş
Müeddî
MTediye eden; eda eden; doğuran
Müennes
MDişi, dişilikle ilgili olan
Müesses
MKurulmuş; kurulu; tesis edilmiş
Müessir
MTesir eden; etkili; tesirli
Müeyyid
MTeyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren
Müeyyide
MYaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.
Müflis
MIflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir
Mühür
MBazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.
Mükellef
MYükümlü; ödevli; görevli
Mükellefiyet
MYükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev
Mükerrir
MTekerrür.
Müktesep
MKazanılmış kazanılmış hak
Müktesip
MIktisap eden; kazanan; edinen
Mülga
MKaldırılmış, ilgâ edilmiş.
Mülhak evkaf(vakıf)
MVakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve vakıflar genel müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar
Mülki
MÜlke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin
Mülkiyet hakkı
MKişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.
Mültezem
MGerekli görülen; kayırılan
Mülzem
MBağlı
Mülâhaza
MDüşünce; görüş
Mülâhazât
MDüşünceler
Mümasil
MÖrnek; misâl; benzeyen; andıran
Mümellek-ün-leh
MKendisine bir şey temlik olunan kimse
Mümellik
MTemlik eden; mülk olarak veren kişi
Mümessil
MTemsil eden; temsilci
Mümeyyiz
MSezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse.
Mümteni
MÇekinen; imtina eden; olamaz;
Mümtâz
MÜstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı
Mümâselet
MBenzeme; benzeyiş; andırma
Münakale
MBir taşınmazla ilgili yeni kayıtla eski kayıt arasında bağlantı kurma. (tedavül)
Münakaşa
MArtırma ve eksiltme.
Münasip
MUygun
Münaziünfih
MNiza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu
Münbais
MDoğan; ileri gelen
Müncer
MSonuçlanan; şu veya bu sonuca varan
Mündemic
MIçinde bulunan; (içinde)yatan
Mündemiç
MBir şeyin içinde var olan, bulunan, saklı olan.
Münderecat
MIçerik; kapsam; içindekiler
Münferiden
MTek tek; ayrı ayrı; tek başına
Münfesih
MInfisah etmiş; bozulmuş; dağılmış
Münhal
MBoş, görevlisi bulunmayan.
Münhasır
M..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış
Münkasem
MBölünmüş
Münkati
MKesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı
Münkir
MInkar eden
Münselip
MKaybetme, keybeden
Müntakil
MIntikal eden; geçen
Müntehap
MŞeçilen,seçilmiş bulunan
Müntehî
MNihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan
Münâzaa
MUyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık
Mün’akit olmak
MBir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak
Mürafaa
MSözlü duruşma; genellikle yargıtay’da veya i̇dare mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad
Müraselât
MGönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar
Mürettep
MTertip edilmiş; düzenlenmiş
Mürtebit
MBağlantılı; ilişkili; ilgili
Mürtefi
MKaldırma kaldırılmış
Mürtehin
MRehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip
Mürur hakkı
MGeçit hakkı
Müruru zaman
MZaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi
Mürâdif
MEş anlam; aynı anlam
Müsaade
MIzin; yardım; uygun olma; serbestlik
Müsadere
MZoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması
Müsakkaf
MÜzeri dam ile örtülü bina
Müsamaha
MHoş görme; göz yumma; tolerans tanıma
Müsavi
MEşit; eş düzeyde; aynı seviyede
Müseccel
MTescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış
Müspet edim
MBorçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü
Müstacel
MIvedi; tez; hemen yapılması gerekli
Müstacelen
MIvedi olarak; acele olarak
Müstaceliyet
MIvedilik; acil olma hali
Müstagallât-ı mevkufe
MHayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar
Müstahsil
MÜretimle uğraşan kimse, yetiştirici
Müstehak
MHak eden
Müstehik
MIstihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık
Müstelzim
MGerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu
Müstemir
MSürekli, kesintisiz
Müstemiren
MSürekli,aralıksız
Müsteniden
MDayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek
Müstesna
MAyrık; istisna olan; kural dışı
Müsâvât
MEşitlik
Mütakabil
MTekâbül eyleyen, karşı karşıya gelen, karşılıklı durum arzeden.
Mütalaa
MAdli davada bilirkişilerin verdikleri fikirler
Müteaddit
MBirden fazla; çeşitli
Müteahhidünbih
MTaahüt edilen,yapılması istenilen şey
Müteahhit
MTaahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen
Müteallik
MIlişkin; bir şeye dair; ilgili
Müteamel
MAlışılagelmiş
Mütebaki
MGeriye kalan; artan
Mütecaviz
MDevletlerarası hukukuna göre meşru müdafaa dışında olarakdiğer bir devlete silahla tecavüz eden devletin durumudur.
Mütedavil
MElden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden
Mütedâir
MDair olan; ilişkin; değin
Müteferri
MEklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten
Müteferrik
MDağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü
Müteferriât
MTeferruat; ayrıntı
Mütegayyib
MKaybolmuş; yitmiş
Mütehammil
MTahammüllü; dayanıklı
Mütehassıl
MDoğan; hasıl olan; meydana gelen
Mütehavvil
MDeğişken; kararsız
Mütekabiliyet
MKarşılıklılık
Mütekabiliyet esası
MBir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.
Mütemadi
MFailin harekete geçmesiylehitam bulmıyarak, icrası bir müddet uzayan suçtur; kanuna muhalif olarak bir kimseyi tevkif ve hapsetmek, memnu silah taşımak gibi.
Mütemadiyen
MDevamli olarak
Mütemekkin
MYerleşen, ikamet eden, sakin olan
Mütemerrid
MTemerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen
Mütemmim cüz
MTamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.
Mütemmimcüz
MTamamlayıcı parça, bir şeyin kullanılmasında, kendisinden yararlanılmasında önemli etki ve katkısı bulunan ve asıl şeyden ayrılması imkânsız veya büyük tahribâta sebeb olan parçalar. nelerin mütemmim cüz olduğunu geleneklere göre belirlemek mümkündür. bir
Mütemâyil
MEğilimli; taraflı görünen
Mütenakıs
MÇelişik
Mütenasip
MUygun; denk
Müterettib
MSıralanmış; ait olan; …..üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen
Müterâfik
MBeraber bulunan; karışık; birlikte
Mütesarlülfesat
MÇabuk bozulan
Müteselsil
MZincirleme; dayanışmalı; ardı ardına
Müteselsil sorumluluk
MBirden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.
Mütevakkıf
MBağlı
Müteveffâ
MVefat etmiş; miras bırakan
Mütevelli
MBir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu
Mütevellit
MDoğan; ileri gelen
Müttefik-un-aleyh
MÜzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış
Müttehaz
MVerilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan
Müttehit
MBirleşik
Mütâlaa
MGörüş; irdeleme; düşünce
Müvekkil
MKendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.
Müvezzi
MDağıtıcı
Müzaheret
MYardım; koruma
Müzakere
MBir mesele hakkında karar vermeden evvel karar verecek kimseler arasında görüşlerin ortaya atılmasıdır.
Müzayaka
MSıkıntı, darlık, parasızlık.
Müzayede
MArtırma; açık artırma
Müzekkere
MYargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığıyazı.
Müşkilât
MZorluk; güçlük
Müşteki
MŞikayette bulunan, şahsî davacı. i̇lgili makama derdini aktaran.
Müştemilât
MEklenti
Müşterek mülkiyet
MBirden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.
Müşterâ
MIştira edilmiş; satın alınmış
Müşâbehet
MBenzeyiş; benzeme
Müşâbih
MBenzeyiş; benzeme
Müşârün-ileyh
MAdı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse
Müşâ’
MOrtaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal
Nafaka yükümü
NBir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.
Nagamât
NNağmeler, ağhenkler, güzel sesler.
Nahiye
NBucak; bölge; kenar; kısım; çevre
Nail olmak
NErişmek; kavuşmak
Naiplik
NVekâlet
Nakız
NBozan, bozucu aksini yapan. bir ibâdetin geçerliliğini önleyen, bozan.
Namütenahi
NUcu bucağı olmayan, sonsuz
Nası ızrar
NSuç olarak düzenlenen mala zarar verme fiili.
Navlun
NGemi ile yapılan taşımacılıkta sözleşmeyle belirlenen mal taşıma bedeli.
Navlun mukavelesi
NDeniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.
Nazariye
NKuram
Nazarı dikkat
NGöz önüne almak
Nazır
NBakan, vekil.
Naçar
NÇaresiz
Nağahani
NAnsızın
Nebât
NBitki
Nedamet
NPişmanlık
Nedbe
NYara izi
Nefaset
NKıymetli olma, nefis olma durumu. değerlilik.
Nef’î
NÇıkar ile ilgili; faydacı
Nehbü-garet
NYağma, malın yağması
Nema
NBüyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz
Nesafet(nasfet)
NSoyut ve katı nitelikteki kuralların uygulamada doğurduğu haksız uygulamaları yumuşatarak adalet ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi.
Nesayih
NNasihatler
Neseben
NSoyla ilgili; soy bakımından
Nesep
NAna baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.
Netice-i talep
Nİddia olunan şey.
Nevakıs
NNoksan; eksiklikler, noksanlar
Nevi
NÇeşit; tür
Nevi şahsına münhasır
NKendi türüne özgü, emsalsiz, özgün. bkz. latince: sui generis.
Nezafet
NTemizlik,paklık
Nezaret
NDenetim; gözetim; bakanlık
Nezdinde
NHuzurunda, gözetiminde, yanında
Nezetmek
NKaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak
Nez’
NSökme; kaldırma; yoketme
Neşet
NMeydana gelmek, vücuda gelmek. büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. yetişmek, ileri gelmek
Neşet etmek
NDoğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak
Neşir
NYayma, dağıtma, yayım
Neşriyat
NYayın
Nidâ
NÇağırma; bağırma; ünlem
Nihai karar
NYargılama sonunda verilen karar.”
Nisab
NDerece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması
Nisap
NDerece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması
Nisbî hak
NAncak belirli bir şahsa veya şahıslara karşı ileri sürülebilen daha geniş bir kitleye karşı kullanılma imkanı olmayan sıradan haklar.
Nispi butlan
NHukukta kendiliğinden geçersiz olma, kanuna, kamu düzenine, ahlaka aykırılık halidir. i̇şlem hukuken vardır ama yapıldığı andan itibaren geçersizdir.
Nispi muvazaa
NYapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri
Niyabet
NToplu mahkemelerde bir hakimin,mahkemenin yetki alanı içerisinde;ancak duruşma salonu dışında yapacağı işlemleri mahkeme adına yapmakla görevlendirilmesidir.
Niyâbet
NVekillik;
Niza
NIhtilaf; çekişme; uyuşmazlık
Nizami
N1. nizâma ve düzene ait, nizâmında olan, tertipli, muntazam. 2. kanun ve nizama uygun.
Nizamname
NTüzük
Nizasız ve fasılasız
NUyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız
Nizâm-nâme
NTüzük
Nokta-i nazar
NGörüş; bakış açısı
Non bis i̇n i̇dem
NAynı dava nedeni için iki kez yargılama yapılamayacağına dair hukuki bir ilkedir.
Norm
NKural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü
Normatif
NBir kural değerini, gücünü taşıyan, düzgüsel.
Nosyon
NAnlayış
Noter
NÇeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil.
Nukud
NNakitler; paralar
Numerus clausus
NSınırlı sayıda
Nush
NÖğüt, nasihat
Nâfıa
NBayındırlık işleri
Nâkız
NBozma; kaldırma;
Nâm-ı müstear
NTakma ad; eğreti ad nasb atama; tayin etme; dikme; saplama
Nâsıb
NNasbeden; diken; tayin eden; atayan
Nâtık
NBildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak
Nâşi
NÖtürü, dolayı,yüzünden
Nâşî
NNeşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle
Nükûl
NVazgeçme; cayma; kaçınma
Nümune
NÖrnek
Nüve
NBir şeyin özü, çekirdek.
Nısf
NYarım; yarı; yarısı
Nısıf
NYarı pay
Objektif iyiniyet
Oİnsanlar arasındaki münasebetleri kanun, örf ve adetten başka tanzim eden ve hukuk dışındaki mevcut olan ahlak, adap, haysiyet, şeref, doğruluk, insaniyet vs. esaslara denir.
Olası kast
OKişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli.
Olveche
OO şekilde
Ombudsman
OKamu denetçisi, şikayetleri ve birtakım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir.
Onama
OOnamak işi, uygun bulma, tasvip.
Onur
OÖz saygı
Ordino
O1-bir poliçenin arkasına yazılan havale emri, 2- tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale, 3- denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi.
Orta malları
OYollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.
Ortak yerler
OKat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.
Ortaç
OTümleç olabilen,isim ve sıfat gibi kullanılan fiil asıllı kelime sıfat-fiil. ör: gelen çocuk, adı batası adam.
Pacta sunt
PAhde vefa, uluslararası hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan ve devletin anayasasında var olan ve devlete antlaşma yapma yetkisi tanıyan kuraldır. antlaşmalar hukuku kuralıdır. bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.
Pafta
PKadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.
Paraf
P1.yalnız adın veya ad ve soyadın başharfleriyle atılan kısa imza. 2.bir yazının görüldüğünü, işlem gördüğünü veya o yazıdan haberdar olunduğunu gösteren kısaltılmış imza.
Parakete
PGeminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.”
Parsel
Pİmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.
Paydaş
PBir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.
Pedavra
PKöknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.
Pedersahi
PAtaerkil
Perdebirun
PAğzı bozuk,kötü söz söyleyen, açık saçık konuşan
Persona non grata
PIstenmeyen kişi
Pey sürmek
PBir sözleşmeyi yapmak için ileri sürülen taminât miktarı önerilen bedel, şart-ı cezâî miktarı.
Peyderpey
PAzar azar, yavaş yavaş
Peçeleme sözleşmesi
PVergi mükellefleri ve sorumluları; özel hukuk biçimlerini ve kurumlarını olağan kullanımları dışında kötüye kullanarak vergi kaçırma amacı güdüyorlarsa bu amaca yönelik olarak yaptıkları sözleşmelere peçeleme sözleşmesi denir.
Peşin harç
Pİ l a m s ı z takiplerde, takip talebinde bulunan alacaklıdan, alacağın binde beşi oranında tahsil edilen miktar
Pinhan
PGizli, saklı, gizlenmiş.
Plebisit
PHalk oylaması
Poliçe
PBelirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri.
Potkal
PKaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe
Pozitif hukuk
PBelli bir anda belli bir ülkede yürürlükte bulunan hukuk kurallarının tümü.
Pragmatik
P(fr. pragmatique) faydacı, yararcı, eylemle ilgili.
Pratika
PKıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni
Rachat
Rİdârenin imtiyaz sahibinin hiçbir kusuru olmasa dahi, hizmet ve kamu yararının gerektirmesi nedeniyle, sözleşmeyi tek yanlı feshettiğinde, imtiyaz sahibinin zararını tamamen gidermek zorunda olmasıdır. 2 devletin durumunun iyi oldugu zamanlarda sermaye piyasasından kendi tahvillerini alması işlemidir. yani devlet, durumu iyiyse ve bütçe fazlası varsa piyasadan kendi tahvillerini geri satın alır.
Rad
RRedden, geri çeviren,
Rahin
RRehin veren; rehneden
Rakabe
RDevri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet
Ram
R1. i̇taat eden, boyun eğen, itaatli, münkad. 2. teslim olmak, hükmü altına girmek
Rantabilite
RSermayenin parasal verimliliğini ifade eder.
Rapt
RBağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç
Rayiç
RSürüm değeri; geçerli olan
Rayiç değer
RBir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.
Recim
RŞeriat düzeninde bir insanı taşa tutarak öldürme cezası.
Reddiyat
RDavadaki masrafları karşılamak için tarafların önceden yatırdığı gider avasından para çekme işlemi
Ref etmek
RKaldırmak; örneğin itirazın ref’i (kaldırılması)
Referandum
RHalk oylaması. halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama.
Refik
RArkadaş
Rehin
RBir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.
Rehnedilen
Rİpotekli, i̇potekli mal.
Rehnli tahvil
RGenellikle konut yapımına finansman sağlamak için çıkarılan ve karşılığında ipotekle güvence verilen borç senedi.
Rehnüma
RRehber, kılavuz
Reis
RBaşkan
Reisievvel
RBirinci reis
Replik
RDavacının, davalının cevap layihasına (yazısına) karşı verdiği cevap.
Resen
RKendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman
Resepsiyon
RBir toplumun hukukî mevzuatının bir başka toplum tarafından, kendi hukuku olmak üzere alınması olgusunu ifade etmektedir. i̇ktibas.
Resim
RDevlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.
Resmi gazete
RBaşbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.
Resmi senet
RResmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.
Resülmâl
RAnamal; sermaye
Rezonans
RBir sistemin (genellikle doğrusal bir sistemin) bazı frekanslarda diğerlerine nazaran daha büyük genliklerde salınması eğilimidir
Reşit
RErgin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi
Re’sen
R1. kendi başına, kendiliğinden. “
Re’sen vergi tarhı
RResen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. i̇nceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.
Riziko
RZarara uğrama tehlikesi, tehlike, zarar ve ziya
Ruzname
RGünlük
Râbıta
RBağlantı; bağ; düzen; tertip
Râci
RRücu eden; geri dönen; ilgisi olan
Râhin
RRehin veren kişi
Rödevans
RDaha ziyade yeraltı kaynaklarının işletilmesi ve kâr paylarının rödevans şeklinde ifade edilmesinden dolayı, bu tür sözleşmelere rödevans sözleşmesi, imtiyaz payına da rödevans ücreti denilmektedir. i̇mtiyaz hakkı.
Rödövans
RGelir, irat. maden i̇şletme kirası
Rölativist
RBağıntıcı, göreci
Rûz-nâme
RGündem; yevmiye defteri; takvim
Rücu
RDönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;
Rüsum
RResimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler
Rüçhan
RÖncelik; üstünlük; imtiyaz
Rüşt
RErginlik
Rü’yet
RDavanın bakılmakta olması.
Rıza-i taksim
ROrtakların kendi aralarında anlaşmak suretiyle ortak mallarını paylaşmaları durumu
Sabit olmak
SBir şeyin varlığı, doğruluğu, gerçekliği kesin olarak belli olmak.
Sadır olmak
SOrtaya çıkmak
Safahat
SEvreler, safhalar
Sahih
SGerçek, düzgün, doğru, legal, hukuka uygun
Saik
SSebep
Saik hatası
Sİradenin oluşmasında etkili olan bir konuda düşüncenin gerçek duruma uygun olmaması, kişinin olayları yanlış algılayıp, bunları yanlış değerlendirerek, beklenti ve tahminlerinde isabetsiz bir kararla iradesini oluşturmasının sonucu olan yanılmadır.
Saik-i mümbit
SNiyetiyle bekleneni verebilen, randımanlı, faydalı
Sakıt olmak
SGeçerliliği kalmamak, düşmek.
Salih
SElverişli; uygun
Salik
SOlmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber
Salâhiyet
SYetki; bir davaya bakabilme
Sanik
SKovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi.
Saniyen
SIkinci olarak
Sanık
SSuç işlediği sanılan kişi.
Sarahat
SAçıklık; netlik; sarihlik; aydınlık
Sarf
SHarcama, tüketme, kullanma
Sarf-i nazar etmek
SVazgeçmek
Sarfinazar
SHesaba katmamak, saymamak, vazgeçmek.
Sarfiyat
SHarcamalar; giderler
Sarfı nazar
SSayılmama, vazgeçme, dikkate almama.
Sari
SBulaşan; bulaşıcı
Sarih
SKolay anlaşılır, belli veya belirgin, açık
Satış vaadi
SBir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.
Sav
SIleri sürülen düşünce, iddia, tez
Savci
SDevlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli, müddeiumumi.
Savcılık
SDevlet adına kamu davasını açan makamdır.
Savıcı
SBaşından savan kimse
Saylık
Sİçerisinde düz taşların bulunduğu, imar ihyaya elverişli arazi.
Sayıştay
SDevlet mallarını kabız ve sarf ve idare ve edenlerin hesaplarını tetkik ve muhakeme ile mükellef bir heyet.divanı muhasebat
Sebat
SSözünden veya kararlarından dönmeme, bir işi sonuna değin sürdürme, direşme.
Sebepsiz zenginleşme
Sİki mal varlığı arasında, birinin zararına olan haklı bir sebep olmaksızın meydana gelen değer kaymalarını ifade eder. bu kaymalar, zenginleşmenin veya fakirleşmenin davranışları ile olabileceği gibi, tabi kuvvetlerin sonucu da olabilir.
Sebketmek
SVâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek
Seddedilmiş
SKapatılmış. hududlanmış
Sefaret
SElçilik, büyükelçilik
Sefir
SElçi, büyükelçi
Sehim
SPay; hisse
Sehven
SYanlışlıkla.
Selahiyet
Sİzin,müsade,yetki.
Selb
SZorla alma; kaldırma; giderme
Selef
SÖnce gelen kimse
Self-determinasyon hakkı
SUlusların kendi geleceklerini belirleme hakkı.
Semen
SSatış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para
Semeni
SSatış sözleşmesinde alıcının borcu
Semere
SBir maldan elde edilen ürünler; tabii semere
Sened-i hâkanî
STapu senedi
Senedât
SSenetler
Senet
SBir kimsenin yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmi kâğıt, belgit.
Senevî
SSenelik; yıllık
Seraser
SBaştan başa, bütün, hep mecmuan, külliyen
Serdetmek
SIleri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek
Sermediyet
SSonsuzluk, süreklilik, ebedilik
Seyirtmek
SKoşmak, koşar adım yürümek
Seyrân-gâh
SGezme yeri; dolaşma yeri
Seyrüsefer
SGidiş geliş; trafik
Siber zorbalık
SDijital teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen zorbalıktır. bu tür zorbalıklar sosyal medyada, mesajlaşma platformlarında, oyun platformlarında ve cep telefonlarında görülebilir. hedef seçilen kişileri korkutmaya, kızdırmaya ya da utandırmaya yönelik olarak tekrarlanan bir davranıştır.
Sigorta primi
SSigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.
Silsile
SBirbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra
Simsarlık
SArabuluculuk
Sin
SYaşanılan süre
Sinkaf
SAğır bir küfre tekabul eden kelime.
Sinkâf
SErkeklik organı ve ilgili sövgülerin tümünün kısaltılmış biçimi.
Sirayet
SBulaşma; yayılma; geçme
Sirkat
SHırsızlık; çalma; çalınma
Siyanet
SKoruma
Siyasi haklar
SHerhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır
Skar
SYara izi, kesi, iyileşmiş yara.
Sorgu
SSuç niteliğinde görülen bir konuyla ilgili olarak, durumun aydınlanması için yargıcın sanığa sorular sorması ve sanığın bunları yanıtlaması işi.
Soruşturma
SSuçun işlenmesinden başlayarak yargı verilinceye dek, kolluk, savcı, yargıç yönünden yapılan inceleme, araştırma ve kanıtların toplanması işleminin tümü.”
Sosyal devlet
SFertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.
Sosyal ilişkiler
SŞahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.
Sosyal kurallar
SSosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.
Sosyal ve ekonomik haklar
SKişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.
Sovtaj
SSigortacılık sektöründe hasar gören malın hasar almayan bölümünün sigortacı tarafından alınarak gelir haline getirilmesine veya hasarlı malın değer taşıyan bölümünün sigortalıya bırakılarak, sigorta şirketinin bu değeri tazminat ödemesinden düşmesine verilen isimdir.
Sudur
SVerilen ; çıkan
Sui generis
S“kendine özgü”, “emsalsiz”, “özgün” anlamlarına gelen, hukuk gibi birçok disiplinde kullanılan latince bir ifade. nevi şahsına münhasır.
Suiniyet
SKötüniyet
Suje
S1.fail 2.muhakemede kendine ait bir statüsü bulunan ve diğer bireylerden bağımsız olarak gerçekleştireceği işlemlerle muhakemenin ilerlemesine katkı yapan kimsedir.
Sukut
SDüşme; düşüş
Sukutu hak müddeti
SHak düşürücü süre
Sulh
SBarış.
Sulta
SOtorite, baskı
Suni hısımlık
SEvlatlık ile evlat edinen arasındaki bağdır.
Sureti mahsusa
SÖzel olarak; özellikle; belli amaçla
Sureti mümtaze
SÖncelikli
Suveri müsaddaka
SOnanmış örnek
Suç
S1. törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış. 2. huk. yasalara aykırı davranış, cürüm.
Suç
SKanunlar tarafından yanlış veya zararlı olduğu için ceza tehdidiyle yasaklanan ve bazı durumlarda cezalandırılabilen davranıştır.
Suç tasnii
SSuç uydurma
Suç vasfının değişmesi
SSuç vasfının değişmesi, savcı tarafından hazırlanan iddianamede şüphelinin yargılanmasını talep ettiği sevk maddelerinin şüpheliye isnat edilen suça uymaması, başka bir deyişle mahkemece suç tipinin farklı bir hukuki nitelemeye tabi tutulmasıdır.
Suça sürüklenen çocuk
SKanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen on sekiz yaşından küçük çocuk.
Suçlu
SSuç işlemiş kişi, mücrim.
Sâdır olmak
SÇıkmak
Sâkıt
SSusan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz
Sâlif-üz-zikr
SZikri geçen; bildirilen
Sây
SEmek; çalışma
Sözleşme
Sİki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşmeden dönme
STaraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.
Sübut
SKuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkma, gerçekleşme, belgelenme.
Sübut
SKuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkma, gerçekleşme, belgelenme.
Sübut bulmak
S(bir suç, durum vb.) belgeyle, delille ortaya konulmak, kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkmak.
Sübuta ermek
SGerçekleşmiş eylemin kuşkuya yer olmayacak bir biçimde kanıtlanması, ispat edilmesi.
Sübût
SSabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama
Süje
SSüje
Süje
SMuhakemede kendine ait bir statüsü bulunan ve diğer bireylerden bağımsız olarak gerçekleştireceği işlemlerle muhakemenin ilerlemesine katkı yapan kimsedir
Sükna
SOturma yeri; oturulacak yer; konut
Sükna hakkı
SBir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.
Sülüsân
SÜçte iki
Sürekli edim
SBorçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim
Süreli icap
SBir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.
Süresiz icap
SKabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap
Sürüm
S1. bir ticaret malının satılır olması, “
Sıhhî
SSağlıkla ilgili, sağlığa âit
Sıhri hısım
SKan bağı ile değil, kanuni yollarla oluşan hısımlıktır.
Sınai
SSanayi ile ilgili, endüstriyel
Sınırlı ehliyetli
SAyırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı olmayan kişiler. tam ehliyetli olduğu halde birtakım sebeplerden ehliyeti sınırlandırılmış kişiler. yasal danışmanları olmadan borç altına giremezler.
Sınırlı ehliyetsiz
SAyırt etme gücüne sahip, ergin olmayanlar ve kısıtlılardır. ergin olmayanlar veli, vasi olmadan borç altına giremezler. ayrıca vasilerin rızası olsa dahi kefil olamaz, bağış yapamaz, vakıf kuramazlar.
Sıra cetveli
SSatış tutarının tüm alacaklıların alacağını karşılamaması durumunda düzenlenen çizelgedir.
Taaccüb
TŞaşkınlıkla karşılama, hayret etme
Taaddi
TBaşkasının hakkında el uzatma.
Taaddüd
TBirden çok
Taadül
TBeraberlik, eşitlik
Taaffün
TKokuşma, bozulma, çürüme
Taahhüdü ihlal
TBorclunun haciz zaptında borcu kabul ve ödemeyi taahhud edip, tahhüdünü yerine getirmemesi.
Taahhütname
TKişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.
Taakkul
TAkıl erdirme, zihin yorarak anlama, hatıra getirme
Taalluk
TIlişiği olma; asılma; ilgi
Taammüt
TBir işi ya da suçu bilerek, tasarlayarak yapma, işleme.
Taayyün
TTayin olunma; belli olma; belirme
Taazzuv
TUzuvlaşma, bir biçim alma, teşkilâtlanma, organlara ayrılma.
Tabiyet
TKişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık
Tabâbet
T1.doktorluk, hekimlik. 2.hekimlik bilimi, tıp.
Tacir
TTicaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
Tadadi
TBirer birer söylemek, saylamak; örnek olarak sıralamak
Tadil
TDeğiştirme; değişiklik
Tadât
TSayma; sayılma; sayım
Tafsil etmek
TAyrıntiları ile anlatmak.
Tafsilat
TAyrıntılı bir şekilde, detayları da ortaya konulmuş açıklama
Tagayyür
TBaşkalaşma,değişim,yeni bir hal alma
Tagyir
TBir şeyi değiştirme, başkalaştırma, aslından saptırma
Tahaddüs
TOrtaya çıkmak
Tahakkuk
TGerçekleşme, meydana gelme, bir şeyin doğruluğunun ortaya çıkması
Tahakküm
THakimiyet ve kontrol altına alma.
Taharri
TArama, araştırma
Taharriyat
TAraştırmalar, aramalar
Tahassul
THasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma
Tahavvül
TDeğişme; dönme
Tahdidî
TSınırlayıcı, tüketici.
Tahdit
TSınırlı, belirli bir sayıda ya da çerçeve ile belirtme
Tahdîdât
TSınırlamalar; kısıntılar
Tahdîdî
TSınırlı, belirtilen sayıda. numerus clausus.
Tahfif
THafifletme; azaltma
Tahkik
TSoruşturma.
Tahkikat
TSoruşturma
Tahkim
TTaraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Tahkim
TTarafların, aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünü, ya yasal bir zorunluluk ya da anlaşmak suretiyle devlet mahkemeleri yerine, hakem olarak nitelendirilen kişi veya kişilere bırakmalarına denir.
Tahkir
TAşağılama, onur kırma, onuruna dokunma
Tahlif
TYemin
Tahliye
TBoşaltma; salıverme; serbest bırakma.
Tahliye taahhütnamesi
TKiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.
Tahmil
TYükleme
Tahnit
TBozulmaması için ölüyü ilaçlama.”
Tahrif
TBozmak, aslını değiştirerek yozlaştırmak.
Tahrik
THarekete geçirme,kımıldatma
Tahrip
THarabetme; yıkma; kırma; bozma
Tahrir
TYazım
Tahrirat
TResmi bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar
Tahriren
TYazılı olarak
Tahsin
TBeğenme
Tahsis
TEmrine verme; özgüleme.
Tahsi̇s
TBir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
Taht
TAlt; aşağı
Tahtani
TBinanın alt kısmı
Tahtani fevkani
TAltlı üstlü
Tahvil
TDeğiştirme; değiştirilme; borç senedi
Tahvilat
TTahviller
Tahşiye
TÇıkıntı yapmak
Takaddüm
TÖnce gelme; önde gelme
Takarrür etmek
TKararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar
Takas
TVadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.
Takbih
TÇirkin görme, beğenmeme. kınama
Takibat
TKovuşturma
Takriben
TTahminen, yaklaşık olarak, aşağı yukarı
Takrir etmek
TSağlamlaştırmak
Takrîr
TÖnerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme
Taksim
TOrtak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.
Taksimat
TBölüştürmeler; bölümleme
Taksir
TIradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali
Takyidat
TSınırlama, kısıtlama.
Takyit
TKısıtlama
Takyit
TSöz konusu taşınmaz mal üzerinde var olan kısıtlama
Talik
T1.belli bir zamana bırakma, erteleme.”
Talil
TSebep gösterme; illetlendirme, bir şeyi bir illete bağlama.
Talimatname
TYönetmelik
Talâk
TIslâm hukukunda boşanma
Talîmâtnâme
TYönetmelik
Tam ehliyetli
TAyırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı olmayan fiil ehliyetinin tüm koşullarına sahip kişileri ifade eder.
Tam ehliyetsiz
TFiil ehliyeti hiç olmayan kişilerdir. ayırt etme gücünden yoksundur.
Tanik
TDavacı veya davalı olmadığı hâlde duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.
Tanzim
TDüzenleme, düzeltme, yoluna koyma
Tanık
TDuruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.”
Tapu sicili
TTaşınmazlar üzerindeki haklarını göstermek üzere devletçe tutulan resmi sicildir.
Tapuyu misil
TTarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha
Taraf ehliyeti
THukuk davalarında davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyeti. medeni haklardan yararlanan herkes kural olarak taraf ehliyetine de sahiptir. ancak bunu ya bizzat kullanır ya da kanunî mümessili onun adına bu ehliyeti kullanılır.
Taraf teşkili
TTaraf oluşturma. davanın taraflarından biri olabilme yeteneği. uluslararası ihtilaflarda müzakerenin taraflarından birisi olma durumu.
Tarafeyn
Tİki taraf.
Tardetmek
TKovmak, def etmek, uzaklaştırmak
Tarh
TÇıkarma, ıtrah etme, bir sayıdan diğerini çıkarma, vergi koyma, kişinin kazancından vergi payı çıkarma, belirleme. çoğulu tarhiyyâtdır; vergi koyma işlemleri.
Tarik
TYol; yöntem
Tariki âmm
THerkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;
Tarumar
TDağınık. karışık. perişan
Tasaddi
TTeşebbüs etme, sataşma
Tasallut
TMusallat olma, saldırma, sarkıntı
Tasarruf
TBir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.
Tasarruf etme
TKullanma ve yapma harcama, yönetme, bir şeyi sevk ve idare gücü. harcamadan bekletme, biriktirme, tutumlu olma. çoğulu tasarrufâtdır; işlemler, muâmeleler, harcamalar.
Tasdik
TDoğrulama, onaylama. var olan bir işlemin yetkili resmi veya özel kurum ya da gerçek veya tüzel kişi tarafından onaylanması.
Tasfiye
TBir ticaret kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenlerle hesapların kesilerek ortada kalan maldan ve paradan alacaklılara paylarına düşen miktarın verilmesi işlemi.
Tasfiye
T1.katışıksız bir duruma getirme, arıtma, temizleme. 2.bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenlerle hesapların kesilerek ortada kalan maldan ve paradan alacaklılara paylarına düşen miktarın verilmesi işlemi.
Tashih
TDüzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi
Tasnif
TDüzen
Tasrih etmek
TAçıklamak; belirtmek
Tasvib
TDoğru bulma; uygun görme; onaylama
Tasvip etmek
TBir düşüncenin ya da davranışın doğru, uygun, yerinde olduğunu belirtmek, onu uygun bulmak, onamak, onaylamak.
Tatbik
TUygulamak
Tatbika medar imza
TUygulamaya elverişli imza
Tathir
TTemizleme
Tavassut
TAracılık; ara bulma; aracı olma
Tavazzuh
TAydınlanma
Tavik
TGeciktirme, erteleme
Tavzif
TGörevlendirme
Tavzih
TVâzıh hale getirme, açıklama, bir konuyu anlaşılır hale getirme, çoğulu tavzihâtdır; açıklamalar. hmk md. 455 vd.
Tavzîh
TAçıklama
Tazammun etmek
TÖngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
Tazminat
TMaddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.
Tazyik hapsi
TYapılması gereken bir edim yapılmadığında borçlu kişinin onu yapması veya edimi ifası için hapsen tazyikte bulunulurdu. hapse konulma hali ve böylece borcun ödenilmesini sağlama durumu. şimdi bu tür bir yaptırım yoktur. şahitlik veya bilirkişilikten, yemi
Tazyi̇k
TBaskı, sıkıştırma, zorlama, baskı tatbik etme, darlaştırma. tbmm:, türkiye büyük millet meclisi. 23 nisan 1920’de kurulmuş ve toplanmıştır. türk temsili demokrasisinin yasama organıdır. 1982 anayasasına göre her 5 yılda bir yapılan genel seçimle seçilen 5
Tağyir
TBaşkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme
Ta’lık
TGeciktirme; askıda bırakılma
Teadül
TBeraberlik; denklik; birbirine denk gelme
Teahhur(teehhür)
TGecikme; temerrüt
Teamül
TBir yerde öteden beri olagelen davranış,hukuksal olarak toplumun örf ve adetlerinin en küçük hali anlamındadır.
Teati
TKarşılıklı gönderme
Tebaa
TUyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler
Tebarüz etmek
TBelirmek, görünmek.
Tebcil
TÖğme, medhetme, yüceltme, üstün kılma.
Tebdil
TDeğişme; değiştirilme
Tebeddül
TDeğişiklik
Tebellür
TNetleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma
Tebellüğ
TBir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma
Tebellüğ etmek
TKendisine gönderilen resmi bir belgeyi bildirimi imza karşılığı aldığını kabul etmek
Teberru
TBağış, hibe, karşılıksız olarak mal bağışı. çoğulu teberruâtdır; bağışlar, yardımlar, hibeler.
Teberru
TBir malın karşılıksız olarak verilmesi. mecburiyet olmadığı hâlde birisine bir malı vermek.
Tebeyyün
TOrtaya çıkmak
Tebeyyün etmek
TSaptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak
Tebligat
TBir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.
Tebliğ
TBildirmek haber vermek
Tebli̇ğ
TBildirme, duyurma, anlatma, yazılı bir emri, mahkeme yazısını ilgili şahsa teslim etme, imzasını alma. çoğulu tebliğâtdır; duyurular, anlatmalar.
Tebâdür
TAkla gelme; hatırlanma
Tebârüz ettirme
TBelirtme; ortaya koyma
Tecavüz
T1.ötesine geçme, sınırı aşma 2.saldırı
Tecdit
TYenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.
Tecelli
TBelirmek, ortaya çıkmak, görünmek; belirti, görüntü
Tecessüm
TBoyut kazanma, cisimlenme
Tecezzi
TParçalara ayrılma, ayrılma, bölünme
Tecezzî
TBölünme; doğranma
Tecil
TErteleme.
Tecrit
TBir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayıdır. i̇lişkide bulunduğu topluluktan çıkarmak, sosyal ekonomik ve kültürel olarak yalnızlığa terk etme halidir.
Tecvîz
TCeza verme; caiz görme
Tecziye
TCezalandırmak
Teczi̇ye
TCezalandırma; ceza verme.
Tedabir
TTedbirler önlemler
Tedarik
TSağlama; temin etme
Tedavül
TSürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma
Tedbir
TTedbir, tedebbür: bir işin iyi ve sıhhatli olması için arkasını, önünü gözeterek takdir ve idare etmektir. bütün evreni yönetmek, her işi evirip çevirmek. tabii düzenini ayakta tutmak, kanunların işlemesini sağlamak.
Tedenni
TGerileme, gerilemek, düşme.
Tedhiş
TYıldırı, terör, terörize etme, şiddet içerikli korku yayma
Tedip hakkı
TAna babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak
Tediye
TÖdeme; bir borcun ödenmesi
Tedricen
TAzar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak
Tedvin
TDerleme
Tedviren
TVekaleten
Tedvîn
THukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma
Teehhür
TGecikme; sonraya kalma
Teemmül
TDüşünüp taşınma; etraflıca düşünme
Teessüs
TKuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma
Tefehhüm
TAnlamak; akıl erdirmek
Tefekkür
TDüşünme,fikretme,akıl erdirme;bir konuda kişinin kendi kendine değerlendirmede bulunması.
Teferruat
TAyrıntı, geleneklere göre bir malın daha iyi ve daha verimli kullanılmasında yararı olan, asıl mala sıkı sıkıya bağlı bulunmayan, az bir masraf ve hasar ile asıl maldan ayrılabilen mallara mk. da teferruât denilir. bir dairedeki asılı levhalar, avizeler,
Teferruğ
TSatın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme
Teffi taauf
TAnlaşılır ve tarif edilir
Teffiz
TBkz. tefvîz
Tefhim
TVerilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi
Tefhim
TMahkeme tarafından verilen kararın, duruşmadan hazır bulunan tarafa veya taraflara hakim tarafından sözle bildirilmesi.
Tefrik
TAyırma
Tefrit
THerhangi bir konuda geride kalma , yeterli olmama durumu ‘ dur.
Tefrişat
TDöşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya
Tefvîz
TIhale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma
Tegayyür
TDeğişmek, başka bir hale geçmek
Tehir
TErteleme
Tehir erteleme
TAra verme
Tehir i icra
TYapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen alacağın tahsiline dair kararı temyiz eden borclu tarafın , icra işlemlerinin durdurulması için yargıtay’dan talep etmesi mümkün olan; karşılığında tüm dosya alacağını icra veznesine teminat olarak yatırmayı gerektiren , teminat bedeli icra dosyasına yatırıldığı vakit yerel mahkeme kararı gelinceye kadar icra işlemlerini durduran karar.
Tehir-i icra
TIcranın geriye bırakılması
Tehir-i i̇cra
Tİcranın geri bırakılması
Tehiri i̇cra
Tİcranın geri bırakılması
Tehlikeli hükümlü
TIşlediği suçun nitelik ve icra şekli göz önüne alındığında toplum için ciddi bir tehlike oluşturan ve cezaevi güvenlik ve nizamını ihlal edebileceği yönünde kuvvetli delil bulunan hükümlüdür.
Tehâlüf
TYargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma
Tek taraflı irade beyanı
THukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.
Tekabül
TKarşılamak,karşılıklı kabulleniş, takasta bulunma.
Tekabül etmek
TKarşılamak; karşılık olmak
Tekamül
T1.olgunlaşma, olgunluk. 2. gelişim, gelişme, evrim.
Tekaüd
TEmeklilik
Tekaüd
TEmeklilik
Tekdir
TAzarlama, paylama
Tekeffül
TBirine kefil olma; kefalet verme; garanti etme
Tekellüf
TKülfetli iş yapma, birisine yük yükleme, sıkıntı verme. yapmacıktan iş yapma.
Tekemmül
TTamamlanma; olgunlaşma
Tekerrür
TTekrarlama, tekrar etme. bir kimsenin bir suçu işleyip hakkında hüküm verildikten sonra yeni bir suç işlemesi durumu. mükerrirlik hali. tck md: 29.
Tekevvün etme
TYaratılma; meydana gelme
Tekid
TPekiştirme, üsteleme. önceden yazılan bir yazının peşine ikinci defa bir yazı daha gönderme. güçlendirme.
Tekit
TBelirli süre zarfında cevap alınamaması halinde tekrar yazı yazarak cevap istenmesi .
Teknokrat
T1.yönetimde ve ekonomide uzmanlığı nedeniyle devlet yönetiminde söz sahibi bulunan, uzmanlığı kuramdan çok tekniğe, uygulamaya dayanan, ekonomik ve yönetimsel düzeneklerin işletiminde insan öğesini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan üst düzey devlet görevlisi.
Teksif
TKesâfet arz etme, yoğunlaştırma, bir noktada dikkat toplama, sıkıştırma.
Tekzib
TYalanlama, kizbetme, asılsız bir haber üzerine bunu düzeltmek için basın kanununa göre ilgili kişinin mahkeme kararıl ile basın aracına gönderdiği düzeltme yazısı, yalanlama yazısı. i̇lgili kişinin bu hakkı kullanmasına tekzib hakkı denir ki, asılsız haber
Tekâsül
TÜşenmek. gevşeklik. i̇htimamsız davranmak. tembellik.
Tekâyüd
TBirbirine hile yapma
Telahuk
TLühûk etme, bitişme, peşinden bir şeye yetişip ona katılma, eklenme. birbirine katılma. sonraki bütçenin öncekine katılması veya genel bütçeye yan bazı bütçelerin katılmasına da mülhak bütçe denilmektedir.
Telakki
TAnlayış, görüş
Telemmu
TPırıldama, ışıldama
Telhis
THülâsa etme, kısaltma, özetleme.
Telhîs
THülasa etme; özetleme; özet
Telif
TYazma; uzlaştırma
Telif hakları
TFikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.
Telvis etmek
TKirletmek
Telâfi
TZararı karşılama; giderme; eksikliği giderme
Telâhuk
TBirbirine katılma; yarışma; hakların yarışması
Temadi
TSürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama
Temayül
TTaninma, mezi̇yetleri̇yle taninir olma, üstün gelme, şöhrete erme.
Temdid
TUzatma, medîd hale getirme. kanunlarda tanınan sürenin bir kısım makamlarca, hâkimce vb. lerince bir daha uzatılması durumu. pas. k md. 13.
Temdit
TUzatma,devam ettirme
Temellük
TMülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma
Temerrüd
TDirenme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme
Temerrüt
TDirenme, inad etme, meredleşme, meredlik gösterme. alacaklının alacağını teslimde ve borçlunun da borcunu ifada inadına direnmesi, geciktirmeye sebebiyet vermesi. bk md. 90, 95. borsa’da yapılan işlemler sonucunda, taahhütlerin gerektirdiği ödeme veya men
Temerrüt faizi
TTemerrüte düşen borçlunun borcun muaccel olması anından borcun ifasina kadar geçen zamandaki faiz.
Temettü
TKâr; kazanç payı; yarar
Temevvüç
TDalgalanmak, çalkalanmak.
Temhir
TMühürleme
Teminat
TBelli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
Teminat akçesi
TBir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para
Temlik
TDevir, alacağın bir başkasına devri, mülkiyetinin geçirilmesi. alacağın devredilmesi. bk md. 165.
Temlikname
TBir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge
Temsilci
THak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.
Temyiz
Tİyiyi kötüden; hayrı, şerden ayırt edebilme yeteneği, akıl gücü. i̇lk derece mahkemelerince verilen yargı kararlarının esas ve usûl açısından denetime tabi tutulduğu üst derece mahkemesi. bu denetim isteme işine de temyiz işlemi denilir. cmk md. 305, 326.
Temyiz kudreti
Tİyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.
Temyizen
TTemyiz suretiyle. temyiz yoluyla.
Temşiyet
TMeşiyet, dileme, icrada bulunma, yürüme ve yürütme.
Tenakus
TEksikleştirme, azaltma: iki kişinin verecekleri şeylerde karşılıklı olarak azaltmaları, noksanlaştırmaları.
Tenakuz
TÇelişme, çelişki, tutmazlık
Tenasüb
TUygunluk, orantı.
Tenbih
TUyarma; uyarı
Tenezzül
TInme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme
Tenfiz
Tİnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme, bir şeyi geçerli kılma.
Tenfi̇z
Tİnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme. bir şeyi geçerli kılma.
Tenkis
TIndirme; azaltma; eksiltme
Tenmiye
TNemalandırma; artırma; işletme
Tensip
TUygun görme
Tensip zaptı
TAçılmış olan davaya ilişkin olarak, davayı incelemekte olan mahkeme tarafından yürütülecek olan inceleme faaliyetlerine ilişkin saptama ve hükümleri barındıran, bir çeşit yol haritasıdır.
Tensip zaptı
TDavanın açıldığı mahkemenin ilk duruşmadan önce, duruşmaya kadar yapılacak iş ve işlemleri belirlemek için tuttuğu bir tutanaktır.
Tenvîrât
TAydınlatma; ışıklandırma
Tenzih
TAyrı tutmak
Tenzil
TIndirtme; azaltma
Tenzilat
Tİndirim.
Tenâküz
TÇelişki
Terahi
THerhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz. savcının yasada yazılı yetkilerine dayanarak, tüze işlerinden dolayı kendilerinden bir işin yapılmasını istediği devlet görevlilerinin, işten kaçınmaları ve görevlilerin görevlerini yapmakta olumsuz davranmaları.
Teraküm
TBirikme, yığılma
Tercihe şayan
TÜstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen
Terditli
TKademeli
Tereke
TÖlen kimseden, geride bıraktığı mirasçılarına kalan mal, ölenin terkettiği, sağlara bıraktığı mal.
Tereke (terike)
TMiras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı
Terekküp etmek
TOluşmak
Teressübât
TTortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar
Terettüp etmek
TDüşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek
Terhin
TRehin olarak verme; emanet bırakma
Terkin
TBoyama, çizme, bozma, bir kaydın çizilmesi. tapu kaydının düşürülmesi. bir kimse üzerinde görülen bir taşınmazın bu durumunun sona erdirilmesi. bir şeyin parçası ve temel rüknü haline getirme. asıl unsur yapma. mk md. 933, 935.
Terkin
TBir alacağın tahsil edilmesinin olanaksız olması nedeniyle,bu alacağın,idârî bir kararla düşürülüp,idârenin alacak defterinden çıkarılmasıdır.
Terkip
TBirleştirmek, bir araya getirmek.
Termim
TTamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
Termin
TBelirli zaman, randevu
Tersim
TResmetmek, bir şeyin çizgilerle şeklini çizmek, çizgilerle ortaya koyup anlatmak.
Tersîmât
TResmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler
Tertip
TSıra; düzen; düzenleme
Terviç
TBir düşünceyi tutma, destekleme
Terâküm
TBirikme; biriktirme
Tescil
TResmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.
Tesellüm
TTeslim alma
Teselsul karinesi
TIki veya daha fazla kişi ticari işlerde borç altına girmiş ise , borcun tamamından her birinin sorumlu olma hali
Teselsül
TBirden çok kimsenin alacaklıya karşı aynı borcun tamamını yükümlenmelerine veya birden çok alacaklının tek bir borcu istemeye hakkı olduğunu gösteren durum;dayanışma zincirleme. zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. silsile peyda etme man: bak: del
Teselsül karinesi
TBirden çok kişinin ticari sayılan bir iş dolayısıyla bir kimseye karşı borçlanmaları halinde bunlar arasında var olduğu kabul edilen zincirleme sorumluluktur. bu borçluların her biri söz konusu borçtan dolayı müteselsilen sorumlu olurlar.
Tesmiye
TAd koyma; isimlendirme; belirleme
Tesviye
TSonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme
Tesâhub
TSahip çıkma; koruma
Tetkikat
Tİncelemek, araştırmak
Tevakkuf
TBağlı olma; durma
Tevali
T1. arası kesilmeksizin sürme. 2. art arda gelme, ardı arası kesilmeme, sürüp gitme.
Tevali etmek
TArkası gelmek, sürüp gitmek.
Tevarüs
TBir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
Tevcih
TYöneltme,aşama, makam, mevki verme, terfi ettirme.
Tevdi etmek
TVermek; bırakmak; sunmak
Tevdi etmek
TVermek, bırakmak, sunmak
Tevdi̇
TBırakmak, vedia olarak bir yere emânet etme.
Teveccüh
TYönelme; yakınlık duyma; sevgi
Tevellüt
TDoğum; doğma
Tevellüt
TDoğum tarihi
Tevellüt
TDoğma, doğum
Tevessül etmek
TBaşvurmak; kalkışmak; girişmek
Tevfik
TUydurma; uygunlaştırma
Tevfikan
TUygun olarak, uygun biçimde.
Tevhid
TBirleme, tekleme, vahdetleme, allah’ı tek olarak kabul etme. i̇slâm’ın temel amacı allah’ı birlemek ve ona öylece inanmak, şirke sapmamaktır.
Tevhit
TBirleştirme
Tevil
TBir kâpalı sözü yorumlama, bir başka anlam katma, amacı dışında farklı biçimde yorumlama.
Tevil yollu i̇krar
TKaçamaklı ikrar; şüpheli veya sanığın suçlama konusu vakıanın kendisi tarafından işlendiğini dolaylı bir şekilde kabul etmesidir.
Tevkif
TTutma, bekletme, bir yerde tutma. çoğulu tevkifâtdır; tutuklamalar kitle halinde içeri sokma. para alacaklılarının istihkâklarında yapılan kesintiler, içeride tutulan paralar. cmk md. 104.
Tevkif müzekkeresi
TTutuklama müzekkeresi. bu müzekkere hâkim tarafından kesilir, üzerinde sanığın kim olduğu, işlediği .:uç ve tutuklama sebebleri ayrıntılı şekilde yazılır. cmk md. 106 vd.
Tevkifat
T1. para konusunda kesintiler. 2.tutuklamalar (hukuk)
Tevkifhane
TTutukevi
Tevkil
TVekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.
Tevlit etmek
TDoğurmak
Tevliyet
TVakfın işlerini yönetmek
Tevliyet davası
TMütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava
Tevsi
TGenişletme, yayma, vüsatini sağlama. çoğulu tevsîâtdır; genişletme işleri.
Tevsîk
TBelgelendirme
Tevsî’
TGenişleme
Tevzi
TDağıtma
Tevziat
TDağıtmalar,üleştirmeler
Teyakkun
Tİyiden iyiye araştırıp şüphesiz tam olarak bilmek.
Teyide muhtaç
THenüz doğrulanmamış
Teyit
TDestekleme, güçlendirme, tasdik etme.
Tezad
TZıdlık gösterme, iki şeyin çelişki arzetmesi.
Tezahür etme
TBelirme, görünme, ortaya çıkma
Tezkere-i sâmiyye
TSadrazamlık makamından yazılan tezkere
Tezkiye
TTemize çıkarma, aklama.
Tezyid
TArtırma, miktarca çoğalma, ziyadeleşme
Tezyif
TDeğersiz olarak gösterme, aşağılama.
Tezyinat
TSüslemeler
Tezâyüd
TArtış; çoğalma
Teâmül
TÖrf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.
Teşbih
TBenzetmek
Teşdid
TŞiddetlendirme, ağırlaştırma, bir suçun cezasının bazı nedenlerle ağırlaştırılması ve aktarılması. bunun sebebleri ne de teşdîd sebebleri denilir. meselâ taammüden adam öldürme, kamu malını çalma, küçüklere laf atma vs. gibi.
Teşdiden
TCezada alt sınırdan ayrılarak üst hadden ceza verme
Teşdit
TMakul orandan arttırma, şiddet, şiddetini arttırma, güç verme
Teşebbüs
TGirişim, girişme.
Teşevvüş
TKarışıklık; kargaşalık
Teşhir
TGösterme,sergileme
Teşhis
TŞahıslandırma, tanıma, bir kimseyi tanıma suretiyle kim olduğunu ortaya koyma, belirleme.
Teşkilat-ı esasi
TAnayasa
Teşmil
TKapsamına alma; yayma
Teşri
TYasama
Teşrii
TYasama faaliyeti, kanun yapma, kanun koyma işi. laik hukukta bu yetki ya halkın temsilcilerinindir ya da baştaki yöneten az bir grubundur. i̇slâm hukukunda ise temelde allah’ındır. hakikî şâri o’dur. hz. peygamber mecâzî anlamda şâridir. bu faaliyett
Teşrik
TYaptığı bir işe ortak almak.
Teşviş
TKarma karışık yapma, iyiyi kötüye katma, zihnin karışık bir durum alması.
Te’villi ikrar
TYoruma müsâid ikrar. sanığın ikrarının yoruma müsaid olması durumunda yargıtay bunu kabul etmemektedir.
Tilâvet
TKuran’ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma.
Toplu iş sözleşmesi
TIşçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.
Trampa
TDeğişim
Tröst
TAynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların pay belgitlerinin bir ortaklıkça elde edilmesi ve yönetimlerinin bu ortaklığı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci anamalcılığa özgü bir ortaklıklar birlik
Tutanak
TZabıt, zabıtnâme. bir toplantı ve duruşma ile sorgulama sonunda düzenlenen resmî nitelikli tutanak.
Tutuklama
TTevkif, ceza muhakemesinde kişiyi koruyucu ve önleyici bir tedbirdir. cmk md. 104 vd. nda yer alan ve adresi belli olmayan, ağır cezalı bir suçun sanığı olan, delilleri yok etme gibi ihtimallerin bulunması durumunda hâkimce alınan önlem. hürriyeti kısıtla
Tutuklu
TMevkûf, tutuklama kararı verilen.
Târik
TTerkeden; bırakan
Töhmet
TBirine isnat olunan suç; işlenildiği sanılan, fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama.
Törebilim
TIyi, kötü, yarar gibi sorunları inceleyen, töresel bir davranış yasası geliştiren, ahlak ve onun ilkeleriyle uğraşan felsefe kolu.
Tüze
THukuk. doğrunun, hakkın korunması
Tüzel
THukuki, hukuksal
Tüzel kişi
TKendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.
Tüzük
TBir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve danıştayın incelemesinden geçirtilerek bakanlar kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Uhde
UGörev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme
Uhdesinde
UÜzerinde; sorumluluğunda
Ukubat
Uİslâm ceza hukuku
Ukud
UKarşılıklı anlaşılan şeyler, şartlar, sözleşme
Ulak
UHaberci; haber götürücü
Umran
UBayındır
Umranî
UBayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme
Umur
UIşler
Urup
UArşının sekizde biri
Usul
UŞekle ilişkin.
Usuli müktesep hak
UUsuli kazanılmış hak, görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denilmektedir.
Usül
UBir kimsenin kendisinden geriye doğru kan bağı olan kimseler, ana, baba, dedeleri ve nineleri., yukarıya doğru devam eden üst soy hısımlar
Uyarma
Uİkaz, ikaz etme, dikkatini çekme. bir tür idârî disiplin cezasıdır
Uygulama imar plânı
UOnaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak u
Uyrukluk
UŞahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.
Uyuşmazlık
Uİki tarafın bir konu üzerinde farklı görüşlere sahip olmasından ortaya çıkan anlaşmazlık.
Uzatılmış mal ortaklığı
UEvlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.
Uzlaşma
UAnlaşma, bir ihtilafın sona erdirilmesi, sulhlaşma, sulh olma.
Vabeste
VBağlı
Vacibürriaye
VBağlayıcı, riayet edilmesi (uyulması) zorunlu
Vade
VBelirlenen süre, borcun ödeme zamanı, ifa zamanı. ecel, ölüm, ölüm olayı.
Vaid
Vİleride gerçekleştirilecek bir şeye dair söz vermek
Vakar
VAğırbaşlılık,kişinin bulunduğu makamına uygun bir ciddiyet göstermesi.
Vakf
VTecvidde, durmak ve durdurmak mânalarına gelerek, nefesle beraber sesin kesilmesine denir. yâni: kur’an-ı kerimi tilâvet ederken herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme halidir
Vakfiye
VVakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge
Vaki (vâki)
VBir şeyi ıslah edip düzene sokmak, himaye etmek, bir şeyi korumak, görüp gözetmek
Vakıa
VOlay, gerçek, olgu. vuku’: düşüş. başa gelen, çatan büyük iş.
Vakıf
VTesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi
Vakıf senedi
VVakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yerinin yazılı olduğu belge.
Valör
VBankacılıkta, faizin fiili olarak hesabına esas alınan tarihe valör denir. bankadan çekilen para için aynı günün, yatırılan para için tahsil edilen tarihi izleyen ilk iş günü valör olarak kabul edelir.
Varaka
VBelge; yazılı kağıt
Varant
VRehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet
Vareste
VKurtulma, kurtulan, yoksun tutma, ilişiğinin kalmaması. mahkemedeki duruşmalara gelme mecburiyetinin kalmaması.
Vari̇t
VGelen, bir yere ulaşan, meydana gelen, ortaya çıkan.
Varîd
VGelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan
Vasi
VKanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.
Vasiyet
VKişinin sağlığında tek taraflı irade açıklaması ile yaptığı ölüme bağlı tasarruf
Vasıl olmak
VUlaşmak, erişmek
Vatandaşlık
VBir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.
Vaveyla
VÇığlık , feryat, bağırış
Vaziyet
VDurum; hal
Vazıyed etme
VBir şeye veya bir işe el koyma
Vazıülyed
V1.bir şeye veya bir işe el koyan kimse. 2.bir şeyi elinde bulunduran kimse.
Vaz’
VKoyma; konulma (yürürlüğe koyma)
Vecîbe
VBorç
Veda
VAyrılma, allah’a ısmarladık deme, bırakma, sonverme.
Vedia
VSaklama
Vedia
VBir kimseye, bir şeyin korunması ve gereğinde geri verilmesi için bırakılan eşya, emanet.
Vefa hakkı
VHak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak
Vehle
VÖncesi; baş tarafı; dakika; an
Vehle-i ûlâ
VIlk başlangıç; birdenbire
Vekalet sözleşmesi
VKişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.
Vekaletname
VVekil bırakanın vekiline yazılı olarak verdiği temsil belgesi. genelde noterlerce düzenlenen ve hangi konularda ne şekilde müvekkili temsil edeceğini gösteren yazılı belge.
Vekil
VNâzır, bakan. bir kimseyi vekâlet sözleşmesi ile temsil eden. başkası nam ve hesabına hareket eden ve bir kısım işler yapan.
Vekâlet
VVekillikte bulunma, birisini temsil etme. başkası nâm ve hesabına bir sözleşmeyle temsil eden kimse. bakanlık, nâzırlık, icra organında görev alan ve belli işleri yürüten kişinin makamı. bk md. 386 vd.
Velayet
VAna ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
Veled
VÇocuk, erkek veya kız çocuğu için kullanılır. halk arasında çoğu kez erkek çocuğu içindir.
Velev
VOlsa bile; hatta; ister; isterse
Veli
VVelayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.
Veraset
VMirasçı olma, soya çekim, bir kimsenin kendi atasına çekmesi.
Veraset ilamı
VÖlen bir kimsenin mallarına kimlerin ne miktar ve ne nisbetle mirasçı olacağını gösteren mahkeme kararı.
Veraset ve intikal vergisi
VÖlenin vârislerine kalan mal ve paradan alınan vergi
Verese
VMirasçılar
Vergi mükellefi
VMükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.
Vergi sorumlusu
VVerginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
Vergi tarhı
VVergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Vergi ziyai
VMükellef veya sorumlu tarafından görevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, verginin hiç tahakkuk etmemesi, zamanında tahakkuk etmemesi, eksik tahakkuk etmesi veya verginin haksız yere geri ödenmesine neden olunmasıdır.
Vergi ziyaı
VVergi kaybı. vergi mükelleflerinin, işlemlerde yaptıkları eksiklikler ve gecikmeler sebebiyle vergi kaybına neden olması, vergi kaçırmaya girişmesi.
Vergide adalet ilkesi
VHerkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır
Vergide usulsüzlük
VVergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir.
Verginin i̇darece tarhı
VMükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemiyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.
Verginin tahakkuku
VTarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.
Verginin tahsili
VKanuna uygun surette ödenmesidir.
Vesait
VVasıtalar; araçlar
Vesayet
VKüçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.
Veto
VBir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. reddetme
Vezaif
VVazifeler
Vezâif
VVazifeler; görevler
Veçhe
VYön, taraf
Veçhile
V(bu) yönden; böylece; uyarınca
Vicahi
VYüz yüze olan veya yapılan
Vicahî
VYüze karşı; tarafın yüzüne karşı
Victimiloji
VMağduroloji, suçları mağdurun bakış açısından inceleyen, kriminoloji içindeki disiplindir.
Vikaye
VKoruma
Voli
VBalıkçının bir yere, denize balık ağı sermesi. buraları kamunun ortak yerleridir. balık ağının serpildiği yerler. kısa yoldan kâr ve kazanç sağlama.
Vuku bulmak
VOlmak; oluşmak; meydana gelmek
Vukuat-ı mahal
VOlay yeri
Vuzuha kavuşmak
VAçıklığa kavuşmak
Vâki̇
VVuku bulan,olan,olmuş.
Vâridât
VGelirler; devlet(kamu)gelirleri
Vâris
VMirasçı
Vücut bulmak
VDoğmak; yapılmış olma
Vürud
VVârid olma, gelme, bir evrakın varması gereken yere ulaşması, gelmesi
Yabancı
YBir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.
Yafta
YÜzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası
Yalamuk
YÇam ağacının reçineli kabuğu; soymuk
Yalan
YGerçek olmayan uydurma söz
Yan soy hısımlığı
YBiri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelenlerdir. kardeş, dayı, amca, hala vs. yarı soy hısımlarıdır.
Yandal
YYandal eğitim, üniversitenin bir lisans programına kayıtlı olan bir öğrencinin, bilgisini artırmak amacıyla ikinci bir lisans programından ders almasıdır.
Yapı
YImar hukukunda karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler
Yapı alacaklısı ipoteği
YBir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni
Yapı kullanma izni
YIskân belgesi
Yapı malikinin sorumluluğu
YBir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması
Yapı ruhsatı
YInşaat izni; inşaat ruhsatı
Yargitay
YTemyiz mahkemesi, bir üst derece mahkemesidir. hukuk ve ceza mahkemelerinden verilen kararların denetim mercii. hukuk ve cezâ dairelerinden oluşur. her daire bir başkan ve en az dört üyeden ibârettir. askerî ceza yargısında ise bu mahkeme askerî yargıtay
Yargı
YHukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.
Yargıç
YHakim
Yayla
YÇevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer
Yaylak
YBir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak
Yayım
YKitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.yayma işi.
Yayın
YBasılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat
Yazanak
YRapor
Yed
YEl ;elinde bulundurma
Yed-i emin
YUyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl
Yediemin
YUyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl
Yedinde olmak
YTasarruf etme yetkisinde olmak
Yed’i istirdat
YMal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek
Yeknesak
YHer tarafi düz, tek düze, bi̇r i̇hti̇laf ve pürüz bulunmayan yapi tek düzen, bi̇r parça hali̇nde olup karişik olmayan.
Yekûn
YToplam
Yeni arazi teşekkülü
YKimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.
Yeniden değerleme
YVergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.
Yerindelik denetimi
YÜst bir birimin altta bulunan bir birimin yapmış olduğu eylem ve işlemlerin yerinde olup olmadığına karar vermesidir.
Yerleşme alanı
YImar plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü
Yetkinlik belgesi
YRuhsat
Yeşil alan
YŞehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan
Yokluk
YKeen-lem-yekûn, sanki hiç olmamış. mutlak butlan. bir çeşit yaptırım türüdür. emredici kurallara uymama durumunda bir kısım işlemlerin geçerli kabul edilmemesi. meselâ resmî nikâhla evlenmeme, tapulu gayrı menkûlün el senediyle satışı gibi.
Yönetim planı
YKat mülkiyeti kanunu’na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme
Yönetmelik
YAnayasanın 123. maddesinde tarif edildiği şekliyle; cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda, kanunlara ve cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.
Yürürlük
YMer’iyet, tatbikâta girme. bir kanunun yayımından sonra pratiğe konulması. bu da ya belirtilen tarihte olur ya da yayımından 45 gün sonra.
Zabit kâti̇bi̇
ZMahkemelerde duruşma zabıtlarını tutmak ve öteki yazı işlerini yürütmekle görevli adliye memuru.
Zabıt defteri
ZEski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.
Zabıt katibi
ZAdliyelerde, mahkemelerde veya diğer yargı kurumlarında çalışan bir kamu görevlisidir. temel görevi, duruşma salonunda yapılan konuşmaları ve alınan kararları yazmak, tutanakları düzenlemek, evrakları takip etmek ve diğer yazılı işleri yerine getirmektir.
Zabıtname
ZTutanak
Zahir
ZAçık
Zail
ZZeval bulma; bitme
Zaman-i rücu
ZCayma akçesi, pismanlik akçesi; sözlesenlerden birinin sözlesmeden caymasi halinde diger tarafin alikoyma hakkina sahip oldugu miktar
Zamanaşımı
ZKanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.
Zamin
ZBir şeyi tazmin eden; kefil
Zanlı
ZSanık, şüpheli
Zannetmek
ZSanmak, tahmini bilgilere dayalı olan görüşler.
Zarar-ı has
ZGenel zarar
Zaruret
ZGereklilik, zorunluluk, sıkıntı
Zaviye
ZKöşe, anlayış, görüş, bakış açısı
Zayi
ZKayip, yi̇ti̇k. çoğulu zâyi̇âtdir. yi̇ti̇kler, yok olanlar, kaybolanlar ‘
Zecri
ZZorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
Zecrî
ZZorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
Zeval
ZSon; bitim; nihayet; yok olma
Zevciyyet
ZKocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik
Zevâid (zevait)
ZVakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan
Zeyil name
ZEk yazı, bir belgenin eki ve açıklaması niteliğindeki yazı.
Zihni kayıt
ZBir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması
Zikretmek
ZAnmak; anılmak; bildirmek; belirtmek
Zillet
ZHor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma.
Zillyetlik
ZSahibi olsun ya da olmasın, bir malı elinde bulunduran veya kullanan kişi.
Zilyedlik
ZBir şey üzerindeki fiili hakimiyet.
Zilyet
ZBir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen
Zilyetlik
ZBir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.
Zimmet
ZTemellük mal edinme. kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya. bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para. bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü
Zina
ZZina bekar biri i̇le veya evli biri i̇le girilen i̇lişki.
Zinhar
ZSakın, asla
Zinhâr
ZSakın,asla
Ziyade
ZFazla; çok; aşırı
Zuhulen
ZSehven, yanlışlıkla, hata sonucu
Zuhur
ZOrtaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma.
Zuhur etmek
ZOrtaya çıkmak; doğmak
Zâhire
ZYiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat
Zâhirî
ZGörünen; görünüşte
Zürriyet
ZBireyin neslinden gelenler
Zımnen
ZÜstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak
Zımni
ZAçıktan olmayarak, dolaylı anlatım.
Zımnî
ZÜstü kapalı; açık olmayan
Zımnında
ZDolayısıyla; için; olarak
Zıya
ZKaybolma, yok olma, bir şeyin elden çıkması
Âdab
ÂEdeb’in çoğuludur. terbiye, güzel ahlak, iyi davranış. usul, erkan, tarz
Âdi kefalet
ÂBorçlar kanununda esas olan adi kefalet sözleşmeleridir. adi kefalet sözleşmelerinde esas olan, alacaklının öncelikle esas borçluya takip yapmasıdır. bu takip sonucunda borcun karşılığı alınamazsa kefile gidilmektedir.
Âhir
ÂSon; sondaki; en son; en sondaki
Âkideyn
ÂHer akitte akdi yapan iki taraf
Âkidîn
ÂSözleşenler; sözleşme yapanlar
Âkit
ÂBir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan
Âlemsümul
ÂDünya çağında
Âlicenab
ÂYüksek ahlaklı
Âlikadr
ÂKıymeti yüksek
Âlude
ÂBulaşmış, karışmış
Âlâm
ÂElemler, kederler, üzüntüler
Âmil
ÂYapan; etken; etmen; sebep; faktör
Âmir
ÂEmreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten
Âmm
ÂGenel; umumi; herkese ait
Âmme hükmî şahsiyeti
ÂKamu tüzel kişiliği
Ânif’ül-beyan
ÂAz önce beyan olunan, bildirilen
Âra
ÂReyler; oylar
Âri
ÂBoş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz
Ârif
ÂAnlayışlı, sezgili
Âriyet
ÂÖdünç; eğreti; ödünç sözleşmesi
Âriyeten
ÂEmaneten
Âtî
ÂGelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal
Âzâ
ÂUzuvlar; üyeler; organlar
Âzâde
ÂSerbest; hür; özgür
Çarter sözleşmesi
ÇEğer navlun sözleşmesinde eşyanın taşınması için geminin veya uçağın tamamı veya bir kısmı, yani yer tahsis edilmişse bu durumda çarter sözleşmesi söz konusudur.
Çek
ÇÖdeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi
Çetrefil
ÇKarışık
Çifte standart
ÇKişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama
Îrâd
ÎGelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme
Öjenik
ÖGenetik olarak insan ırkının ıslahı bilimi
Ölüm karinesi
ÖKişinin ölümüne kesin gözle bakılacak şekilde kaybolmasıdır.
Ölüme bağlı tasarruf
ÖGerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.
Ölünceye kadar bakma akdi
ÖTaraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.
Öndelik
ÖAvans
Önel
ÖSüre
Önel
Ö-iş sözleşmesine göre işçinin işten çıkarılması durumunda tanınan belirli süre -bir işin bitirilmesi için tanınan ek süre.
Örtülü boşluk
ÖSomut olaya uygulanacak hükmün, yasada yer almasına rağmen, yeterli biçimde arz olunmamasıdır.
Özel haklar
ÖŞahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.
Özel hukuk
ÖKişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Özelge (mukteza)
ÖBir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı. mükelleflerin vergi durumları ve uygulanması bakımından tereddüde düştükleri hususlar hakkında bilgi istemeleri üzerine kendilerine yetkili makamlarca yazılı olarak verilen görüşlerdir.
Özgülemek
ÖBir şey veya bir yeri birine,bir şeye ayırmak,vermek, hasretmek, tahsis etmek.
Ücret-i vekalet
ÜEmeği karşılığı avukata ödenen vekalet ücreti.
Üst hakkı
ÜTaşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.
Üst soy- alt soy kan hısımlığı
ÜEbeveyn- çocuk ilişkisine bağlı hısımlıktır. anne, baba üst soy iken, çocuk ve torun alt soydur.
Üçüncü şahıs
ÜBir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.
Şagil
ŞMeşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan
Şahadetname
ŞBir eylemin yapıldığını, bir durumu gösteren ve yetkililerce verilmiş olan onaylı belge.
Şahbender
ŞKonsolos
Şahit
ŞTanık
Şahsi cezasızlık sebepleri
ŞSuçun işlendiği sırada var olan ve failin cezalandırılmasına mani olan şahsa bağlı sebeplerdir.
Şahsi edim
ŞBorçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü
Şahsi haklar
ŞAyni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.
Şahsiyet hakları
ŞŞahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.
Şahsı âhar (âher)
ŞBaşkası; üçüncü kişi
Şahâdet
ŞTanıklık
Şamil
ŞIçine alan; kapsayan; çevreleyen
Şantiye
Ş1. yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer.
Şark
ŞDoğu
Şartname
ŞSatın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin düzenlediği ve işi yapan ile yaptıranın üstlendikleri koşulları belirleyen resmî belge.
Şayeste
ŞUygun, yakışır,layık uygun, münasip.
Şayeste
ŞPara alıp vermek yetkisi,saklama yetkisi.
Şayi
ŞPay; hisse
Şayian
ŞOrtaklaşa
Şecâat
ŞYiğitlik, kahramanlık,cesaret
Şefi
ŞŞufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı
Şehadet
ŞYüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma
Şehadetname
ŞBir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge
Şerait
ŞŞartlar; koşullar
Şerh
ŞKişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim
Şerik
ŞOrtak; iştirakçi
Şeriklik
ŞŞerik olma durumu, ortaklık. ceza hukukunda suça yardım etme “şeriklik” biçimlerinden biridir. suça katkı sağlayan, fakat gerçekleştirdiği davranışı faillik oluşturmayan kişiler şerik olarak kabul edilmektedirler.
Şiar
ŞTutulacak yol, ülkü, ilke
Şibh (şibih)
ŞBenzer; benzeme; benzeyiş
Şifahen
ŞSözlü olarak, sözle söyleyerek.
Şifahi
ŞSözlü olarak yapılan
Şifahî beyan
ŞSözlü açıklama
Şimal
ŞKuzey
Şira
ŞSatış
Şi̇kâyetçi̇
ŞZarar gördüğü bir suçun failini, ilgili makam ve memurlara bildiren kişi, müşteki.
Şufa
ŞÖnalım; öncelikli alım
Şufa hakkı
ŞÖnalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, y
Şuhut
ŞŞahitler
Şura-yı devlet
ŞOsmanlı devleti’nde günümüzdeki danıştay’a karşılık gelen yüksek yargı kurumudur.
Şâmil olmak
ŞKapsamak; içine almak
Şârih
ŞŞerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan
Şâyi hisse
ŞOrtak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay
Şûrâ-yı devlet
ŞŞura-yı devlet osmanlı devleti’nde günümüzdeki danıştay’a karşılık gelen yüksek yargı kurumudur.
Şüheda
ŞŞehitler, şahitler
Şümul
ŞKapsam; içine alma; kapsama
Şümul
Şİçine alma, kaplama, kapsama.
Şüphe
Ş1. bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba”
Şüpheli
ŞSoruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder.
Şüpheli̇
ŞSoruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi.
Şüreka
ŞŞerikler, ortaklar
Şüyu
ŞPaydaşlık; hissedarlık



