Hukuki Sözlük

Karmaşık hukuk terimlerini herkes için anlaşılır hale getiriyoruz.

search

Ab-nak

A

Sulu, ıslak, nemli

Abonman sözleşmeleri

A

Tüketicinin, belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmeler

Abrama

A

Deniz taşıtlarını yönetme

Acar

A

Atılgan, gözü pek, yiğit, kabadayı, yılmaz, kabına sığmaz, güçlü, becelikli

Acele itiraz

A

Verilen kararın tefhim yada tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde ( genellikle bir hafta ) yapılması gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür. itiraz üzerine kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir.

Acele i̇tiraz

A

Mahkemece verilmiş bir kararın tefhim veya tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde yapılması gereken, genellikle kararı veren mahkemenin üst mahkemesine yapılan ve kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür.

Acenta

A

Ticari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına
yapmayı mesle

Acir

A

Kiraya veren kimse

Aciz

A

Ödeme güçsüzlüğü.

Aciz vesikası

A

Alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (i̇i̇k 143)

Acizlik def’i

A

Borçlunun içine düştüğü acizlik durumunda borcunu ödemeyeceği hususunda ileri sürdüğü bir çeşit savunma, defi.

Ada

A

Çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.

Adalet

A

Haklılık; hakka uygunluk

Adavet

A

Düşmanlık

Addetmek

A

Saymak

Aded-i müretteb

A

Tamsayı

Adem-i ifa

A

Yapmamamak,yerine getirmemek,borcu ödememek

Adem-i ifâ

A

Yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek

Adem-i iştirak

A

Katılmamak

Adem-i lüzum

A

Klasik fıkıh doktrininde akdin bağlayıcı olmaması (adem-i lüzûm) durumu genelde iki biçimde söz konusu edilmektedir. birincisi, yapısı itibariyle bağlayıcı olan bir akdin bir sebeple bu bağlayıcılık niteliğini kazanamaması, diğeri akdin amacı
ve yapısı itibariyle bağlayıcı olmamasıdır.

Adem-i selahiyet

A

Yetkisizlik

Adem-i te’diye

A

Vadesi geldiği halde ödememek

Adem-i vüsuk

A

Gercek olmamak

Ademi merkeziyet

A

Devlet merkezinin gücünü azaltarak yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını savunan siyasi görüş. adem-i merkeziyet, “merkezin yokluğu” manasına gelir.

Adi kira

A

Kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.

Adi şirket

A

Iki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklık.

Adiyen darp

A

Her zamanki gibi. adice. fevkalade olmayarak.

Adli

A

Adaletle ilgili demektir. adalet teşkilatı bünyesinde anlamına da gelir.

Adli muayine

A

Olayı saptamak ve delil, iz, eser ve emare bulmak amacı ile yapılan işlemdir.

Adli müzaharet

A

Yargısal yardım

Adli olgu

A

Ceza kanununda tanımlanmış olan suçları işleyerek veya işlenmiş olan herhangi bir suçtan etkilenerek hastaneye başvuran kişiler olarak tanımlanmaktadır. böyle bir durum yaşandığında bu durum ‘adli olgu’ olarak nitelendirilir ve polisin haberi
yoksa polise haber verilir. bu kişilerin, tedavi süreçleri boyunca polis ya da asker tarafından tedavi sürecinin takip edilmesi gerekebilmektedir.

Adli̇ psi̇kolog

A

Hukuksal sorunlar ve süreçlere psikolojik öğeleri de içeren bir genişlikte bakarak hukuksal alanın adil, etkin ve insan haklarına uygun sonuçlara kavuşmasını sağlamaya çalışan bilim adamı.

Adli̇ tabi̇p

A

Gerektiğinde mahkemelere bilirkişi olarak rapor veren, adli tıpta görevli doktor.

Adli̇ zabita

A

Bir suç sonrası sanığı ve suç delillerini adli yetkililere sunan kolluk kuvveti.

Adlî kaza

A

Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı

Adlî müzaharet

A

Adli yardım

Adâd

A

Adetler; sayılar

Adüvv

A

Düşman, hasım

Affectio societatis

A

Ortaklık amacını eylemli olarak gerçekleştirme” diğer bir ifadeyle ortak sıfatıyla “bilfiil” ortaklık amacına hizmet etmek/emek vermek anlamındaki latince hukuk deyimi.

Agoni

A

Can çekişme hali

Agreman

A

Devletler diğer devletlere gönderecekleri temsilciler için önceden o devletçe kabul edilir olup olmayacaklarını (persona grada) sorma işlemi. buna agreman istemek denir. karşı devlet o kimseyi kabul edince, sonradan tayinine itiraz edemez.

Ahar

A

Başkası; üçüncü kişi; yabancı

Ahde vefa

A

Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık

Aheste

A

Yavaş, ağır

Ahit

A

Söz verme

Ahiz

A

Kabul etme

Ahkam

A

Hükümler

Ahkam-ı şahsiye

A

Şahsın kendisini alakalandıran hükümler.

Ahkamı huzuriye

A

Hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri

Ahkâmı huzuriyye

A

Hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri

Ahkâmı mahsusa

A

Özel hükümler

Ahkâmı müteferia

A

Ayrıntılı hükümler

Ahkâmı mütehalife

A

Aykırı değişik hükümler

Ahval-i sahsiye

A

Kişinin doğrudan şahsıyla ilgili hukukî haller

Ahval-i şahsiye

A

Hakiki şahısların hukuki varlıklarıyla ilgili olan hukuki hallerdir : doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, tabii bir çocuğu tanıma, ölüm vakıaları gibi (mk35 ve; nüfus k).

Ahvâl

A

Durumlar; haller; vaziyetler

Ahz

A

Almak

Ahzukabz

A

Bir miktar meblağın elden tesellüm edilmesi veya o miktar meblağın kasa hesabına kaydı

Aile hukuku

A

Aile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır.

Aile yurdu

A

Bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.

Aile şirketi

A

Bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.

Akabinde

A

Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından örnek: kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar.

Akamet

A

Neticesizlik, kısırlık, sonuç alınmama.

Akar

A

Taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler

Akarâtı mevkufe

A

Vakfedilmiş, gelir getiren mallar

Akd-i mebhusünanh

A

Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i mezbur

A

Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i muvazaa

A

Karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i sahih

A

Geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme

Akdem

A

Önce, daha evvel

Akdes

A

En mukaddes

Akdetmek

A

Sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak

Akideyn

A

Her akitte, akti yapan iki taraf

Akord ücret

A

Parça başına hesaplanan ücret

Akreditasyon

A

Bir kişi veya kurumu resmi olarak tanıma, kabul etme ve onaylama eylemi

Aktif

A

Vergi hukuku ve muhasebe dilinde aktif: bilançonun, para ve nesne mevcudunu, alackaları ve mameleke dahil diğer kıymetlerin sıralandığı taraftır.

Aktüer

A

Aktüer, bir olayın ihtimalini ve mali sonuçlarını değerlendirmek için istatistiksel teknikleri ve matematiksel becerileri kullanan kişiye verilen mesleki unvandır.

Akârât

A

Gelir sağlayan mallar, gayrimenkuller

Akîm

A

Kısır, verimsiz, başarısız, sonuçsuz.

Alel usul

A

Yöntemine uygun olarak

Alelıtlak

A

Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Aleyh

A

Karşı, karşıt

Alil

A

Hasta, sakat

Alivre satış

A

Satıcının bir malı belli bir vade içinde teslimini taahhüt etmesidir. henüz yetşmemiş mahsul alivre satılabilir. bu terim genel olarak tarladaki mahsul ve ağaçtaki meyveler için kullanılır.

Alt i̇şveren

A

Bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini
sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar

Alâik

A

Alakalar

Alındı

A

Makbuz

Ampirik

A

Deneye dayalı.

Anagayrimenkul

A

Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.

Anasır

A

Unsur

Anayapı

A

Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.

Anayasa

A

Örgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa.

Angaje

A

Sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı

Ani edim

A

Bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim

Anmuhakemetin

A

Muhakeme yaparak; yargılama yoluyla

Antant kalma

A

Bir konuda mutabık kalma, uzlaşmaya varma.

Antoloji

A

Yazınsal ürünlerden güzel parçalar seçilerek oluşturulan ve türlü yöntemlere göre düzenlenen yapıt.

Antrepo

A

Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar

Anud

A

Çok inatçı

Aplikasyon

A

Yer tesbiti, tescilli haritalardaki parsel köşe noktalarının zeminde yeniden belirtilmesidir.

Apostille

A

5 ekim 1961 tarihli lahey sözleşmesi hükümleri uyarınca, kararda imzası olan hakimin, o yargı yerinde yetkili ve görevli olduğunu gösterir tasdik şerhi.

Appel

A

İstinaf

Arazi

A

Genellikle, üzerinde yerleşim yeri bulunmayan, ekilebilen ya da boş toprak.

Arazi mahlule

A

Mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye

Arazi-i emiriyye

A

Beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi

Arazi-i mevkufe

A

Geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi

Arazi-i miriye

A

Devlete ait arazi

Argüman

A

Delil, kanıt, dayanak, tez, sav

Ariyet

A

Menkul ve muayyen bir malın karşılıksız olarak kullandırılmasının başka bir şahsa bırakılmasını ve kullanıldıktan sonra geri verilmesini tazammun eden akit(bk: 299 vd.)

Arizi

A

Geçici,sonradan gelen

Arsa

A

Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.

Arsa payı

A

Kat mülkiyetinde arsanın, kanunda belirtilen esasa göre bağımsız bölümlere ayrılan ortak mülkiyet payı.

Arz

A

Sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)

Arzuhal

A

Dilekçe

Arâzi-i haraciyye

A

Haraca bağlı arazi;

Arâzi-i memlûke

A

Mülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler

Arâzi-i metrûke

A

Halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi

Arâzi-i mevât

A

Hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler

Arâzi-i mezrû‘a

A

Ekilen arazi

Arâzi-i selîha

A

Çıplak arazi

Arâzi-i öşriye

A

Ürününden onda bir devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi

Arîz ve amîk

A

Genişlik ve derinliğine; enine boyuna;

Arızî

A

Gelip geçici olan,eğreti,sonradan gelen

Arşiv

A

Belgelik, her türlü belgenin saklanıp muhafaza edildigi yer

Asgari

A

En az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük

Asgarî

A

En az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük

Ashab-ı intikal

A

Verasetin geçişinde hak sahipleri

Asli

A

Birincil,temel olarak alınan

Asrî

A

Zamana uygun; çağdaş; modern

Atalet

A

1. devinimsizlik, tembellik, çalışmadan oturma, gevşeklik, uyuşukluk. 2. i̇şsiz kalma, işsizlik

Ateh

A

Bunama; bunaklık

Atipik

A

Örnek dışı düzensiz, değişik, değişken, tipik olmayan, herhangi bir grup içerisinde değerlendirilemeyen.

Atıf

A

Yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

Atıfet

A

İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet

Aval

A

Bonoya imza atarak sorumluluk altına girmiş kişiler lehine verilen bir tür kefalettir.

Avalist

A

Kefil aval veren kimse.

Avans

A

Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik

Avdet

A

Dönüş; geri gelme; dönme

Avârız

A

Kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller

Ayn

A

Para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri

Ayni haklar

A

Eşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.

Aynî

A

Mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen

Ayrık

A

Müstesna, kural dışı, ayrı tutulan, diğerlerine benzemeyen, ayrıcalı.

Aza

A

Üye

Azamî

A

En çok; en büyük; en yüksek

Azil

A

Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması

Azimet

A

Gidiş; yola çıkma

Azinlik hükümeti̇

A

Parlamenter sistemlerde, parlamentoda çoğunluğu olmayan bir partinin, öbür parti ya da partilerin hükümete fiilen katılmadan dışarıdan destek vermesiyle oluşturduğu hükümet biçimi.

Azledilmek

A

Görevden alınmak

Azletmek

A

Bir kişiyi görevden almak, çıkarmak

Açık artırma

A

Bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.

Açık boşluk

A

Somut olaya uygulanacak hükmün yasada yer almamasıdır. kanunun soruna yanıt verememesi durumudur.

Açık boşluk

A

Somut olaya uygulanacak hükmün yasada yer almamasıdır. kanunun soruna yanıt verememesi durumudur.

Ağlep

A

Kuvvetli, büyük.

Aşikar

A

Besbelli olan, ortada olan, gizli olmayan

Badire

B

Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum

Bahri

B

Denize ait

Baki

B

Sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran

Bakiye

B

Artan

Baliğ

B

Eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;

Balotaj

B

Bir şeçimde adaylardan hiçbirinin kanunun gerekli gördüğü oyu alamamış olması nedeniyle seçim kimsenin kazanamamış olma hali, bu şekilde seçimin sonuçsuz kalma hali

Bam

B

Bölge adliye mahkemesi kısaltması

Bariz

B

Açık; göze çarpan; belirgin

Basiret

B

Doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü

Basiretli tacir

B

Tacirin genel ahlak kurallarına göre davranması gerektiğini ifade eder.

Basiretsiz

B

Gerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz.

Batin

B

1. anlamı: karın, kuşak 2. anlamı: gizli, görünmeyen.

Battal

B

1. kullanılmaz durumda olan, işe yaramaz, işlemez. 2. boyutça alışılmış olandan, olağandan büyük.

Batıl

B

Doğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen

Bayi

B

Bazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri

Baîd

B

Uzak; ırak

Bağımsız bölüm

B

Kat mülkiyeti kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.

Bağıt

B

Akit

Ba’dehû

B

Daha sonra

Becayiş

B

İki memurun kendi rızaları ile ilgili makamın tasdikıyle aralarında memuriyet, makam ve vazifelerini değiştirmeleri.

Becâ

B

Yerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz

Bedel-i misil

B

Emsaline uygun peşin para

Bedelsiz devir

B

Bir hakkın, alacağın veya malın herhangi bir bedel alınmadan bir başkasına aktarılması

Bedelsiz temlik

B

Bir hakkın bedel alınmadan diğer bir kişiye geçirilmesi.

Bedelsiz terk

B

Herhangi bir eşyanın veya hakkın karşılığı alınmaksızın bırakılması

Bedialar

B

Göze güzel görünen şeyler; estetik

Bedihî

B

Açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen

Bediî

B

Güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik

Bedâyî

B

Sermayeler; anamallar;

Behemahal

B

Her halde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka.

Behemehal

B

Kesin olarak,kesin bir biçimde, her durumda, ne olursa olsun.

Behemehâl

B

Her hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka

Beher

B

Her biri

Behredâr

B

Nasipli, hissedar, nimetlenmiş, faydalanmış

Belagat

B

Iyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı

Belgit

B

Bir kişinin, yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek üzere imzaladığı resmi kağıt, senet.

Ber-mucib-i talep

B

Talep mucibince; istem gibi

Ber-vech

B

Olduğu gibi; olarak

Ber-vech-i bâlâ

B

Yukarıda olduğu gibi

Ber-vechi peşin

B

Peşin olara

Beraat

B

Aklanma

Berhava

B

Havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş

Bertafsil

B

Ayrıntılı

Berât

B

Rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman

Berâyı tetkik

B

Inceliyerek

Berî-üz-zimme

B

Zimmetten kurtulmuş; aklanmış

Betahsis

B

Hele, hususiyle

Beynelmilel

B

Herkes tarafından kabul edilen, uluslararası

Beynelmilel

B

Uluslararası

Bi-l-müzayede

B

Müzayede ile

Bi-l-rü’ye

B

Görerek; görülerek

Bi-n-netîce

B

Netice olarak; sonuç olarak

Bi-t-tabi

B

Tabiatiyle; doğal olarak

Bidayet mahkemesi

B

İlk derece mahkemesi

Bihakkın tahliye

B

Cezanın infazından başladığı andan itibaren süre kapsamında, kişinin cezaevinde ya da şartlı tahliye olduğu zaman tamamlayacağı süre

Bil-cümle

B

Bütün; hepsi; tamamı

Bil-farz

B

Tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi

Bila bedel

B

Bedelsiz

Bila faiz

B

Faizsiz

Bila tebliğ

B

Tebliğ edilmeden

Bilabedel

B

Bedelsiz, ücretsiz.

Bilahare

B

Sonradan, daha sonra, sonraları

Bilakaydüşart

B

Kayıtsız ve şartsız olarak.

Bilasebep

B

Sebepsiz , sebep olmaksızın

Bilbeyyine

B

Delil ile; tanık ile; ispat ile

Bilcümle

B

Bütün

Bilfiil

B

Gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek

Bililtizam

B

Bile bile

Bilirkişi

B

Bir konuda uzmanlığı bulunan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.

Bilistirdad

B

Geri alarak; geri alınarak

Bilmukabele

B

Karşılık olarak, (davranış töresinde) ben de, size de, sizlere de.

Bilmuvafakat

B

Razı olarak

Bilmüzakere

B

Müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak

Bilmüzayede

B

Artırma ile; artırarak

Bilumum

B

Bütün, hep, kamu, genel

Bilvekale

B

Vekaleten

Bilâtefrik

B

Tefrik etmeksizin; ayırmaksızın

Bimarhane

B

Hastahane

Binaenaleyh

B

Bundan dolayı, bunun üzerine

Binniyabe

B

Naip eliyle; vekillik ile; vekaleten

Binâberin

B

Bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle

Binâen-aleyh

B

Bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı

Binâen-alâ-zâlik

B

Bundan dolayı; bunun üzerine

Bireysel başvuru

B

Temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere tanınan ulusal ya da ulusal üstü denetim yapılan yargı yolu. anayasa şikâyeti.

Bisud

B

Faydasız;yararsız.

Bitap

B

Bitkin, yorgun.

Bitarıkıl’evlâ

B

Evveliyetle; öncelikle

Biçare

B

Çaresiz

Bi̇li̇rki̇şi̇

B

Bir davada, hukuk dışında kalan ve yargıcın bilmediği özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda görüşüne başvurulan kişi, ehlihibre, ehlivukuf.

Bono

B

Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.

Borç ilişkisi

B

İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.

Butlan

B

Geçersizlik

Bâ tapu

B

Tapulu; tapu ile tasarruf olunan

Bâ-husus

B

Hele; özellikle; üstelik

Bâb

B

Kapı

Bâdî olmak

B

Sebep olmak

Bâhir

B

Belli; besbelli; açık; apaçık

Bâligân-mâbelâğ

B

Ziyadesiyle; bol bol

Bâlâ

B

Yukarı; yüksek; üst; yüce

Bâîs olmak

B

Sebep olmak; göndermek; gerektirmek

Bâ’de’l-isticar

B

Kira sözleşmesinden sonra

Bâ’de’l-istirdad

B

Geri aldıktan sonra

Bî-ma’nâ

B

Manasız; anlamsız

Bî-taraf

B

Tarafsız

Bîtâp

B

Bitkin; güçsüz; takatsız; yorgun

Bölünebilir edim

B

Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim

Bölünemez edim

B

Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim

Bühtan

B

İftira, kara çalma

Bürhan

B

Kesin kanıt

Bürûz

B

Belirme; ortaya çıkma

C.savcisi

C

Müddei̇umum

Canîb-i beytülmal

C

Hazine tarafı

Canîb-i vakıf

C

Vakıf tarafı

Canîp

C

Yön; taraf; cihet; yan

Cari

C

Uygulanan; yürürlükte olan

Cari fiyat

C

Bir malın satışında ilan veya fiyat listesi veya etiket ile umuma arz olunan veya ticaret odalarıyla belediyeler ve borsalar gibi salahiyetli yerlerce tesbit edilen fiyat.

Casus belli

C

Savaş nedeni, savaş gerektiren olay

Cebel

C

Dağ, yüksek tepe.

Cebir

C

Zor kullanma, zorlayış, zora başvurma, zor.

Cebr-i i̇cra

C

Hukuka aykırı davrananları zorla kurallara uydurma,zorlama

Cebri icra

C

Kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları

Cebri satım

C

Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım

Cebrî

C

Zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak

Cedel

C

“çelişmeler öğretisi” anlamına gelmekte ve reddedilmek istenilen herhangi bir görüşün ya da tezin, imkansız ve saçma olduğunun tartışma yoluyla ortaya çıkarılmasında kullanılmaktadır.

Celb-i menafi

C

Fayda sağlamak

Celesat-ı âti

C

Gelecekteki celseler, oturumlar

Celile

C

Büyük; ulu

Celpname

C

Yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı

Celse

C

Mahkemelerde bir muhakemenin, duruşmanın ve sair meclislerle heyetlerde müzakerelerin yapılması için, nisap dairesinde, azanın her toplantısı. celselerin açılması ve kapanması ve inzıbatı mahkeme veya heyet reislerine aittir.(cmuk.378)

Ceman

C

Toplam olarak,toplamı

Cemetmek

C

Toplamak; bir araya getirmek

Cemi ezmân

C

Bütün zamanlar; zamanların toplamı

Cemm-i gafir

C

Alelade topluluk, kalabalık, sokak kalabalığı.

Cenup

C

Güney

Ceraim

C

Cürümler, suçlar

Ceraîm

C

Suçlar, kabahatler manasına gelen kelime, hukukta; özellikle kolluktan cumhuriyet savcılığına gönderilen suç ihbarı üzerine kayıtların aynı adla tutulduğu deftere denir. bu kayıt ceraim numarası alarak deftere işlenir.

Cerbeze

C

1.haklı ve haksız sözlerle hakikati gizlemek, 2.güzel konuşma. 3.girişkenlik, beceriklilik.

Cereme

C

Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası

Cereyan

C

Bir şeyin gelişme, olma durumu

Cerh ü iptal

C

Çürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme

Cevap layihası

C

Cevap dilekçesi, yanıt dilekçesi

Cevaz

C

Onay, izin , uygunluk

Cevaz-ı i̇stihdam kararı

C

Görülen idari lüzum ve zarurete binaen azledilmek suretiyle vazifesinden uzaklaştırılan memurun yeniden memuriyete alınabilmesi için azleden dairece verilmesi icabeden karar.

Cevher

C

Maya; öz; değerli taş; elmas

Cevval

C

Davranışları çabuk ve kesin olan

Cevâmi’

C

Camiler; mescitler; toplanılan yerler

Cevâz

C

Izin; müsaade; caiz olma

Cevâz bahş

C

Izin veren; müsaade eden

Ceza

C

Suç işleyen kişilerin karşılaşacakları tepkidir,yani kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü müeyyidedir.

Ceza şartı

C

Ceza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı

Cezaevi

C

Hükümlü ve tutukluların kaldığı yer, ceza infaz kurumu

Cezayı kaldıran şahsi sebepler

C

Suçun işlendiği sırada bulunmayan, ancak suç işlendikten sonra ortaya çıkan ve kişiye hiç ceza verilmemesini veya cezada indirim yapılmasını sağlayan şahsi sebeplerdir.

Cezrî

C

Asıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden

Cibâyet

C

Alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili

Cihet

C

Yön; taraf; amaç

Cins tashihi

C

Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.

Ciranta

C

Bir senedi ciro eden, aktaran kimse

Ciro

C

Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.

Cism-i câmid

C

Cansız cisim

Cismanî

C

Cisimle, bedenle ilgili; bedensel

Cismanî zarar

C

Kişinin vücut bütünlüğüne verilen zarar.

Cuz-i layetecezza

C

Bölünemeyen, parçalanamayan şirket payı, hisse.

Câmi

C

Cem eden;

Câmia

C

Topluluk; zümre

Cânî

C

Cinayet işlemiş olan kimse

Cây-i teemmül

C

Etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur

Cünha

C

Eski ceza hukukunda cürümden hafif, kabahatten ağır nitelikteki eylemler

Cürmiyet

C

Suç hali; suçluluk

Cürmü meşhut

C

Suçüstü; göz önünde işlenen suç

Cürüm

C

Kabahat olmayan

Cürüm i̇snadı

C

Birine iftira atmak ve kara çalmak manasına gelir.

Cürüm tasnii

C

Bir kimse hakkında cürüm uydurmak

Cüz

C

Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük

Cüzî icra

C

Borçlunun malvarlığının bir kısmı ile, birkaç alacaklısına karşı olan sorumlulukları ile ilgilenir. i̇cra hukukunda haciz yolunu ifade eder.

Dahiliye vekâleti

D

İçişleri bakanlığı

Dain-i mürtehin

D

Bir alacağa teminat sağlamak amacıyla, bir mal üzerine kurulan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır.

Daktiloskopi

D

Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi. parmak izi incelemesi.

Darbımesel

D

Çarpıcı söz, özlü söz.

Dava

D

Bir kimsenin diğer kimseden hakim huzurunda hakkını istemesi.

Dava veki̇li̇

D

Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı.

Davaci

D

Mahkemede dava açan taraf.

Davali

D

Kendisine karşı mahkemede dava açılan kimse.

Davaname

D

Cumhuriyet savcısının komuyu ilgilendiren ancak ceza davası niteliği taşımadığı için hukuk mahkemelerinde görülecek olan davayı açtığı belge

Davanın ıslahı

D

Yargılama taraflarının usule ilişkin olarak yaptığı işlemlerinin gerekli giderleri karşılamak koşuluyla kanunda belirtilen süre içerisinde ve yöntemine uygun olarak tamamen veya kısmen düzeltilmesini sağlayan hukuksal bir yoldur.

Davayı mütekabile

D

Karşı dava

Def-i mefasid

D

Zararı yok etmek

Defaat

D

Defa, kez, kere, sefer

Defaât

D

Kereler; kezler; yollar

Defi

D

Taraflardan birinin, hususiyle müddeialeyhin kendisine karşı açılan davada edadan kurtulmak için bavurduğu her türü vasıta.

Defter-hâne

D

Taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt

Defter-i hakanî

D

Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter

Defter-i hakanî idaresi

D

Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire

Defâtir

D

Defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar

Def’aten

D

Bir defada; birden

Def’i def

D

Def’e karşı def’; savuya karşı savu

Delalet

D

Gösterme, yol gösterme, kılavuzluk, iz, işaret, aracılık.

Delegasyon

D

Herhangi bir topluluğu temsil etmekle görevli yetkili kurul / herhangi bir işin sorumluluğunun başka bir kişi ya da kuruma aktarılması / yetkilendirme, görevlendirme.

Delil

D

Kanıt; tanıt; ipucu

Delil-i celî

D

Aşikar delil; belli, apaçık kanıt

Delâlet

D

Gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık

Delâlet-i bil’işare

D

Işaret ederek, hatırlatarak gösterme

Demdeme

D

Hiddetli söz. avaz. hosa gitmeyen sesler

Demirbaş

D

Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya

Demokratik devlet

D

Halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.

Depozito

D

Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.

Depresyon

D

Ruhi veya bedeni düşkünlük hali, dermansızlık

Der-akap

D

Hemen; arkasından

Der-dest-i rü’yet

D

Dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava

Der-kâr

D

Malum; aşikar; bilinen; belli

Der-piş

D

En önde; göz önünde bulunan; öngörü

Der-pîş etmek

D

Öngörme; göz önünde bulundurma

Der-uhte

D

Üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama

Derc etmek

D

Araya sokmak; arasına sıkıştırmak

Derceb etmek

D

Cebe atmak; kendine alıkoymak

Dercedilmek

D

Toplanmak, (bir metne) yazılmış veya konmuş olmak.

Derdest

D

Görülmekte olan

Derdestlik itirazı

D

Tarafları veya konusu bakımından halihazırda açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın,aynı veya bir başka mahkeme önünde ikinci kez açılmasına yapılacak olan itirazı ifade etmektedir.

Derkenar

D

İlk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf/temyiz yoluna gidildiğine dair tensibe derkenar denir.

Dermeyan etmek

D

Ileri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak

Derpiş

D

Göz önünde tutma, öngörme

Derpiş etmek

D

Öngörmek,göz önünde bulundurmak

Deruhte

D

Karşlamak, üzerine alma, üstlenme

Deruni

D

Kişilik hakkının manevi kolu, manevi kişilik hakkı.

Derç

D

Sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme

Desise

D

Hile; oyun; entrika

Devair

D

Daireler

Devlet

D

“belirli bir toprak parçası üzerinde, egemen olan, belirli bir insan topluluğu”nun oluşturduğu bir siyasal düzen/bir tüzel kişiliktir.

Devlet şurası

D

Danıştay

Devletler özel hukuku

D

Kişilerle devlet arasındaki bağı (tabiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan huku

Devremülk hakkı

D

Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.

Deyn

D

Borç

Deâvî

D

Davalar

Değer baha

D

Bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat

Dibace

D

Başlangıç , giriş, ön söz.

Dilekçe

D

Bir isteği üst makama ulaştıran yazı,

Dilemma

D

Müskül durum,ikilem

Disiplin cezaları

D

Belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.

Dispeççi

D

Deniz kazasindan sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin ugradiklari zararlari ve bunlar tarafindan yapilan masraflarin nasil, kimler tarafindan ve ne oranda karsilanacagini belirleyen uzman.

Divan-ı ahkâm-ı adliye

D

Osmanlı devleti’nin günümüzün yargıtay ve danıştay eşdeğeri olarak hizmet veren üst kuruludur.

Divan-ı muhasebat

D

Büyük millet meclisine bağlı ve devletin bütün varidat ve masraflariyle mallarını ve hesaplarını onun namına murakabe edenlerin hesaplarını tetkik ve muhakeme ile mükellef bir heyet.

Dizelge

D

Liste

Doktirin

D

Bilimsel görüş , öğreti.

Doktrin

D

Öğreti.

Donatan

D

Gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir

Duhul

D

Girme, giriş

Dun

D

1.altta, aşağıda olan. 2.aşağı, aşağılık, alçak.

Duplik layihası

D

İkinci cevap dilekçesi. davalının cevap dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmesi üzerine, davacının cevap dilekçesine karşı davalanın vereceği ikinci cevap dilekçesi.

Duruşma

D

Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, yargılamada iddia ve savunma makamlarının delillere dayanarak tartıştıkları, uyuşmazlıkların çözüldüğü süreç.

Duruşma salonu

D

Duruşmaların yapıldığı yerdir.

Duçar olmak

D

Maruz kalmak

Dys

D

Doküman yönetim sistemi

Dâfi

D

Defi’de, savuda bulunan kimse

Dâyin

D

Borç veren; alacaklı

Dîvân-ı muhasebat

D

Sayıştay

Dönüm

D

Eski bir alan ölçüsü. dönümün metrekare olarak karşılığı 918,393 m² ‘dir.

Dûn

D

Aşağı; aşağılık; altta; aşağıda

Dûr

D

Uzak

Dûçâr

D

Tutulmuş; uğramış; yakalanmış

Düplik dilekçesi

D

Davalının davacının replık dilekçesine verdiği cevap

Düstur

D

Kaide, asıl kaide, hattı hareket kaidesi manalarında da kullanılmıştır ki hukuki hükümleri maksada uygun ve veciz surette ifade eden şekil.

Düstur

D

Genel kural, yasaları içine alan kitap, kanun , tuzuk , yonetmelikler kulliyati

Düstûr

D

Kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi

Düvel

D

Devletler

Düvel-i muazzama

D

Büyük devletler

Düyun-u umumiye

D

Genel borçlar i̇daresi

Düzenleme

D

Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet

Düçâr

D

Tutulmuş; uğramış; yakalanmış.

Ebniye

E

Binalar; yapılar

Ecnebî

E

Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler

Ecr-i müsemmâ

E

Taraflar arasında belirlenen ücret

Ecrimisil

E

Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri

Ecrimisil

E

Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri

Eda

E

Edim; borçlanılan şey; borcun konusu

Eda

E

Edim; borçlanılan şey; borcun konusu

Eda davası

E

Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava

Eda davası

E

Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava

Edeb

E

Iyi terbiye; naziklik; usluluk

Edim

E

Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi

Edinilmiş mallar

E

Her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Efrad

E

Birey

Efrâd

E

Fertler; bireyler

Ef’âl

E

Eylemler; fiiller, işler; ameller

Ehemmiyet

E

Önem

Ehil

E

Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip

Ehl-i hibre

E

Bilirkişi

Ehl-i vukûf

E

Bilirkişi

Ehli vukuf

E

Bilirkişi

Ehlivukuf

E

Bilirkişi

Ehven-i ser

E

Kötünün iyisi

Ekalliyet(akalliyet)

E

Azınlık

Ekber

E

En büyük, çok büyük

Eklenti

E

Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.

Ekser

E

Daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca

Ekseriyet

E

Çoğunluk

Ekseriyeti ara

E

Oy çokluğu

Ekâbir

E

1.devlet ileri gelenleri, makamca büyük kimseler. 2.kendini beğenmiş kimseler için kullanılır.

El-yevm

E

Bugün; şimdi; halen

Elfaz

E

Kelimeler; sözler

Elzem

E

Çok gerekli

Elîm

E

Elemli; kederli acılı

Emare

E

Başlıbaşına bir hususun varlığını ispata yetmemekle beraber onun vuku bulduğuna işaret eden ve ancak diğer delillerle desteklenmesi kaydıyla hükme dayanak yapılabilen olgulardır.belirti, iz, ipucu

Emlak vergisi

E

Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.

Emlâk-i sirfe

E

Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar

Emmi

E

Amca

Emprevizyon nazariyesi

E

Beklenmedik/umulmadık hal kuramı, antlaşmaların yapıldığı koşullarda köklü bir değişim olması durumunda uygulanmamasına imkân veren uluslararası hukuk ilkesidir.

Emr-i makzî

E

Hükme bağlanmış iş

Emsal

E

Benzer, eş, denk, “emsal teşkil etmek” mesela, misal (örnek) kökünden gelir. anlamı (manası) başka davalara, olaylara, vukuatlara örnek, denk veya benzeri alınıp etüd taslak veya baz alınabilecek türden olabilecek herşey hukuki terim kapsamında.

Emtea

E

Ticaret konusu her türlü mal

Emtia

E

Eşya, mallar.

Emval

E

Mallar; mülkler

Emvâli menkule

E

Taşınır mallar;taşınabilir mallar

Enfüsi

E

Öznel; subjektif

Enkaz

E

Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri

Enterne etmek

E

Göz altına almak, etkisiz hale getirmek

Envai mesalih

E

Işlerin çeşitliği

Erat

E

Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad. erler.

Erbaa

E

Dört

Erbâb

E

Ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler

Erbâb-ı vukuf

E

Bilirkişiler

Erk

E

İşi yapabilme kudreti , gücü

Esbab

E

Bir işe sebep olma

Esbab-ı mucibe

E

Gerekçe; gerektirici sebepler

Esbabı mucibeli ilam

E

Gerekçeli karar

Esham

E

Pay senedi; hisse senedi

Eshâb

E

Sahipler; bir şeyin malikleri

Eslem

E

En selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam

Esnaf

E

Ister gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.

Etfal

E

Çocuklar, sübyanlar.

Etimoloji

E

Kelimelerin kaynağını bulmak için uğraşan bilim dalı; birşeyin kökenini arayıp bulma bilimi

Evkaf

E

Vakıflar

Evleviyet

E

Tercihli; haydihaydi; öncelikle

Evrak

E

Yazılı kağıt

Evrâk

E

Yapraklar; kağıtlar; arşiv

Evrâkı müsbite

E

Ispat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler

Evsaf

E

Nitelikler

Evsafı mümeyyize

E

Belirgin nitelikler

Evvelemirde

E

Herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak

Evvelâ

E

Birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce

Eyyam

E

Günler, zamanlar

Ezcümle

E

Özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası

Ezmân

E

Zamanlar, vakitler; anlar; çağlar

Eşcar

E

Ağaçlar

Eşhas

E

Şahıslar; kişiler; kimseler

Eşkal

E

Şeklin çoğul hali, şekiller. bir kimsenin tanınmasını sağlayan dış görünüşü

Eşkâl

E

Biçimler; suretler; tarzlar

Eşraf

E

İleri gelenler; bir yerin tanınmış kimseleri; şerefliler

Faal nedâmet

F

Suç işleyen bir kimsenin suçundan sonra pişmanlık duyarak işlediği fiilin sonucunu önlemeye çalışması, suç işlediği sırada pişmanlık duyması. aktif nedâmet.aktif pişmanlık.

Fahh

F

Ağ, kapan, tuzak

Fahri

F

Onursal

Fail

F

Bir eylemi gerceklestiren kisi

Fait du prince

F

İdarî sözleşmenin koşullarının, idârenin sözleşme yapma yetkisi dışındaki başka bir yetkisine dayanarak aldığı karar veya yaptığı işlemleriyle ağırlaşması durumunda özel şirketin bu zararının karşılanması için kullanılan ilke.

Fakr-u zaruret

F

Fakirlik ve çaresizlik

Faraziye

F

Hukuk meselelerini, muayyen bir sistemin esaslarına muvakıf ve tenakuzlara mahal vermeyecek tarzda, halledebilmek için bu sistemin hükümleri ve hususiyetleri üzerine yapılan müşahede, mülahaza, kıyas, istikra ve hadiselerin verdiği mümkün mertebe toplu ne

Fariğ

F

Bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi

Farz

F

Zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma

Fasih

F

Açık düzgün

Fasl etme

F

Halletme; neticelendirme

Fasıl

F

Bölüm, kısım, evre

Fatura

F

Satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

Faş etmek

F

İfşa etmek; açıklamak; sırları açıklamak, gizli olanı açığa vurmak,

Fehime

F

Anlayış

Fek

F

Kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme

Fekk-i haciz

F

Hukukî bir kısıtlama olan ‘ haczin ‘ kaldırılması

Feragat

F

Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme. el çekmek

Feraiz ilmi

F

İslâm miras hukuku

Ferağ

F

Devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı

Ferd

F

Tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı

Ferâgat

F

Vazgeçme; el çekme; dinlenme

Fer’ î

F

Bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan

Fer’i ceza

F

Asıl cezaya ek olarak verilen ceza

Fesh

F

Bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma

Fesih

F

Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.

Fesâd

F

Karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan

Feteva

F

Hukuki sorular ve cevapları

Feth-i kabir

F

Mezar açma i̇şlemidir.

Fetret

F

Zayıflık,uyuşukluk.

Fevk

F

Üst,üst dereceli, astın üstünde yer alan

Fevkinde

F

Üstünde; aşan

Fevt

F

Elden çıkarma, yitirme, yitme

Fezleke

F

Bir tahkikat veya muhakeme zabtının hülasası demektir.bunda tafsilata girişilmeden işin ana hatları gösterilir. bir teftiş raporunun kısaltılması halinde iktisab ettiği şekle de denir.

Fezleke veya tahkikat evrakı

F

Yapılan bir hukuki soruşturmada, tarafların ifadelerini, olayla ilgili kanıtları, tanık beyanlarını kısaca özetleyen, soruşturmacının görüşünü ve vardığı sonucu ortaya koyan rapor için kullanılır.

Fi-i cârî

F

Geçer değer

Fiil ehliyet

F

Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.

Fiil ehliyeti

F

İşlem yapabilme ehliyetidir.

Fiili yol

F

İdarenin, hukuki bir dayanak olmadan faaliyet ve hizmet alanına girmeyen bir konuda eylemde bulunması i̇darenin haksız fiili

Fiktif

F

İtibari

Filhakika

F

Hakikatte; gerçekte; doğrusu

Firkat

F

Ayrılık acısı, üzüntüsü, ayrılış, ayrılma.

Fuar

F

Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi

Fuhûş

F

Haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket

Fuzuli şagil

F

Kusurlu önem arz etmeksizin, bir malın zilyetliğini, yetkili kamu kurumunun izni, sahibinin rızası veya muvafakatı dışında eline geçiren, elinde bulunduran veya her ne surette olursa olsun bu malı tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişilere fuzuli şagil denir.

Fuzuli şâgil

F

Hukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden

Fuzûlî

F

Boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı

Fuzûlî işgal

F

Bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek

Fâhiş

F

Aşırı; ağır; çok fazla

Fâsıl

F

Ayıran; bölen

Fâsıla

F

Aralık; ara

Fûru

F

Aşağıya doğru devam eden alt soy hısımları ifade eder.

Fürûht

F

Satma; satım; satış

Fıkra

F

Kanunların, nizamnamelerin ve talimatnamelerin sıralanan ayrı ayrı hükümlerini göstermek için kullanılan bir bölüm işaretidir.

Fıktan

F

Yokluk

Fıkıh

F

İslâm hukuku

Fırka

F

Insan kalabalığı grubu; parti

Fıtrî

F

Tabii; yaradılışındaki; doğasındaki

Gabin

G

1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği

Gaip

G

Görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi

Gaiplik

G

Ölüm tehlikesi içinde kayıp olmak ya da uzun süre haber alınamaması durumudur.

Gaiplik karinesi

G

Bir kimsenin, ölüm tehlikesi içerisinde kaybolması ve uzun süre haber alınamaması sonucunda, yargıç kararıyla hukuki kişiliğine son verilmesidir.

Galiz

G

Kaba ve çirkin, iğrenç.

Galle

G

Gelir; hasılat; yarar

Garamat

G

Tazminat, diyat gibi edası lazımgelen şeylerdir.

Garameten

G

Herkese eşit olarak

Garantör

G

Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen kimse, kuruluş veya devlet.

Garantörlük

G

Garantör olma durumu.

Garaz

G

(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç

Gardi̇yan

G

Cezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.

Garp

G

Batı

Garra

G

Parlak, beyaz, güzel, şa’şaalı.

Gars

G

Ağaç dikme

Gasp

G

Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması

Gasıb

G

Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse

Gaybubet

G

Kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik

Gayr (gayir)

G

Ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı

Gayr-i melhûz

G

Beklenmedik; imkansız; olanaksız

Gayr-i mümkün

G

Olanaksız; imkansız

Gayr-i müsavat

G

Eşitsizlik

Gayr-i resmî

G

Devletin yürürlükte bulunan kanunları dışında kalan, kanun dışı, yasa dışı olan uygulamalar

Gayri kabili rücu

G

Geri dönülemez

Gayrimenkul

G

Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.

Gayrimenkul mükellefiyet

G

Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.

Gayrimenkul tellallığı

G

Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.

Gayrı vazıh

G

Kapalı

Gaî (gaiye)

G

Gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin

Genel idare

G

Bütün ülkeyi kapsayan idare olup merkez teşkilatı”” ve “”taşra teşkilatı””ndan oluşur.”

Genel vekaletname

G

Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.

Gensoru

G

Türkiye büyük millet meclisi’nde, milletvekillerince başbakana ya da bakanlardan birine bir sorunla ilgili olarak sorulan ve görüşmeler sonunda o konuda soruşturma açılması istenebilen soru.

Gerçek kişi

G

İnsanlar.

Gerçek kişi

G

Sağ ve tam doğmak şartıyla anne karnına düşmeden ölüme kadarki süre boyunca insanı tanımlayan hukukî terim.

Gerçi

G

Gerçekten; vakıa

Geçici tescil

G

Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.

Geçit hakkı

G

Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.

Girift

G

Dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama

Grafoloji

G

Yazıbilim

Grafolojik

G

Yazıbilimsel

Grev

G

Işçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurululun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.

Gûna (gûne)

G

Türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat

Güzeran

G

Geçici; geçen

Güzün

G

Sonbahar, güz mevziminde

Gıyâb

G

Hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka

Hacet

H

Gerek; gereklilik

Hacir

H

Bir şahsın medeni haklarını kullanma salahiyetinin mahkeme tarafından kaldırılması.

Hacir altına almak

H

-hastalık, bunama vb. sebeplerden dolayı davranışlarının nasıl sonuç vereceğini bilemeyen bir kişiyi mahkeme aracılığıyla mal ve mülk yönetimi bakımından kısıtlamak -medeni kanun’a göre çeşitli haklarını kullanmaya yetkili olan kişinin bu haklarını mahkeme kararı ile elinden almak, haklarını kullanma bakımından kısıtlamak

Haciz

H

Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.

Hacizvaaz

H

El koyma

Hadd-i maruf

H

Makbul olan had, emredilen, müsaade edilen hudud

Hafiyyen

H

Gizli olarak; saklı olarak; gizlice

Hafriyat

H

Kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma

Hagb

H

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kısaltması

Hail

H

Duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller

Haiz

H

Sahip; elde bulunduran; taşıyan

Hak

H

Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir

Hak ehliyeti

H

Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.

Hakem

H

Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı

Hakikiye

H

Hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten

Hakk

H

Doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse

Hakk-ı hıyar

H

Seçimlik borçlarda seçim hakkı

Hakk-ı mesil

H

Su yolu hakkı

Hakk-ı mürûr

H

Geçit hakkı

Hakk-ı şuf’a

H

Önalım hakkı

Hakk-ı şürb

H

Içme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı

Hakkaniyet

H

Hak ve adalete uygunluk; doğruluk

Hakkı hıyar

H

Seçimlik hak

Haksız fiil

H

Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir

Haksız iktisap

H

Bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu

Halaza

H

Yere dökülen tohumlardan ertesi yıl hiçbir tarımsal faaliyet olmaksızın kendiliğinden yetişen bitki.

Halef

H

Bir makamda, görevde sonra gelen kişi

Halefiyet

H

Ardıl, yerine geçme, yerine geçen.

Halel

H

Bozma; bozukluk; eksiklik; zarar

Haleldar olmak

H

Bozulmak; çiğnenmek

Hali sabıka irca

H

Eski hale getirme

Hali sabıka irca

H

Eski hâle getirme (bkz. hmk 95. md. vd.)

Halita

H

Karışım

Hamaset

H

Kahramanlık, yiğitlik, cesaret

Hamil

H

Elinde bulunduran, taşıyan gerçek ya da tüzel kişidir.

Hamule senedi

H

Tren ile taşımacılıkta kullanılan taşıma belgesi olup malların demiryolu ile taşınmasına ilişkin uluslararası anlaşmadır. hamule, aslen arapça bir kelime olup “yük” manasına gelmektedir.

Hapsen tazyik

H

Bir kimseyi ifasına mecbur olduğu hususu yapmaya icbar için kanuni salahiyete binaen hapsetmektir.

Hariciye vekâleti

H

Dışişleri bakanlığı

Harim

H

Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer

Harnup

H

Keçi boynuzu

Hartama

H

Pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;

Harâc-ı mukaseme

H

Arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi

Harâc-ı muvazzaf

H

Arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi

Has

H

Sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme

Hasb-el-kanun

H

Kanun gereği

Hasb-el-memuriyye

H

Memuriyet gereği

Hasbelkader

H

Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen. yazgıdan dolayı

Hasbi

H

1.gönüllü olarak ve karşılık beklemeksizin yapılan. 2.nedeni olmayan, nedensiz.

Hasebiyle

H

Yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle

Haslet

H

Ahlak, nitelik, huy, mizaç

Hasren

H

Muhasara ederek; etrafını çevirerek

Hasretme

H

Özgüleme,sınırlama;tahsis etme. bir şeyin bütününü birine, bir şeye ayarımak

Hasretmek

H

Adamak, ayırmak, tahsis etmek.

Hasârât

H

Zararlar; ziyanlar; hasarlar

Hasîm

H

Iki düşmandan herbiri

Hasıl

H

Olan, ortaya çıkan, görünen.

Hasılat

H

Gelir.

Hasılat kirası

H

Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.

Hasım

H

Düşman, husumet

Hata

H

Yanılma, yanılgı

Hatîa

H

Günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık

Hava oyunu

H

Bir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir çeşit talih oyunu.

Havale

H

Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.

Havza-i fahmiyye

H

Kömür havzası; kömür bulunan bölge

Haylûlet

H

Engel olma; araya girme; yolu kapama

Haymatlos

H

Herhangi bir nedenle uyrukluğunu yitirmiş, hiçbir devletin yurttaşı olmayan, yurdu olmayan, yurtsuz (kimse).vatansız

Hayr (hayır)

H

Iyilik; iyi; faydalı iş; yarar

Hayrât

H

Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese

Hazine

H

Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; maliye bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt;

Heder olma

H

Ziyan olma

Hedm

H

Yıkma; harap etme

Herc ü merc

H

Darmadağınık. karmakarışık. allak bullak.

Hibe

H

Bağışlama

Hidematı amme

H

Kamu hizmeti

Hiffet

H

İrade sakatlanması, sonucunda ortaya çıkacak neticeyi öngöremeyip hata yapma, temkinsizlik

Hilaf-ı hakikat

H

Gerçeğe, hakikate karşı olan.

Hilafı

H

Tersi; aksi; zıddı

Hile

H

Bir kimseyi aldatmak, yanıltmak için yapılan oyun, çıkar sağlamak için, değerli bir şeye değersiz bir şey katma.

Hile-i şeriyye

H

Şekil bakımından hukuka uygun bir işlemi vasıta kılarak yasaklanmış bir sonucu elde etmek amacıyla yapılan muamele anlamında fıkıh terimi.

Hilkat

H

Yaratılma; yaratılış; tabiat

Hilkat garibesi

H

1.bedeninde doğuştan normal olmayan gariplikler bulunan kimse. 2.acayip, garip, tuhaf şey.

Himaye

H

Koruma; korunma; birine arka çıkma

Hini dava

H

Dava sırasında

Hini hacet

H

Gerektiğinde

Hisse-i şayia

H

Yaygın hisse; ortak pay

Hissi kablel vuku

H

Olacak bir hadiseyi önceden bilme-görme,hissetme. önsezi, içine doğma.

Hissikablelvuku

H

Önsezi

Hitâm

H

Son; bitim; tükenme; nihayet

Hizmet sözleşmesi

H

İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.

Hi̇tam

H

Bitim, bitiş, sona eriş, son

Hod-be-hod

H

Kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden

Hodbehot

H

Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.

Huda

H

Aktarma

Hudûs

H

Sonradan peyda olma

Hukuk

H

İçtimai hayat nizamının muhafaza ve idamesi için cemiyet azası sıfatiyle fertlerle fertler, veya cemiyetle -yani devletle- fertler, yahut muhtelif devletler arasındaki münasebetleri tanzim eden usul ve kaidelerdir.

Hukuk boşluğu

H

: somut bir olaya uygulanacak hükmün, yazılı ya da yazısız hukukta yer almamasıdır.

Hukuki işlem

H

Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.

Hukuki tağyir

H

Bir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi

Hukukun şeklî kaynakları

H

Hukuk kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.

Hukukî

H

Hukuksal olan.

Hulâsa

H

Özet

Hulûl

H

Gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi

Husule gelmek

H

Doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak

Husumet

H

Bir davanın ikamesi üzerine davacı ile müddeaaleyh arasında husule gelen vaziyeti ifade eder.

Hususi

H

Özel, özel olarak, kişiye ait olan

Hususi esbabı hüküm

H

Özel hüküm sebepleri, kanunda sayılan deliller dışındaki delil yöntemleridir.(hmk m.192)

Hususî

H

Özel; kişiye ait

Husûmet

H

Hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma

Husûsat

H

Bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler

Hâdis

H

Meydana gelen; çıkan; yeni çıkan

Hâkim

H

Yargıç, yargılama yapan kişi

Hâki̇m

H

Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse, yargıç.

Hârîm

H

Başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem

Hâsim

H

Hasmeden; kat’eden, kesip atan

Hâss

H

Özgü

Hâvi

H

Kapsar; kapsayan; içeren; içerir

Hâzık

H

İşinin ehli, usta, maharetli, becerikli, mahir, usta doktor, uzman hekim.

Hüccet

H

Senet; delil; belge

Hükema

H

Hakimler, alimler

Hükkâm

H

Hakimler; yargıçlar

Hükmî şahsiyet

H

Tüzel kişilik

Hüküm

H

Bir dava mahkemesinin hukuksal uyuşmazlığı çözen son kararıdır.

Hükümlü

H

Hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşmiş olan kimse.

Hükümsüzlük

H

Bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.

Hükümözlü

H

Yerel mahkeme tarafından hüküm kararı verilmiş ancak hükmü henüz kesinleşmemiş tutuklu

Hülasa

H

Özet, fezleke

Hünsa

H

Erkek ve dişi cinsellik organları kendisinde birlikte bulunan (birey)

Hüsnü ceryan

H

Iyi icra etmek

Hüsnüniyet

H

Iyiniyet

Hüviyet

H

Kimlik

Hıfz

H

Saklama; koruma

Hıfzısıhha

H

İnsan sağlığını korumak için vücûdun ve içinde yaşanan çevrenin sağlık şartlarını inceleyen, buna göre tedbirler alan ve bu çalışmalardan bahseden hekimlik kolu, sağlık koruma, sağlık bilgisi, hijyen.

Hırsız

H

Başkasının malını çalan kimse, uğru

Hısımlık

H

Evlenme ya da evlat edinme vasıtasıyla gerçek kişiler arasında oluşan bağdır.

Iade-i mahkeme

İ

Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, ceza muhakemesi kanunu’nda belirlenen hallerde (cmk md.311) hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılmasına “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” denilmektedir.

Iade-i muhakeme

I

Yargılamanın yenilenmesi

Iaşe

I

Yaşatma; besleme; geçinme

Iaşe

İ

Yedirip , icirme , besleme bakma

Ibhâm

I

Kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma

Ibka

I

Devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma

Ibka

İ

Kalmış, bırakılmış

Ibra

I

Aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi

Ibraname

İ

İki taraf arasında herhangi bir alacak ya da verecek olmadığını ve tarafların bu konuda hak talep etmediğini gösteren belge

Ibraz

I

Gösterme; meydana çıkarma; sunma

Ibtida

I

Başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta

Ibâre

I

Deyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz

Icabet etme

I

Uyma

Icabı hal

I

Durumun gereği

Icap

İ

Öneri, teklif

Icar

I

Kiraya verme; kiraya verilme

Icareteynli vakıf

I

Ivedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar

Icazet

I

Izin; ruhsat, diploma

Icazet

İ

Müsaade, ruhsat, mümeyyiz küçüklerin kendiliklerinden yaptıkları borçlandırıcı işlemleri velî veya vasîlerince sonradan verilen izin, müsaade.

Icbar

I

Zorlamak

Icbar

İ

Zorlama, zorunda bırakma, zorla bir işi yaptırma.

Icbar etme

I

Zorlama

Icmal

İ

Özet

Icmâl

I

Kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı

Icra tetkik mercii

I

İcra-i̇flas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.

Icâb

I

Gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz

Icâre-i müeccele

I

Sonradan alınacak kira

Icâzet-i lâhika

I

Bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması

Idame

I

Devam ettirme; sürdürme

Iddet müddeti

İ

Bekleme süresi. türk medeni kanunu’na göre boşanan kadının tekrar evlenmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süre.

Iddet – iddet müddeti

İ

Türk medeni kanunu’na göre boşanan kadının tekrar evlenmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süre.

Iddianame

İ

Ceza yargılamasında, hazırlık soruşturmasının kamu davasının açılması için yeterli düzeye eriştiğinin anlaşılması üzerine savcının dava açtığını bildiren yazılı belge.

Ide

İ

Düşünce, fikir.

Idâre-i husûsiyye

I

Il özel idaresi

Ifa

I

Ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim

Ifadat

I

Sözler

Ifade

I

Anlatma; anlatış; anlatım

Ifham

I

Anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme

Iflas

I

Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.

Ifraz

I

Arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme

Ifrağ

I

Bir durumdan başka bir duruma sokma

Iftikar

İ

Yoksulluğunu, fakirliğini açığa vurmak

Iftira

İ

Bir kimseye gerçek olmayan, olumsuz bir durumu, bir suçu, amaçlı olarak, bilerek yükleme

Ifşa etmek

İ

Afişe etmek , ortaya çıkarmak, ilan etmek , yaymak…

Ifşasına müeddi

I

Açıklanma gereği

Ihale

I

Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.

Ihbar

I

Haber verme; bildirme; bildirim

Ihdas

I

Ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma

Ihfa

I

Saklama

Ihkak-ı hak

I

Kendiliğinden hak alma

Ihlal etmek

I

Zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak

Ihmal

I

Dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme

Ihraz

I

Benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme

Ihraç

I

Çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım

Ihtar

I

Hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım

Ihtarname

I

Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.

Ihticâc

I

Delil veya tanık gösterme

Ihtilaf

I

Anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı

Ihtilat

I

Karışma; katılma; bir araya gelme

Ihtilâs

İ

Nitelikli zimmet anlamına gelmekte olup zimmetin hile ya da aldatıcı bir yöntem ile gerçekleştirildiği durumlardır

Ihtimam

I

Özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme

Ihtirâzi kayıt

I

Çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması

Ihtisaren

İ

Kısaca, özet halinde

Ihtiva etmek

I

Içermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak

Ihtiyar etmek

I

Seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek

Ihtiyari

İ

İsteğe bağlı, seçmeli olan

Ihtiyarî

I

Isteğe bağlı; seçmeli; istemli

Ihtiyat

I

Sakınma;

Ihtiyati tedbir

I

Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.

Ihtizaz

İ

Titreşme, titreşim.

Ihya

İ

Yeniden canlandırma, çok iyi duruma getirme,geliştirme, güçlendirme.

Ihzaren celb

I

Sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme

Ihzarî

I

Hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan

Ihzâr

I

Hazırlama; huzura getirme;

Ihâta

I

Bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi

Ika etmek

I

Yapmak; etmek; oluşturmak

Ikale sözleşmesi

İ

Bozma sözleşmesi, işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi

Ikamet etme

I

Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.

Ikametgah

I

Bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer

Ikmal

I

Tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması

Ikrah

İ

Korkutma, tiksinme, iğrenme

Ikrah

İ

Korkutma

Ikrar

I

Saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul

Ikraz

I

Borç verme; ödünç verme

Ikraz

İ

Borç verme ;ödünç verme.

Ikrâh

I

Korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak

Iktibas

İ

1.ödünç alma. alıntı. 2.yabancı hukukun tamamen ya da bazı kanunlarının olduğu gibi veya değiştirilerek kabulüdür. benimsenen hukukun, benimseyen ülke tarafından istenerek gönüllülük esasına dayalı, bilinçli olarak seçimi ve aktarılmasıdır.

Iktifâ

I

Yeter bulma; yetinme

Iktiham

İ

(bir zorluğu) giderme, kaldırma, yenme; (olumsuz bir duruma) dayanma, katlanma

Iktirân

I

Yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme

Iktisabî

I

Kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili

Iktisadi

I

Ekonomik

Iktisap

I

Kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme

Iktiza

I

Gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)

Ikâme

I

Yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma

Ila-nihâye

I

Sonuna kadar

Ilamlı icra takibi

I

Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.

Ilamsız icra takibi

I

Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.

Ilanihaye

İ

Sonsuza kadar.

Ilga

I

Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme

Ilhak

İ

Kendine bağlama, kendine takma

Ilka

I

Koymak, birakmak. terk etmek, öne atmak

Illet

I

Hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep

Illiyet bağı

I

Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki

Illiyet rabıtası

İ

Nedensellik bağı

Ilmi içtihatler

I

Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.

Ilmî

I

Bilimsel

Ilmühaber

I

Belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi

Iltibâs

I

Karıştırılma; benzeşim; karışıklık

Iltihâk

I

Katılma; karışma

Iltimas

İ

Kayırma, ayrıcalık gösterme

Iltisak

İ

Kavuşma, bitişme, birleşme, bağlantı

Iltisâk

I

Yapışma; bitişme; kavuşma

Iltizam

I

Kendi için gerekli sayma; gerektirme

Iltizami muamele

I

Bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;

Ilzâm

I

Susturma; bağlama

Ilânihaye

İ

Sonsuza değin, sonsuza kadar

Imdi

I

Buna göre; şu halde; o halde

Imha

I

Yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme

Imhal

İ

Mühlet verilmesi,süre verilmesi, erteleme.

Imhal etmek

İ

Mehil vermek, süre vermek, sonraya bırakmak

Imhâl

I

Mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma

Imlâ

I

Doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi

Imtina

I

Kaçınma; çekinme

Imtisâl

I

Gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme

Imtiyaz

I

Ayrıcalık; farklılık

Imâl

I

Yapma; yapılma; meydana getirme

Imâr

I

Bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme

Inbiâs

I

Gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme

Ind-el-hâce

I

Lâzım olduğu; gerektiği zaman

Ind-ettemyiz

I

Temyiz sonunda; temyiz olunduğunda

Indelhace

İ

İhtiyaca binaen, ihtiyaca göre

Indinde

I

Yanında

Infaz

İ

Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm. yargı sonunda verilen kararın uygulanması

Infisah

I

Ortadan kalkma; dağılma; fesholma.

Infisâh

I

Fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma

Infâk

I

Beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak

Inhisar

I

Tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması

Inhisari

İ

Kendi başına, tekelli

Inkisâm

I

Taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma

Inkiza

I

Bitim; sona erme

Inkişaf

I

Açılma; gelişme; gelişim; açınım

Inkılâp

I

Değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim

Inkıta

I

Kesilme; kesinti; ara verme

Inkıyâd

I

Boyun eğme; kendini teslim etme

Insicam

İ

Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlılık

Insicâm

I

Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık

Intac

I

Sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme

Intifa

I

Yararlanma; bir şeyden istifade etme

Intifa hakkı

I

Yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi

Intihal

İ

Aşırma, bilgi hırsızlığı

Intihâb

I

Seçme; seçilme; seçim

Intikal

I

Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi

Intizam

İ

Düzenli, düzgün olma.düzen, çekidüzen

Intizâm

I

Düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik

Intizâr

I

Bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme

Inzibât

I

Yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen

Inzimâm

I

Eklenme; katılma; ilave

Inşaî hak

I

Yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak

Inşâî

I

Inşaya, yapıya ait

In’ikad

I

Bağlama; kurulma; toplanma

Ipham

I

Belirsizlik

Ipka

I

Kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme

Ipotek

I

Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.

Ipotek akit tablosu

I

İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.

Ipotek belgesi

I

Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.

Ipotekli borç senedi

I

Taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.

Iptal

I

Hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmışbir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır

Iptida

İ

Başlangıç, ilk

Iradi

İ

1.dışsal bir zorlama olmaksızın, kişilerin iradeleri sonucu olarak ortaya çıkan 2.i̇radeli, istençli 3.(osmanlı dönemi) iradeden gelmiş. konulmuş, yerleştirilmiş

Irae

I

Tayin etme; gösterme

Irae edilmek

I

Gösterilmek

Iras

I

Yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma

Irat senedi

I

Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.

Irca

I

Eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme

Irca olunma

I

Eski duruma getirme; çevirme; döndürme

Irsen

I

Irs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)

Irtibat

I

Bağlantı; ilişki; ilgili olma

Irtifak

I

Hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim

Irtifak hakları

I

Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.

Irtikap

İ

Menfaat sağlama

Irtikâb

İ

Bekleme, gözleme. bir işe girişmek

Irtikâp

İ

Kötü iş yapma, kötülük etme. yalan söyleme, hile yapma.

Isbât

I

Şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma

Isdar etmek

I

Çıkarmak

Iskan ruhsatı

I

Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve i̇mar kanunu’na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.

Iskat

I

Düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal

Islah

I

Düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme

Islah

İ

Taraflardan birisinin davada yapmış olduğu bir usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesidir.

Islah etmek

I

(bir şeyi) daha iyi bir duruma getirmek, düzeltmek, iyileştirmek.

Islahât

I

Düzeltme veya iyileştirme işleri

Isnad

I

Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme

Isnat

İ

Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme

Istiane

I

Yardım isteme

Isticar

I

Kira ile tutma; kiralama

Isticvab

İ

Bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir veya birkaç vakıa hakkında mahkeme/hakim tarafından sorguya çekilmesi (dinlenmesi) demektir.

Isticvap

I

Sorguya çekme; sorguya çekilme

Isticvap name

İ

Yapılan sorgulamanın yazıldığı kağıt

Istida

I

Dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme

Istida

İ

1.dilekçe, arzuhâl. 2.emanet bırakma , himaye talep etme.

Istidlâl

I

Bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama

Istifa

I

İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.

Istifade

I

Yararlanma; faydalanma

Istifham

İ

Soru;

Istiglâl

I

Ipotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma

Istihap

I

Yanına almak

Istihdâf

I

Hedef tutma; amaç edinme; amaçlama

Istihdâm

I

Hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma

Istihkak

I

Hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma

Istihkak davası

I

Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava

Istihlak

İ

Tüketim

Istihlâk

I

Tüketim; kullanarak bitirme

Istihrâç

I

Çıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama

Istihsal

I

Üretim; üretme; elde etme

Istihza

İ

Alay, ironi

Istikraz

I

Borç alma; ödünç alma

Istikşaf

İ

Araştırma

Istilzâm

I

Gerektirmek

Istimlak

İ

Kamulaştırma,

Istimval

I

Ilgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması

Istimâ

I

Davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi

Istimâl

I

Kullanma

Istina

I

Dayanak; dayanma

Istinabe

İ

Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yerde bulunan bir tanığın, tanığın bulnduğu yerde ki mahkeme tarafından ifadesinin alınması

Istinad

I

Dayanma; senet, delil sayma

Istinaden

İ

(bir görüşe, gerekçeye) dayanarak, güvenerek, dayanılarak, dayandırarak.

Istinkâf

I

Çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma

Istinsah

I

Suret çıkarma

Istinâd etmek

I

Dayanmak; bir şeyi dayanak(mesned) olarak almak

Istirdâd

I

Geri alma; alınma; geri isteme

Istisna

I

Ayrı tutma; kural dışı sayma

Istisna sözleşmesi

I

Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.

Istivcap

İ

Bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında mahkeme tarafından dinlenmesi anlamına gelmekte olup, davanın aydınlatılmasına katkıda bulunan bir usul işlemidir.

Istizan

İ

Bir şeyi yapmak için izin alma, izin isteme, yetki isteme

Istişare etmek

İ

Danışmak

Isti’dâd

I

Kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek

Istılâh

I

Terim

Isâl

I

Vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma

Is’af

I

Yerine getirme

Ita

I

Verme; ödeme

Itfa

I

Söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme

Itham

İ

Suçlama, suçlu görme.

Itiyat

İ

Alışkanlık, huy

Itlâk

I

Salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir

Itmam

I

Tamamlama

Ittiba

I

Uyma; itaat etme

Ittiham

İ

Suç altında bulunmak, suçlamak. töhmet altında olmak, suçlandırmak.

Ittihaz

İ

Kabullenmek

Ittihaz etmek

İ

Saymak, tutmak, … olarak görmek.

Ittihâd

I

Bir olma; birleşme; birlik

Ittihâz

I

Edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma

Ittisâl

I

Bitişme; kavuşma; yakınlık

Ittıla etmek

I

Öğrenmek, haberdar olmak.

Ivaz

I

Karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat

Ivazlı akit

I

Iki tarafa borç yükleyen sözleşme

Ivazsız akit

I

Tek tarafa borç yükleyen sözleşme

Ivedi

İ

Acele , çabucak…

Izaa

I

Kaybetme; yitirme

Izafe

I

Zammetmek; katmak; karıştırmak

Izahtan vareste

İ

Açıklanmaya gerek olmayan, apaçık ortada olan.

Izale

I

Giderme; giderilme

Izale-i şüyuu

I

Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.

Izale’i şüyu

İ

Herhangi bir ortak malın ortaklar arasında paylaşılamaması sonucunda mahkeme yolu ile satılması ve paylaşılmasıdır. paydaşlığın giderilmesi de denilebilir.

Izhâr

I

Açıklama

Izrar

I

Zarar verme; zarara sokma.

Iztırar

I

Zorunluluk, çaresizlik, mecburiyet

Iztırar hali

I

Kişinin açlık,susuzluk hali nedeniyle yada mevcut bir tehlike nedeniyle;üçüncü kişiye verdiği zarardan dolayı sorumluluk durumuna ilişkin hukuki konumu. bk.mad.52/;765 s.tck.mad.49/3; tmk.mad.753

Iztırâr

I

Zorunluluk; çaresizlik.

Içtihad

I

Özel görüş; anlayış; kavrayış

Içtima

I

Toplanma; toplantı; bir araya gelme

Içtimaî

I

Sosyal; toplumsal

Içtinap

I

Kaçınma; çekinme

Iğfal etmek

İ

Aldatmak, kandırmak, baştan çıkarmak

Iğfal kabiliyeti

İ

Aldatma,kandırma yeteneği

Işbu

İ

Bu, özellikle bu, tam olarak bu.

Işgal

I

Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.

Işhâd

I

Şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme

Işkâl

I

Zorlaştırma; güçleştirme

Işmam

İ

Hafif olarak duyurmak, koklatmak. hissettirmek

Iştigal

I

Meşgul olma; bir işle uğraşma

Iştira hakkı

I

Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik

Iştirak halinde mülkiyet

I

Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.

Iştirâ

I

Alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak

Iştirâk

I

Katılma; ortak olma; ortaklık

Iş’âr

I

Bildirme; yazı ile bildirme; gösterme

İade

İ

Geri verme; geri çevirme; eski duruma getirme

İade-i muhakeme

İ

Muhakemenin iadesi.

İbate

İ

Bir yerde barındırma

İbra

İ

Bir kimsenin zimmetini haktan beri kılmaktır ki, iki kısımdır : biri ibra-i iskat, diğeri ibra-i istifadır.

İbraname

İ

Aklama belgesi

İbraz

İ

Ticari senetler muamelelerinde senedi, hamilin muhataba veya borçluya göstererek kabulünü veya tediyesini istemesine denir.

İcap

İ

İnşayı tasarruf için iptida söylenilen sözdür ki tasarruf onunla ispat olunur.

İcar

İ

Kira

İcbar

İ

Zorlama

İcmâl

İ

Özet, kısaltma, yorum

İcra

İ

Bir mahkemenin ilamının veya idari bir kararın hükmünün yerne getirmek demektir.

İcra vekilleri heyeti

İ

Bakanlar kurulu

İctima

İ

Toplantı, toplanmak, biraraya gelmek

İddia

İ

İleri sürülerek savunulan düşünce, sav.

İddianame

İ

Soruşturma sonunda savcının topladığı delilleri, şüphelilerin cezalandırılmasını talep ettiği kanun hükümlerini ve bu hükümlerde yer alan karşılıklarını, gerekçeleri ve kurduğu illiyet bağı ile birlikte izah-talep ettiği metin.

İfa

İ

Yerine getirme

İfa etmek

İ

Yapmış olmak, yerine getirmek

İfrat

İ

Herhangi bir konuda aşırı gitme, aşırılık

İfraz

İ

Ayırmak, tefrik etmek.

İfsat

İ

Karışıklık, düzeni bozma

İfşa

İ

Açığa çıkarma, açığa vurma.

İhraz

İ

Kazanmak, elde etmek.

İhsas-ı rey

İ

1- tarafını belli etmek 2- hakimin devam etmekte olan davaya ilişkin görüşünü ( kararını ) belli ederek davanın seyrini etkilemesidir.

İhsas.

İ

Kapalıca anlatım, hissettiriş.

İhtar

İ

Uyarı, uyarma, bir şeyi birine anımsatma

İhtarname

İ

Bir kişinin ya da kurumun hukuki boyutu olan durumlar için kanunlara, sözleşmelere ya da gelenek ve göreneklere dayanarak ilgili tarafa yazılı olarak hak ve taleplerini bildirmesi

İhticaca salih olmak

İ

Yazılı bir belegenin delil olabilme gücüne sahip olması.

İhtilaf

İ

Anlaşmazlık, çekişme. aykırılık. söz, tutum, durum ve davranışlarda birbirine aykırı ve muhalif olma. çelişki.

İhtilat

İ

Katılma, başkalarıyla ilişkilerde bulunma, haberdar yaşam.

İhtira

İ

Bilimsel buluşlar üzerindeki haklar

İhtirazi kayıt

İ

Muayyen hakları kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu hususta vaki beyanıdır.

İhtirazi kayıt

İ

Taraflardan birinin sözleşmelerin ya da uluslararası anlaşmaların bir maddesine çekince koyması, ihtirazi kayıt koyduğu konuda/maddede bir takım haklarını saklı tutması ya da şarta bağlaması şeklinde kendini gösteren şart

İhtirazi kayıt

İ

1.çekinme, sakınma, çekince 2.belli hakların kullanma hakkının saklı tutulması

İhtisas

İ

Uzmanlık, uzmanlaşma.

İhtiva

İ

İçine alma, içinde bulundurma, içerme

İhtiyati haciz

İ

Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir borcun alacaklısının, borçlunun elinde veya üçüncü şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilmesidir.

İhtiyati haciz

İ

Bir para alacağının zamanında ödenmesinin garanti altına alınması amacıyla, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden, geçici olarak el konulmasıdır

İhzar

İ

Hazır bulundurma, hazır hale getirme. duruşmalarda hâkim önünde hazır bulundurma.

İka

İ

Yapma, etme.

İka etmek

İ

Genetik olarak insan ırkının ıslahı bilimiyapmak,etmek,oluşturmak.

İkale

İ

Bir hukuki muamelenin vücut verdiği bir vaziyeti, ikinci bir hukuki muamele ile eski haline getirmek demektir.

İkale

İ

İbraname bir borcun sona ermesi anlamına gelirken; ikale, borcu doğuran hukuki işlemin sona erdirilmesi, eş deyişle, iş akdinin sonlandırılmasına karşılık gelmektedir.

İkale sözleşmesi

İ

İşçi ve işverenin aralarında karşılıklı olarak yapacakları bir anlaşmayla iş akdine her zaman sona erdirebildikleri sözleşmeye denir

İkametgâh

İ

Mesken, konut, ikâmet edilen yer. bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer. herkesin bir tek ikâmetgâhı vardır. tüzelkişilerin bazen birden çok ikâmetgâhı bulunabilmektedir.

İkbal

İ

Yüksek bir makama ya da iyi bir duruma erişme

İkmal

İ

Eksik malzemenin tamamlanması,temin edilmesi.

İkmalen vergi tarhı

İ

İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.

İkrah

İ

Bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak

İkrar

İ

Aleyhine hukuki neticeler husule getirebilen maddi veya hukuki bir vakıanın doğruluğunu tasdiktir.

İkrazat

İ

Borç verme, borçlar.

İktibas

İ

Ödünç alma, ödünç alınan şey, alıntı

İktifa

İ

Yetinme

İktisap

İ

Bir şeyin mülkiyetini elde etmek demektir.

İktisat vekâleti

İ

Ekonomi bakanlığı

İktizâ

İ

Gerek;lüzüm.

İkti̇bas

İ

Ödünç alma. alıntı.

İlam

İ

Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge.

İlamat

İ

Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar.

İlga

İ

Kanun, tüzük veya yönetmeliklerin yeni bir kanun, tüzük veya yönetmelikle yürürlükten kaldırılmasıdır.

İlliyet bağı

İ

Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki.

İlmühaber

İ

Birinin yer,hal,medeni durum vb şeylerini gösteren resmi belge. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge,alındı kağıdı

İltibas

İ

Karistirilma; benzeşim; karışıklık.

İltica

İ

Sığınma

İltihak

İ

Başka devletler tarafından imza edilmiş bulunan bir muahedeye iştirak etmek isteyen diğer bir devletin müracaat ettiği hukuki muameleye denir.

İltisak

İ

Kavuşma, birleşme, bitişme.

İltisak

İ

Kavuşma, bitişme, birleşme

İlzam

İ

Bir şeyi lazım kılmak.

İmhal

İ

Mühlet vermek

İmtiyaz

İ

Farklılık, ayrıcalık.

İmtiyaz

İ

Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık

İmza

İ

Kendi ismini veya kendine ait bir işareti, kendisinin kabullenerek yazması.

İnfaz

İ

Gereğini yapma;yerine getirme; icra etme

İnfial uyandırmak

İ

Kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak

İnfisah

İ

Akdin kendiliğinden ortadan kalkmasıdır.

İnha

İ

Birini resmi bir göreve atamaya ya da bir üst aşamaya getirmeye ilişkin, ilgili makama yazılmış öneri yazısı.

İnhisar

İ

Tekel

İnikad

İ

Akdin kuruluşunu ve hukukî varlık kazanmasını ifade eden i̇slâm hukuku terimi

İnkılâp

İ

Devlet eliyle memleketin içtimai hayatının ve müesseselerinin makul ve ölçülü metotlar ile köklü bir surette yenileştirilmesi.

İnsiyak

İ

İçgüdü

İntaç

İ

Sona erdirme, bitirme

İntibak

İ

Bir durum ya da çevreye uyma, uyum; uyarlama, uyarlanma.

İntibak

İ

Bir duruma, bir ortama ya da çevreye uyma, alışma.

İntifa hakkı

İ

Başkasına ait bir maldan yararlanma, başkasına ait bir malı kullanma hakkı.

İntifak hakkı

İ

Bir eşyayı sadece kullanma ve ondan yararlanma yetkisi sağlayan ayni haktır.

İntihab

İ

Seçme,seçilme,seçim.

İntihal

İ

Aşırma (hırsızlık), başkasına ait düşünce, görüş, bilimsel eser, yazı ve dizelerin, kaynak gösterilmeden kendisine aitmiş gibi gösterilmesi.

İntizar

İ

Bekleme, gözleme

İntişar etmek

İ

Yayılmak, çıkmak, yayımlanmak.

İnti̇fa hakki

İ

Başkasına ait taşınır ya da taşınmaz bir mal, bir hak ya da belirli bir mal varlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı tanıyan bir irtifak hakkıdır.

İptidai itiraz

İ

Ilk itiraz

İrad senedi

İ

Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.

İrtifak

İ

Mevcut bir mal üzerinde kullanma hakkı.

İrtihal

İ

Göçme, ölme

İrtihan

İ

Rehin olarak alma, alınma.

İrtikap

İ

Kötü iş yapma, kötülük etme yiyicilik. yalan söyleme, hile yapma.

İsnad

İ

Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme, bir şeye dayandırma, yükleme.

İsnat

İ

Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme. karacılık, iftira.

İsticvap

İ

Sorguya çekme.

İstihkak

İ

Kazanılan şey, hakedilen.

İstihkak davası

İ

Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddiasında bulunmayı konu alan dava.

İstihlaf

İ

Mirasçı murisin haklarını ve borçlarını istihlaf eder. ( ardıl (halef) olma. )

İstihsal

İ

Üretim; üretme; elde etme

İstikak

İ

İspat davası

İstikraz

İ

Ödünç alma, borç alma.

İstiktab

İ

Söyleyip yazdırma, yazısını kontrol etmek için bir kimseye bir kaç satır yazı yazdırma.

İstiktap

İ

Tarafı sorguya çeken yargıcın yeteri kadar ikna olmaması durumunda,senedi imza ettiği iddia olunan tarafa yazı yazdırması,imza attırması; yargıç, istiktap yoluyla elde edilen imza ile elde bulunan imzayı karşılaştırır ve ikna olmaya çalışır

İstikşaf

İ

Aslını anlamaya çalışma, keşfe çalışma, keşif çalışması yapma

İstikşafi

İ

Keşif, tanıma amaçlı görüşme

İstima

İ

Davada dinleme,yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlenmesi

İstimlâk

İ

Kamulaştırma; kamu kurum ve kuruluşlarınca kamu yararı kararına dayanılarak özel mülkiyete konu taşınmazların bedeli peşin ödenerek alınması

İstimrar

İ

Sürüp gitme, süreklilik.

İstimval

İ

Devletin,olağanüstü durumlarda ilgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin elindeki mallara el koyması

İstinabe

İ

Dosyanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.

İstinabe

İ

Bir mahkemenin kendi yargı çevresi dışında ifa edilecek bir iş için bir başka mahkemeden iş yahut işlemin ifası isteminde bulunması

İstinaden

İ

Bir görüşe, bir düşünceye dayanarak, güvenerek.

İstinaden

İ

Bir görüşe, gerekçeye dayanarak, güvenerek, dayanılarak, dayandırarak.

İstinaf

İ

Temerrüte düşen borçlunun borcun muaccel olması anından borcun ifasina kadar geçen zamandaki faiz.

İstinaf

İ

Bir işe yeniden başlamak, dava mahkemeleri ile temyiz mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isim.

İstinaf kanun yolu

İ

İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.

İstinaf mahkemesi

İ

İstinaf, arapça kökenli bir kelime olup,i̇stinaf mahkemesi yargıtay ile ilk derece mahkemeleri arasında olan yargısal denetimin adıdır.

İstinkaf

İ

Sakınmak

İstirdad

İ

Bir şeyi sahibine iade etmek ve geri ödemek

İstirdat

İ

Geri almak.

İstisna

İ

Ayrı tutma; kural dışı sayma.

İstisna akdi

İ

Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.

İstizag

İ

Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme.

İstizah

İ

Açıklama istemek

İstizah

İ

Herhangi bir durumla, sorunla ilgili olarak açıklayıcı bilgiler isteme.

İstişare

İ

Danışma

İta amiri

İ

Satın alımlarda ihale ve ödeme onayı için imza yetkisine haiz kamu görevlisi

İta amiri

İ

Ödemeye yetkili görevli

İtfa

İ

Ödeme

İtidal

İ

Ölçülülük; aşırı olmama; orta olma; ılımlılık

İtikaf

İ

Bir yere çekilip ibadet etmek.

İtiyadi

İ

Tekrarlanan, alışkanlık haline gelen

İtiyadi suçlu

İ

Kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi

İti̇zar

İ

Kusurunu beyan edip af dileme

İtlaf

İ

Öldürerek ortadan kaldırma, yok etme, öldürme

İttisâl

İ

Bitişme; kavuşma; yakınlık. “

İvazlı i̇ktisap

İ

Bir malın mülkiyetinin veya bir menkul değerin, bir kişiden bir başka kişiye, karşılığında herhangi bir bedel (ivaz) sağlanmadan veya öngörülmeden, geçirilmesidir.

İvazsız akit

İ

Tek tarafa borç yükleyen sözleşme

İvazsız tasarruf

İ

Herhangi bir karşılık alınmadan yapılan bir hukuki işlemlerdir. borçlu tarafın herhangi bir kazanımı olmadan alacağından feragat etmesini, miras hissesinden vazgeçmesini veya bir mal vermeyi söz vermesi ivazsız tasarrufa örnek teşkil eder .

İvedi

İ

Acele

İyi niyetli 3. kişi

İ

Bir hakkın kazanılmasında iyi niyeti hukuk düzeni tarafından korunan kişidir

İzale

İ

Giderme, sona erdirme

İzale i şüyu

İ

Ortaklığın giderilmesi davası

İzale-i şuyu

İ

Ortaklığın giderilmesi,ortaklığa son verme

İzdivac

İ

Evlenme

İzinsiz defin

İ

Ölen kimsenin yasa dışı gömülmesi işlemi. i̇lgili yer mezarlıklar müdürlüğünde kayıt yapılmadan ve yine bu kurumdan izin alınmadan yapılan defin işlemidir.

İçtihat

İ

Herhangi bir hukuki mesele hakkında hukuk alimlerinin fikir ve mütalâalarıdır.

İçtima

İ

Toplanma,bir araya gelme, toplantı

İçtimai

İ

Toplumsal

İşar

İ

Yazı ile bildirme.yazı ile haber vermek. anlatmak, bildirmek.

İşbu

İ

Bu, özellikle bu.

İşkal

İ

Güçleştirme,zorlaştırma, çetinleştirme,müşkilleştirme

İştibah

İ

Şüphelenme,şüphe,kuşkulanma:kuşku

İştira

İ

(iştirâ) – alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak

İştirak

İ

Ortaklık, ortak olma, paydaşlık.

İştirak halinde mülkiyet

İ

Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi

İştirak nafakası

İ

Velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan çocuk lehine herhangi bir talep olmaksızın da hâkim tarafından hükmedilen nafaka türüdür. bu nafaka türünde eşlerin kusur durumunun hiçbir önemi yoktur. bu nafaka türündeki amaç ergin olmayan çocuğun yetiştirilmesi, sağlık barınma, eğitim vs. giderlerine velayet kendisine verilmeyen eşin mali gücü oranında katılmasını sağlamaktır.

İş’ar

İ

Yazı ile haber vermek. anlatmak, bildirmek.

I’lâmât

I

Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge

Kaanî

K

Kanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış; kanmış

Kaasır

K

Zorla işleten; kısa

Kabil

K

Kabul eden; kabul edici; olan; olabilir

Kabili rücu

K

Dönülebilir

Kabl-el-işgal

K

Işgalden önce

Kabul

K

İcabın karşı tarafça olumlu biçimde cevaplandırılması.

Kabz

K

Alma; elde tutma; edinme

Kabzeylemek

K

Almak; elde tutmak; edinmek

Kadastro

K

Arazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi;

Kadim

K

Başlangıcı geçmişin derinliklerinde bulunan, pek çok eskiye uzanan, öncesiz

Kadirşinas

K

Değerbilir, i̇yilikbilir.

Kadri maruf

K

Takdir edilen miktar.

Kadîm

K

Çok eski zaman; eski

Kadük olma

K

Değer yitimi.

Kagir

K

Taş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir.

Kahir ekseriyet

K

Ezici çoğunluk

Kaide

K

Kural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık

Kaim

K

Başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen

Kaime

K

Kağıt para

Kain

K

Bulunan, olan.

Kalbetme

K

Değiştirme; çevirme

Kal’

K

Koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma

Kambiyo senetleri

K

Poliçe, çek ve bonodan ibarettir.

Kambiyo taahhüdü

K

Ticari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç.

Kamu düzeni

K

Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.

Kamu haczi

K

Devletin, vergi usul kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.

Kamu hakları

K

Şahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.

Kamu hizmeti

K

Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.

Kamu hukuku

K

Devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.

Kamu malları

K

Özel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.

Kamu tüzel kişileri

K

Tamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.

Kamu yararı

K

Kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.

Kamulaştırma

K

Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.

Kamus

K

Sözlük

Kamus-i türki

K

Türkçe sözlük

Kan hısımlığı

K

Ortak soydan gelen kişiler arasındaki bağdır. anne, baba, çocuklar 1. dereceden; kardeşler 2 dereceden; amca, dayı, hala 3. dereceden kan hısmı sayılır.

Kanaatbahş

K

Inandırıcı

Kani

K

Kanmış, inanmış

Kanun

K

Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.

Kanun hükmünde kararnameler

K

Tbmm’ nin bir kanunla yetki vermesi üzerine bakanlar kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

Kanun sözcüsü

K

Savcı

Kanun tasarısı

K

Nakanlar kurulunun hazırlayarak tbmm ‘ ne sunduğu kanun projeleridir.

Kanun-i esasi

K

“temel kanun” ya da anayasa anlamındadır. osmanlı devleti’nin ilk ve son anayasası 23 aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de ii. abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.

Kanuni intifa hakkı

K

Kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.

Kanuni ipotek hakkı

K

Kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.

Kanuni müşavir

K

Vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.

Kanuni şuf’a hakkı

K

Kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.

Karabet

K

Yakınlık

Karine

K

Ipucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması; aksi ispatlanana kadar kabul edilen.

Karineyi hal

K

Duruma göre

Karye

K

Köy

Karz

K

Ödünç

Karâr-gîr

K

Kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış

Kast

K

Kanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek hareketin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemek iradesi

Kasıt

K

Uygun olmadığını bilerek yapılan eylem.

Kat irtifakı

K

Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.

Kat maliki

K

Bağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.

Kat malikleri kurulu

K

Kat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.

Kat mülkiyeti

K

Bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.

Katib-i adil

K

Noter

Katibi adil

K

Noter

Katip

K

Yazıcı,daktilograf,yazman.

Katiyet kesbetmek

K

Hale gelmek

Katılan

K

Verilecek karar sonrasında itiraz ve diğer hakları talep eden müşteki veya mağdur

Kat’

K

Kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme

Kavi

K

Kuvvetli

Kavâid

K

Kaideler; usuller; kurallar; yasalar

Kaynak hakkı

K

Hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.

Kayyum

K

Belirli bir işin görülmesi ya da bir malın veya malvarlığının yönetilmesi için sulh mahkemesince atanan kişidir.

Kayın hısımlığı

K

Evlenmeyle oluşan hısımlıktır. eşin annesi, babası, kardeşi kayın hısmı sayılır.

Kaza-i taksim

K

Ortakların kendi aralarında anlaşarak ortak mallarını paylaşamama durumunda ortaklığın giderilmesi talebiyle mahkemeye başvurmaları ile açılan dava süreci sonunda yargı yoluyla ortak mallarının paylaştırılması

Kaza-î merci

K

Yargı organı; mahkeme

Kazai rüşt

K

15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması

Kazanılmış hak

K

Yürürlükte olan hükümlere göre bir kimse yararına sabit olan hak, müktesep hak, hakkımüktesep.

Kazara

K

İstenmeden ;kaza sonucu; kazaen

Kazaî içtihatler

K

Mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir

Kazaî karar

K

Yargısal karar

Kazaî tefsir

K

Yargısal yorum

Kaziyye-i muhkeme

K

Kesin hüküm

Kazuistik

K

Önceden görülebilecek sorunları belirleyip bunlara ilşkin ayrıntılı çözüm üretme (juristische kasuistik = her hadiseyi hususiyeti zaviyesinden kavramaya çalışan hukuki hadisecilik)(veli kafes hâkim-37658)

Ke-en-lem-yekün

K

Sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi

Keenlemyekun

K

Yokluk; bir hukuki işlemin hüküm doğurması için uyulması gereken temel ve biçim koşullarından birinin bulunmaması hükümsüzlük.

Keenlemyekün

K

Sanki hiç yokmuş gibi, sanki hiç olmamış gibi.

Kefalet

K

Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.

Keff-i yed

K

Elçekme; vazgeçme; karışmama

Kemâl

K

Olgunluk; tamlık; eksiksizlik

Kerhen

K

Iğrenerek; istemiyerek; hoşlanmıyarak; zorla; zoraki

Kesb

K

Çalışıp kazanma; edinme

Kesbetmek

K

Kazanmak; edinmek; sağlamak

Kesinlik sınırı

K

İstinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilmesi için kanunla öngörülmüş olan parasal sınırlardır.

Ketmetme (ketm)

K

Saklama, bir haberi sözü, gizli tutma

Ketmetmek

K

Gizlemek; saklamak; sır tutmak

Ketmi verese

K

Mirasçılığın gizlenmesi: hasımlı veraset ilamı alınmak üzere açılacak bir dava ile, miras bırakanın tüm mirasçılarının belirlenmesi ve davacının bu mirasçılar arasında yer alıp almadığının saptanmasıdır.

Ketmi verese

K

Gerçekte mirasçı sıfatına sahip olduğu halde bir kimsenin bu sıfatı gizlenerek, yok sayılarak mirasın intikalinin ve paylaşılmasının sağlanmasıdır.

Keyfiyet

K

Iş; durum; mesele

Kezailik

K

Aynı şekilde

Keşide

K

Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi

Keşide etmek

K

Çek, bono, poliçe, senet gibi değerli kağıt hükmündeki belgeleri doldurmak, düzenlemek veya imzalamak.

Keşideci

K

Çek veya poliçeyi, düzenleyerek ve imza ederek, muhataba ya da lehdara yapılacak ödeme için, ödeme emri veren gerçek ya da tüzel kişidir.

Keşif

K

Bir olay veya durumun oluş sebeplerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma

Kifayet

K

1.yetecek ölçüde, miktarda olma, yeterli olma, yetme. 2.bir işi başarabilecek, yapabilecek yetenekte olma.

Kifâyet

K

Kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik

Kitab’ül-icare

K

Icar kitabı; mecelle’de kira bölümü (faslı)

Kişi

K

Hak sahibi varlık

Kişisel haklar

K

Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir

Kloz

K

Sigorta sözleşmelerinin kapsamını genişleten veya daraltan özel şartları ihtiva eden ek maddelerdir.

Kod kanun

K

Bir alanda yeni baştan düzenleme yapan kanundur. örneğin 1983 tarihli ve 2872 sayılı ‘çevre kanunu’ bir kod kanun, bu kanunda değişiklik öngören herhangi bir kanun ise çerçeve kanundur.

Kodifikasyon

K

Kodifikasyon, yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi faaliyetidir.

Kolektif

K

Birçok kimseyi ya da nesneyi içine alan; birçok kişi ve nesnenin bir araya gelmesi sonucu olan.

Kollektif şirket

K

Ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.

Kolluk

K

Soruşturma işlemlerini yapan ve kanunlarda belirtilen güvenlik görevlileri

Komşu

K

İsim; konutları yakın olan kimselerin birbirlerine göre aldıkları ad sıfat; sınır ortaklığı bulunan, mücavir.

Konişmento

K

Konşimento, ya da taşıma senedi (bill of lading) üzerinde yükleyici, alıcı,ihbar mercii den başlıyarak her türlü bilginin yeraldığı kıymetli evraktır.

Konkordato

K

Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamı

Konsinyasyon

K

Mal satışları bazı hallerde doğrudan doğruya yapılmaz. bir kişi aracılığıyla olur. mal aracının deposuna, bir banka deposuna, umumi mağazalara veya gümrük antrepolarına gönderilir. emanet suretiyle yapılan bu şekildeki satışlara, konsinyasyon suretiyle sa

Kontrat

K

Mukavele; sözleşme

Konvansiyon

K

Genellikle bir gelenek biçimini alan, üzerinde anlaşmaya varılmış, şart koşulmuş veya genel kabul görmüş standartlar, normlar, sosyal normlar veya kriterler kümesidir.

Kovuşturma

K

İddianamenin savcılık aşamasından sonra mahkemenin kabul etmesiyle savcılıktan sonra karar verilmesine kadarki süreç.

Kriter

K

Kıstas; ölçüt; ölçü

Kronoloji

K

Olayların zaman sırasına göre dizilişi, tarihî olayların zaman sırasına göre oluşumunu inceleyen ilim

Kubbealtı

K

Topkapı sarayında vezirlerin devlet işlerini görmek üzere toplandıkları yer.

Kulis

K

Bir işin bilinmeyen yönleri; meclis koridoru; tiyatro sahne arkası

Kuru mülkiyet

K

Bir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.

Kuvertür

K

Sigorta hukukunda teminat.

Kuvvei müsellaha

K

Güvenlik kuvvetleri

Kuyûd

K

Kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler

Kâffe

K

Hep; bütün; cümle

Kâfi

K

Yeter; yeterli

Kâim

K

Başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen.

Kârine

K

Ipucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması

Kâtib-i adil

K

Noter

Külfet

K

Sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet

Külli

K

Bütün, tmle ilgili

Külliyat

K

Hakkında yazılan tüm eserleri barındıran dizi

Küllî icra

K

Yalnızca bir alacaklının hukuka başvurmasına rağmen, diğer her alacaklının haciz sonrasındaki satıştan ödeme almasına külli takip denir. bu tip icrada borçlu kişinin tüm mal varlığına el konulmaktadır. i̇flas hukukunda iflas yolunu ifade eder.

Küsur

K

Artık

Kütüb

K

Kitaplar

Küşad

K

Açma; işletmeye açmak

Kısas

K

Bir suçluya ceza olarak, başkasına yaptığı kötülüğün aynısını verme, uygulama.

Kıstelyevm

K

Göreve gelinmediği veya geç gelindiği için maaş veya gündelikten kesinti yapılması.

Kıstâs

K

Ölçü; ölçüt

Kıyas

K

Kanunda açıkça yazılmayan bir fiilin, kanunda suç olarak tanzim edilen bir fiile benzetilerek cezalandırılması anlamına gelmekte olup maddi ceza hukukunda kıyas yasağı ilkesi mevcuttur.

Kıymetli evrak

K

Kısaca, kıymetli evrak, hakkın senede bağlı olduğu ve hakkın senetsiz olarak ileri sürülemediği ve devrinin mümkün olmadığı,içerdikleri hakkı temsil etmeleri bakımından bizatihi bir değer ifade eden senetlerdir.

Kıyâs

K

Karşılaştırma; oranlama; örnekseme

Kışlak

K

Kışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.

Laakal

L

En az

Lahiya

L

Gerekçeli karardan sonra verilen itiraz.

Lalettayin

L

Rastgele, gelişigüzel, sıradan

Layiha

L

Dilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı

Layüsel

L

Kendisinden hesap sorulamayan,sorumsuz

Lağvetmek

L

1- bir kuruluşu kaldırmak, işleyişine son vermek. 2- hükümsüz kılmak, feshetmek, dağıtmak.

Lede-l-hâce

L

Hacet,ihtiyaç görüldüğü zaman

Ledelicap

L

Icap ettiğinde

Leh

L

Bir şeyden veya bir kimseden yana olma, aleyh karşıtı

Lehdar

L

Yararlanan. sigortadan faydalanan gerçek ya da tüzel kişi veya kişilerdir.

Lehtar

L

Senet üzerinde adı yazılı olan kişi. hamiline veya emrine yazılı senetlerde ise lehtar senedi elinde bulunduran ya da emrinde tutan kişidir

Levazım

L

Gerekli olan şeyler, gereçler.

Levvam

L

Çekiştiren, dedikodu yapan, başa kalkan

Levâzım

L

Gerekli şeyler; malzeme; malzemeler

Liberal

L

Kişi özgürlükleri, düşünce özgürlüğü ve siyasi özgürlükler yanlısı kişi; başkalarına karşı hoşgörülü olan kimse, hoşgörüye dayanan tutum.

Likit alacak

L

Tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacak anlamındadır.

Literal

L

Kelimesi kelimesine, her şeyi harfi harfine yerine getiren, yalın sade.

Literatür

L

Herhangi bir bilim dalinda yazilmiş olan yazi veya eserlerin bütünü.

Livâ’

L

Bayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak

Liyakat

L

Layık olma, yaraşırlık, uygunluk, değim

Liyakat

L

1.layık olma, yaraşma, yaraşırlık, uygunluk. 2.yeterlilik, yetenek

Lokavt

L

İşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır

Lâ-akall

L

En azından; daha aşağı olmaz

Lâ-yete gayyer

L

Sabit; değişmez; bozulmaz

Lâ-yüs’el

L

Yaptığından sorumlu tutulmayan, yaptığı hakkında soru sorulmayan

Lâfz (lafız)

L

Söz

Lâhik

L

Yetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi

Lâübâlî

L

Ilişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli

Lükata

L

Buluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey.

Maada

M

…başka

Maarif

M

Tahsil ile elde edilen ilim, malûmat, bilgi. meharet. üstadlık. hüner.

Madde-i sabıka

M

Yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler

Maddi edim

M

Borçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü

Maddi mal

M

Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.

Madrûb

M

Dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş

Madun

M

Alt aşamada bulunan, birinin buyruğu altında görevli,ast.

Mafevk

M

Üst

Mahalli hukuk

M

Yöresel dar hukuk.

Mahalli idareler

M

Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır

Mahcur

M

Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı

Mahcuz

M

Haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş

Mahdut

M

Sınırlanmış; tahdit edilmiş

Mahfuz

M

Saklı; gizli

Mahir

M

Becerikli – i̇şinin ehli.

Mahiyet

M

Nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü

Mahkumunbih

M

Hüküm konusu

Mahluliyet kararı

M

Mirasçısı olmadığı için mal varlığının devlete kaldığına dair mahkeme kararı.

Mahlûl

M

Hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan

Mahpus

M

İradesi dışında, bir mekanda tutulan, hapsedilen

Mahrukat

M

Yakacak,yakıt.

Mahrum

M

Yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen

Mahsulât

M

Mahsuller; ürünler

Mahsup

M

Hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş

Mahsus

M

Özgü; özel; müstakil; özel olarak

Mahzar

M

Erişen, ulaşan.

Makable teşmil

M

Bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi

Makable şamil

M

Geçmişe uygulanan, geçmişe şâmil olan.

Makable şâmil

M

Geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen

Makaddim

M

Takdim eden dilediğini öne alan ve ileri geçiren,her şeyi yerli yerine koyan demektir.

Makrûn

M

Yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış

Maksut

M

Kast edi̇len- i̇steni̇len güdülen amaçlanan.

Maksûr

M

Kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı

Maktu

M

Götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız

Maktul

M

Kasten öldürülen kişi.

Makul

M

Akla uygun- mantıklı- ölçülü.

Makule

M

Çeşit; tür; soy

Mal

M

Hakikî veya hükmî bi kimsenin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü (varlık, servet, para, ticaret eşyası gibi.)

Mal birliği

M

Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi

Matrah

M

Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.

Matuf

M

Yöneltilmiş; yönelik

Mazarrat

M

Zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme

Mazbata

M

Tutanak

Mazbut vakıf

M

Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf

Mazhar

M

Erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma

Mazireti sahiha

M

Gerçek engel

Mazmûn

M

Ödenmesi gereken şey

Maznun

M

Zanlı; sanık

Mağdur

M

Haksızlığa uğramış

Mağsûb

M

Gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer

Ma’dûd

M

Sayılı;

Meail

M

Sorunlar

Mebaliğ

M

Meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar

Mebde

M

Evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur

Mebi

M

Satılan şey

Meblâğ

M

Para tutarı; akçe

Mebnî

M

Buna dayanan; ….den dolayı; ……den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu

Mebânî

M

Binalar; yapılar

Meccanî

M

Parasız; bedava

Mecmu

M

Toplam, yığılmış, bir araya getirilmiş.

Mecmuu

M

Tümü; tamamı; hepsi

Mecra

M

Bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu

Mecruhiyet

M

Yaralama

Meczum

M

Anlaşılan

Mecâri

M

Su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar

Medar

M

Dayanak; yardım; elverişli

Medarı tatbik

M

Uygulanabilir

Medih

M

Övgü- övme

Medlûl

M

Delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan

Mefhumu muhalif

M

Karşıt kavram

Mefruğunbih

M

Devir konusu şey

Mefruğunleh

M

Kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse

Mefruşat

M

Döşeme; ev eşyası.

Mefsuh

M

Feshedilmiş

Mehaz

M

Bir eser yazılırken başvurulan kaynak, su akacak yer, su mecrası

Mehil

M

Süre; önel

Melhuz

M

Muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir

Memalik

M

Ülke

Memnu

M

Menedilmiş; yasaklanmış; yasak

Memur

M

Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.

Men

M

Yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme

Men etmek

M

Engellemek; yasaklamak

Menafil

M

Yararlar

Menba’

M

Kaynaklar; çıkış yeri

Menfaati amme

M

Kamu yararı

Menfi edim

M

Borçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.

Menfi zarar

M

Olumsuz zaradır.

Menfî

M

Olumsuz

Menkul

M

Taşınır; taşınır mal

Menkuz

M

Bozulan

Menâfi

M

Menfaatler; yararlar; çıkarlar

Menşe

M

Kaynak; kök; başlangıç

Men’i muaraza davası

M

Bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava

Mera

M

Bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi

Merbut

M

Bağlı

Merhun

M

Rehnedilen mal

Meriyet

M

Yürürlük

Mersule

M

Gönderilen

Mer’i

M

Yürürlükte; geçerli

Mesaha

M

Ölçme; ölçümleme

Mesail

M

Meseleler

Mesağ

M

Izin; ruhsat; cevaz

Meskûn

M

Içinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş

Mesmu

M

Dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir

Mesned

M

Isnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe

Mesul

M

Sorumlu

Mesâkin

M

Meskenler; oturulacak yerler

Metruk

M

Terk edilmiş.

Metrukiyet

M

Yürürlükte bulunan kanunun uygulanmaması durumu.

Mevaşi

M

Koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan

Mevdaddı mahsusa

M

Özel hükümler

Mevhûm

M

Varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan

Mevkuf

M

Vakfedilen şey

Mevkufiyet

M

Tutukluluk durumu, alıkonulma durumu.

Mevkute

M

Belirli aralıklarla çıkan (periyodik) yayın

Mevrid

M

Varacak yer

Mevsukiyet

M

Sağlamlık

Mezkur

M

Bahsi geçen, zikredilen

Mezrûât

M

Ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler

Mezun

M

Izinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi

Mezuniyet

M

Izin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma

Meçhul

M

Bilinmeyen; tanınmayan

Meçzum

M

Anlaşılan

Meşfu

M

Şuf’a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal

Meşhudat

M

Şahitlik

Meşhûd

M

Görülen

Meşru müdafaa

M

Uğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini korumak için başvurduğu yol.

Meşruhat

M

Açıklamalar verilmiş, şerhler konulmuş, tafsilât.

Meşruiyet

M

Hukuka uygunluk.

Meşrut

M

Şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı

Meşruta tevliyet davası

M

Vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava

Me’cur

M

Kiraya verilen şey; kiralanan

Mikâp

M

Bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp

Milk

M

Kudret; tasarruf; mülk

Minval

M

Şekil

Miras

M

Ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet.

Miras şirketi

M

Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.

Misillû

M

Benzer; örnek gibi

Muaccel

M

Ivedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.

Muacceliyet

M

Borcun vadesinin gelmiş olması

Muaddel

M

Değişik

Muaddün-li-l-istiglâl

M

Kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya

Muadil

M

Denk; eşit

Muafiyet

M

Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş

Muahhar

M

Sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki

Muallak

M

Havada boşta duran; sürüncemede kalmış

Muamelat

M

Muameleler; işlemler

Muaraza

M

Çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga

Muassir

M

Aynı yüzyıl içinde olan.

Muavin

M

Yardımcı

Muayyen

M

Belirli; belli; saptanmış

Muayyen mâ-adâ

M

Başka; dışında

Mubayaa

M

Satın alma

Mucibince

M

Gereğince; uyarınca

Mucip

M

Gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi

Mucip sebepler

M

Gerektirici sebepler; gerekçe

Mugayir

M

Aykırı; zıt; ters

Muhakeme

M

Yargılama

Muhammen

M

Tahmin edilen

Muharrer

M

Yazılı; yazılmış

Muhassas

M

Tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü

Muhatara

M

Riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan

Muhayyerlik

M

Bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak

Muhdesat

M

Sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler

Muhik

M

Haklı; geçerli; uygun; gerekli

Muhkem kaziye

M

Kesin hüküm

Muhtar

M

Özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı

Muhtelif

M

Çeşitli; değişik; farklı

Muhtevî

M

İçeren, barındıran.

Muhtıra

M

Uyarı

Mukabeleihilmisil

M

Karşılıklılık esası

Mukabil

M

Karşılık; karşı

Mukabil dava

M

Mukabil dava.

Mukaddem

M

Önce; önce gelen; daha öncede bulunan

Mukadderat

M

Kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler

Mukarrer

M

Kararlaştırılmış

Mukarrerat

M

Kararlar; kararlaştırılan şeyler

Mukataa

M

Arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi

Mukavele

M

Sözleşme; akit; bağıt

Mukayyet

M

Kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş

Mukriz

M

Ikraz eden; borç veren; ödünç veren

Muktazi

M

Gerekli

Munkati

M

Kesilmiş; ara verilmiş

Munkazi

M

Bitmek

Munsifane

M

Insaflı ölçüde

Muntafî

M

Sönme; ortadan kalkma

Muntazır

M

Bekleyen; gözetleyen

Murabaha

M

Kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik

Murakabe

M

Denetleme; kontrol; gözetme

Murakıp

M

Denetçi

Muris

M

Kazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan

Murtabit

M

Bağlantılı

Musaddak

M

Tasdikli; onaylı

Musakka

M

Sulu tarla;suyu bulunan taşınmaz.

Musakkaf

M

Üstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;

Musakkafat

M

Gelir getiren kapalı (damlı) binalar

Musaleh

M

Mirasçı

Mutad

M

Alışılmış; âdet olunmuş; normal

Mutakabat

M

Uzlaşı

Mutalebe

M

Talepte bulunma; istemde bulunma

Mutallaka

M

Boşanmış kadın

Mutasarrıf

M

Tasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri

Mutavassıt

M

Aracı; aracılık eden; vasıta olan

Mutazammın

M

Içine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen

Mutazarrır

M

Zarar gören kimse

Muteber

M

Geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam

Muteberiyet

M

Geçerlik; geçerlilik

Muteriz

M

Karşı gelen, itiraz eden, itirazcı

Mutlak hak

M

Herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.

Mutlak muvazaa

M

Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleri

Muttali

M

Öğrenme; haberdar olma; bilgilenme

Muvacehe

M

Yüzleştirme

Muvafakat

M

Uygun görme; onama; razı olma; rızası olma

Muvaffakat

M

Uygun görmek, onaylamak, kabul etmek.

Muvafık

M

Uygun; yerinde

Muvakkat

M

Geçici; süreksiz

Muvâcehe

M

Yüzleştirme; yüz yüze gelme

Muvâzaa

M

Danışıklı işlem

Muvâzene

M

Denge

Muzâf

M

Izafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik

Muâhede

M

Antlaşma; karşılıklı ant içme

Mübaseret

M

Bir işe başlama, girişme

Mübayaa

M

Satın alma

Mübayenet

M

Zıtlık, iki şey arasındaki zıddiyet, aykırılık.

Mübaşir

M

Yargıç tarafından verilen emir ve tedvirleri tatbik ile vazifeli adliye memurudur.

Mübeyyin

M

Gösterir

Mübâdele

M

Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim

Mübâyenet

M

Birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş

Mübâyin

M

Zıt; aykırı; ters

Mücbir

M

Zorlayıcı; zorlayan

Mücerred

M

Soyut; genel

Mücmel

M

Kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare

Müctemian

M

Topluca; toplu olarak

Mücâvir

M

Komşu olan; yanında bulunan

Müdafi

M

Savunucu; savunan

Müdahalenin men’i

M

Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.

Müdahil

M

Davaya müdahale eden

Müdde-i umumi

M

Cumhuriyet savcısı,iddiacı

Müddea

M

Davacının dava ettiği şey; dava konusu

Müddeaaleyh

M

Davalı; hakkında dava açılan kişi

Müddeabih

M

Dava konusu

Müddei

M

Davacı; iddia eden kişi

Müddei aleyh

M

Davalı; hakkında dava açılan kişi

Müddei umumi

M

Savcı

Müddeiumumiye

M

Cumhuriyet savcısı.

Müdrik

M

İdrak eden.

Müebbet

M

Sonsuz; süresiz

Müeccel

M

Vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş

Müeddî

M

Tediye eden; eda eden; doğuran

Müennes

M

Dişi, dişilikle ilgili olan

Müesses

M

Kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş

Müessir

M

Tesir eden; etkili; tesirli

Müeyyid

M

Teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren

Müeyyide

M

Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.

Müflis

M

Iflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir

Mühür

M

Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.

Mükellef

M

Yükümlü; ödevli; görevli

Mükellefiyet

M

Yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev

Mükerrir

M

Tekerrür.

Müktesep

M

Kazanılmış kazanılmış hak

Müktesip

M

Iktisap eden; kazanan; edinen

Mülga

M

Kaldırılmış, ilgâ edilmiş.

Mülhak evkaf(vakıf)

M

Vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve vakıflar genel müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar

Mülki

M

Ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin

Mülkiyet hakkı

M

Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.

Mültezem

M

Gerekli görülen; kayırılan

Mülzem

M

Bağlı

Mülâhaza

M

Düşünce; görüş

Mülâhazât

M

Düşünceler

Mümasil

M

Örnek; misâl; benzeyen; andıran

Mümellek-ün-leh

M

Kendisine bir şey temlik olunan kimse

Mümellik

M

Temlik eden; mülk olarak veren kişi

Mümessil

M

Temsil eden; temsilci

Mümeyyiz

M

Sezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse.

Mümteni

M

Çekinen; imtina eden; olamaz;

Mümtâz

M

Üstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı

Mümâselet

M

Benzeme; benzeyiş; andırma

Münakale

M

Bir taşınmazla ilgili yeni kayıtla eski kayıt arasında bağlantı kurma. (tedavül)

Münakaşa

M

Artırma ve eksiltme.

Münasip

M

Uygun

Münaziünfih

M

Niza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu

Münbais

M

Doğan; ileri gelen

Müncer

M

Sonuçlanan; şu veya bu sonuca varan

Mündemic

M

Içinde bulunan; (içinde)yatan

Mündemiç

M

Bir şeyin içinde var olan, bulunan, saklı olan.

Münderecat

M

Içerik; kapsam; içindekiler

Münferiden

M

Tek tek; ayrı ayrı; tek başına

Münfesih

M

Infisah etmiş; bozulmuş; dağılmış

Münhal

M

Boş, görevlisi bulunmayan.

Münhasır

M

..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış

Münkasem

M

Bölünmüş

Münkati

M

Kesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı

Münkir

M

Inkar eden

Münselip

M

Kaybetme, keybeden

Müntakil

M

Intikal eden; geçen

Müntehap

M

Şeçilen,seçilmiş bulunan

Müntehî

M

Nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan

Münâzaa

M

Uyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık

Mün’akit olmak

M

Bir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak

Mürafaa

M

Sözlü duruşma; genellikle yargıtay’da veya i̇dare mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad

Müraselât

M

Gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar

Mürettep

M

Tertip edilmiş; düzenlenmiş

Mürtebit

M

Bağlantılı; ilişkili; ilgili

Mürtefi

M

Kaldırma kaldırılmış

Mürtehin

M

Rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip

Mürur hakkı

M

Geçit hakkı

Müruru zaman

M

Zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi

Mürâdif

M

Eş anlam; aynı anlam

Müsaade

M

Izin; yardım; uygun olma; serbestlik

Müsadere

M

Zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması

Müsakkaf

M

Üzeri dam ile örtülü bina

Müsamaha

M

Hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma

Müsavi

M

Eşit; eş düzeyde; aynı seviyede

Müseccel

M

Tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış

Müspet edim

M

Borçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü

Müstacel

M

Ivedi; tez; hemen yapılması gerekli

Müstacelen

M

Ivedi olarak; acele olarak

Müstaceliyet

M

Ivedilik; acil olma hali

Müstagallât-ı mevkufe

M

Hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar

Müstahsil

M

Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici

Müstehak

M

Hak eden

Müstehik

M

Istihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık

Müstelzim

M

Gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu

Müstemir

M

Sürekli, kesintisiz

Müstemiren

M

Sürekli,aralıksız

Müsteniden

M

Dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek

Müstesna

M

Ayrık; istisna olan; kural dışı

Müsâvât

M

Eşitlik

Mütakabil

M

Tekâbül eyleyen, karşı karşıya gelen, karşılıklı durum arzeden.

Mütalaa

M

Adli davada bilirkişilerin verdikleri fikirler

Müteaddit

M

Birden fazla; çeşitli

Müteahhidünbih

M

Taahüt edilen,yapılması istenilen şey

Müteahhit

M

Taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen

Müteallik

M

Ilişkin; bir şeye dair; ilgili

Müteamel

M

Alışılagelmiş

Mütebaki

M

Geriye kalan; artan

Mütecaviz

M

Devletlerarası hukukuna göre meşru müdafaa dışında olarakdiğer bir devlete silahla tecavüz eden devletin durumudur.

Mütedavil

M

Elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden

Mütedâir

M

Dair olan; ilişkin; değin

Müteferri

M

Eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten

Müteferrik

M

Dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü

Müteferriât

M

Teferruat; ayrıntı

Mütegayyib

M

Kaybolmuş; yitmiş

Mütehammil

M

Tahammüllü; dayanıklı

Mütehassıl

M

Doğan; hasıl olan; meydana gelen

Mütehavvil

M

Değişken; kararsız

Mütekabiliyet

M

Karşılıklılık

Mütekabiliyet esası

M

Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.

Mütemadi

M

Failin harekete geçmesiylehitam bulmıyarak, icrası bir müddet uzayan suçtur; kanuna muhalif olarak bir kimseyi tevkif ve hapsetmek, memnu silah taşımak gibi.

Mütemadiyen

M

Devamli olarak

Mütemekkin

M

Yerleşen, ikamet eden, sakin olan

Mütemerrid

M

Temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen

Mütemmim cüz

M

Tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.

Mütemmimcüz

M

Tamamlayıcı parça, bir şeyin kullanılmasında, kendisinden yararlanılmasında önemli etki ve katkısı bulunan ve asıl şeyden ayrılması imkânsız veya büyük tahribâta sebeb olan parçalar. nelerin mütemmim cüz olduğunu geleneklere göre belirlemek mümkündür. bir

Mütemâyil

M

Eğilimli; taraflı görünen

Mütenakıs

M

Çelişik

Mütenasip

M

Uygun; denk

Müterettib

M

Sıralanmış; ait olan; …..üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen

Müterâfik

M

Beraber bulunan; karışık; birlikte

Mütesarlülfesat

M

Çabuk bozulan

Müteselsil

M

Zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına

Müteselsil sorumluluk

M

Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.

Mütevakkıf

M

Bağlı

Müteveffâ

M

Vefat etmiş; miras bırakan

Mütevelli

M

Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu

Mütevellit

M

Doğan; ileri gelen

Müttefik-un-aleyh

M

Üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış

Müttehaz

M

Verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan

Müttehit

M

Birleşik

Mütâlaa

M

Görüş; irdeleme; düşünce

Müvekkil

M

Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.

Müvezzi

M

Dağıtıcı

Müzaheret

M

Yardım; koruma

Müzakere

M

Bir mesele hakkında karar vermeden evvel karar verecek kimseler arasında görüşlerin ortaya atılmasıdır.

Müzayaka

M

Sıkıntı, darlık, parasızlık.

Müzayede

M

Artırma; açık artırma

Müzekkere

M

Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığıyazı.

Müşkilât

M

Zorluk; güçlük

Müşteki

M

Şikayette bulunan, şahsî davacı. i̇lgili makama derdini aktaran.

Müştemilât

M

Eklenti

Müşterek mülkiyet

M

Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.

Müşterâ

M

Iştira edilmiş; satın alınmış

Müşâbehet

M

Benzeyiş; benzeme

Müşâbih

M

Benzeyiş; benzeme

Müşârün-ileyh

M

Adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse

Müşâ’

M

Ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal

Nafaka yükümü

N

Bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.

Nagamât

N

Nağmeler, ağhenkler, güzel sesler.

Nahiye

N

Bucak; bölge; kenar; kısım; çevre

Nail olmak

N

Erişmek; kavuşmak

Naiplik

N

Vekâlet

Nakız

N

Bozan, bozucu aksini yapan. bir ibâdetin geçerliliğini önleyen, bozan.

Namütenahi

N

Ucu bucağı olmayan, sonsuz

Nası ızrar

N

Suç olarak düzenlenen mala zarar verme fiili.

Navlun

N

Gemi ile yapılan taşımacılıkta sözleşmeyle belirlenen mal taşıma bedeli.

Navlun mukavelesi

N

Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.

Nazariye

N

Kuram

Nazarı dikkat

N

Göz önüne almak

Nazır

N

Bakan, vekil.

Naçar

N

Çaresiz

Nağahani

N

Ansızın

Nebât

N

Bitki

Nedamet

N

Pişmanlık

Nedbe

N

Yara izi

Nefaset

N

Kıymetli olma, nefis olma durumu. değerlilik.

Nef’î

N

Çıkar ile ilgili; faydacı

Nehbü-garet

N

Yağma, malın yağması

Nema

N

Büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz

Nesafet(nasfet)

N

Soyut ve katı nitelikteki kuralların uygulamada doğurduğu haksız uygulamaları yumuşatarak adalet ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi.

Nesayih

N

Nasihatler

Neseben

N

Soyla ilgili; soy bakımından

Nesep

N

Ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.

Netice-i talep

N

İddia olunan şey.

Nevakıs

N

Noksan; eksiklikler, noksanlar

Nevi

N

Çeşit; tür

Nevi şahsına münhasır

N

Kendi türüne özgü, emsalsiz, özgün. bkz. latince: sui generis.

Nezafet

N

Temizlik,paklık

Nezaret

N

Denetim; gözetim; bakanlık

Nezdinde

N

Huzurunda, gözetiminde, yanında

Nezetmek

N

Kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak

Nez’

N

Sökme; kaldırma; yoketme

Neşet

N

Meydana gelmek, vücuda gelmek. büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. yetişmek, ileri gelmek

Neşet etmek

N

Doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak

Neşir

N

Yayma, dağıtma, yayım

Neşriyat

N

Yayın

Nidâ

N

Çağırma; bağırma; ünlem

Nihai karar

N

Yargılama sonunda verilen karar.”

Nisab

N

Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

Nisap

N

Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

Nisbî hak

N

Ancak belirli bir şahsa veya şahıslara karşı ileri sürülebilen daha geniş bir kitleye karşı kullanılma imkanı olmayan sıradan haklar.

Nispi butlan

N

Hukukta kendiliğinden geçersiz olma, kanuna, kamu düzenine, ahlaka aykırılık halidir. i̇şlem hukuken vardır ama yapıldığı andan itibaren geçersizdir.

Nispi muvazaa

N

Yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri

Niyabet

N

Toplu mahkemelerde bir hakimin,mahkemenin yetki alanı içerisinde;ancak duruşma salonu dışında yapacağı işlemleri mahkeme adına yapmakla görevlendirilmesidir.

Niyâbet

N

Vekillik;

Niza

N

Ihtilaf; çekişme; uyuşmazlık

Nizami

N

1. nizâma ve düzene ait, nizâmında olan, tertipli, muntazam. 2. kanun ve nizama uygun.

Nizamname

N

Tüzük

Nizasız ve fasılasız

N

Uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız

Nizâm-nâme

N

Tüzük

Nokta-i nazar

N

Görüş; bakış açısı

Non bis i̇n i̇dem

N

Aynı dava nedeni için iki kez yargılama yapılamayacağına dair hukuki bir ilkedir.

Norm

N

Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü

Normatif

N

Bir kural değerini, gücünü taşıyan, düzgüsel.

Nosyon

N

Anlayış

Noter

N

Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil.

Nukud

N

Nakitler; paralar

Numerus clausus

N

Sınırlı sayıda

Nush

N

Öğüt, nasihat

Nâfıa

N

Bayındırlık işleri

Nâkız

N

Bozma; kaldırma;

Nâm-ı müstear

N

Takma ad; eğreti ad nasb atama; tayin etme; dikme; saplama

Nâsıb

N

Nasbeden; diken; tayin eden; atayan

Nâtık

N

Bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak

Nâşi

N

Ötürü, dolayı,yüzünden

Nâşî

N

Neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle

Nükûl

N

Vazgeçme; cayma; kaçınma

Nümune

N

Örnek

Nüve

N

Bir şeyin özü, çekirdek.

Nısf

N

Yarım; yarı; yarısı

Nısıf

N

Yarı pay

Objektif iyiniyet

O

İnsanlar arasındaki münasebetleri kanun, örf ve adetten başka tanzim eden ve hukuk dışındaki mevcut olan ahlak, adap, haysiyet, şeref, doğruluk, insaniyet vs. esaslara denir.

Olası kast

O

Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli.

Olveche

O

O şekilde

Ombudsman

O

Kamu denetçisi, şikayetleri ve birtakım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir.

Onama

O

Onamak işi, uygun bulma, tasvip.

Onur

O

Öz saygı

Ordino

O

1-bir poliçenin arkasına yazılan havale emri, 2- tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale, 3- denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi.

Orta malları

O

Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.

Ortak yerler

O

Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.

Ortaç

O

Tümleç olabilen,isim ve sıfat gibi kullanılan fiil asıllı kelime sıfat-fiil. ör: gelen çocuk, adı batası adam.

Pacta sunt

P

Ahde vefa, uluslararası hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan ve devletin anayasasında var olan ve devlete antlaşma yapma yetkisi tanıyan kuraldır. antlaşmalar hukuku kuralıdır. bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.

Pafta

P

Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.

Paraf

P

1.yalnız adın veya ad ve soyadın başharfleriyle atılan kısa imza. 2.bir yazının görüldüğünü, işlem gördüğünü veya o yazıdan haberdar olunduğunu gösteren kısaltılmış imza.

Parakete

P

Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.”

Parsel

P

İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.

Paydaş

P

Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.

Pedavra

P

Köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.

Pedersahi

P

Ataerkil

Perdebirun

P

Ağzı bozuk,kötü söz söyleyen, açık saçık konuşan

Persona non grata

P

Istenmeyen kişi

Pey sürmek

P

Bir sözleşmeyi yapmak için ileri sürülen taminât miktarı önerilen bedel, şart-ı cezâî miktarı.

Peyderpey

P

Azar azar, yavaş yavaş

Peçeleme sözleşmesi

P

Vergi mükellefleri ve sorumluları; özel hukuk biçimlerini ve kurumlarını olağan kullanımları dışında kötüye kullanarak vergi kaçırma amacı güdüyorlarsa bu amaca yönelik olarak yaptıkları sözleşmelere peçeleme sözleşmesi denir.

Peşin harç

P

İ l a m s ı z takiplerde, takip talebinde bulunan alacaklıdan, alacağın binde beşi oranında tahsil edilen miktar

Pinhan

P

Gizli, saklı, gizlenmiş.

Plebisit

P

Halk oylaması

Poliçe

P

Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri.

Potkal

P

Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe

Pozitif hukuk

P

Belli bir anda belli bir ülkede yürürlükte bulunan hukuk kurallarının tümü.

Pragmatik

P

(fr. pragmatique) faydacı, yararcı, eylemle ilgili.

Pratika

P

Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni

Rachat

R

İdârenin imtiyaz sahibinin hiçbir kusuru olmasa dahi, hizmet ve kamu yararının gerektirmesi nedeniyle, sözleşmeyi tek yanlı feshettiğinde, imtiyaz sahibinin zararını tamamen gidermek zorunda olmasıdır. 2 devletin durumunun iyi oldugu zamanlarda sermaye piyasasından kendi tahvillerini alması işlemidir. yani devlet, durumu iyiyse ve bütçe fazlası varsa piyasadan kendi tahvillerini geri satın alır.

Rad

R

Redden, geri çeviren,

Rahin

R

Rehin veren; rehneden

Rakabe

R

Devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet

Ram

R

1. i̇taat eden, boyun eğen, itaatli, münkad. 2. teslim olmak, hükmü altına girmek

Rantabilite

R

Sermayenin parasal verimliliğini ifade eder.

Rapt

R

Bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç

Rayiç

R

Sürüm değeri; geçerli olan

Rayiç değer

R

Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.

Recim

R

Şeriat düzeninde bir insanı taşa tutarak öldürme cezası.

Reddiyat

R

Davadaki masrafları karşılamak için tarafların önceden yatırdığı gider avasından para çekme işlemi

Ref etmek

R

Kaldırmak; örneğin itirazın ref’i (kaldırılması)

Referandum

R

Halk oylaması. halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama.

Refik

R

Arkadaş

Rehin

R

Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.

Rehnedilen

R

İpotekli, i̇potekli mal.

Rehnli tahvil

R

Genellikle konut yapımına finansman sağlamak için çıkarılan ve karşılığında ipotekle güvence verilen borç senedi.

Rehnüma

R

Rehber, kılavuz

Reis

R

Başkan

Reisievvel

R

Birinci reis

Replik

R

Davacının, davalının cevap layihasına (yazısına) karşı verdiği cevap.

Resen

R

Kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman

Resepsiyon

R

Bir toplumun hukukî mevzuatının bir başka toplum tarafından, kendi hukuku olmak üzere alınması olgusunu ifade etmektedir. i̇ktibas.

Resim

R

Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.

Resmi gazete

R

Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.

Resmi senet

R

Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.

Resülmâl

R

Anamal; sermaye

Rezonans

R

Bir sistemin (genellikle doğrusal bir sistemin) bazı frekanslarda diğerlerine nazaran daha büyük genliklerde salınması eğilimidir

Reşit

R

Ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi

Re’sen

R

1. kendi başına, kendiliğinden. “

Re’sen vergi tarhı

R

Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. i̇nceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.

Riziko

R

Zarara uğrama tehlikesi, tehlike, zarar ve ziya

Ruzname

R

Günlük

Râbıta

R

Bağlantı; bağ; düzen; tertip

Râci

R

Rücu eden; geri dönen; ilgisi olan

Râhin

R

Rehin veren kişi

Rödevans

R

Daha ziyade yeraltı kaynaklarının işletilmesi ve kâr paylarının rödevans şeklinde ifade edilmesinden dolayı, bu tür sözleşmelere rödevans sözleşmesi, imtiyaz payına da rödevans ücreti denilmektedir. i̇mtiyaz hakkı.

Rödövans

R

Gelir, irat. maden i̇şletme kirası

Rölativist

R

Bağıntıcı, göreci

Rûz-nâme

R

Gündem; yevmiye defteri; takvim

Rücu

R

Dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;

Rüsum

R

Resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler

Rüçhan

R

Öncelik; üstünlük; imtiyaz

Rüşt

R

Erginlik

Rü’yet

R

Davanın bakılmakta olması.

Rıza-i taksim

R

Ortakların kendi aralarında anlaşmak suretiyle ortak mallarını paylaşmaları durumu

Sabit olmak

S

Bir şeyin varlığı, doğruluğu, gerçekliği kesin olarak belli olmak.

Sadır olmak

S

Ortaya çıkmak

Safahat

S

Evreler, safhalar

Sahih

S

Gerçek, düzgün, doğru, legal, hukuka uygun

Saik

S

Sebep

Saik hatası

S

İradenin oluşmasında etkili olan bir konuda düşüncenin gerçek duruma uygun olmaması, kişinin olayları yanlış algılayıp, bunları yanlış değerlendirerek, beklenti ve tahminlerinde isabetsiz bir kararla iradesini oluşturmasının sonucu olan yanılmadır.

Saik-i mümbit

S

Niyetiyle bekleneni verebilen, randımanlı, faydalı

Sakıt olmak

S

Geçerliliği kalmamak, düşmek.

Salih

S

Elverişli; uygun

Salik

S

Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber

Salâhiyet

S

Yetki; bir davaya bakabilme

Sanik

S

Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi.

Saniyen

S

Ikinci olarak

Sanık

S

Suç işlediği sanılan kişi.

Sarahat

S

Açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık

Sarf

S

Harcama, tüketme, kullanma

Sarf-i nazar etmek

S

Vazgeçmek

Sarfinazar

S

Hesaba katmamak, saymamak, vazgeçmek.

Sarfiyat

S

Harcamalar; giderler

Sarfı nazar

S

Sayılmama, vazgeçme, dikkate almama.

Sari

S

Bulaşan; bulaşıcı

Sarih

S

Kolay anlaşılır, belli veya belirgin, açık

Satış vaadi

S

Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

Sav

S

Ileri sürülen düşünce, iddia, tez

Savci

S

Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli, müddeiumumi.

Savcılık

S

Devlet adına kamu davasını açan makamdır.

Savıcı

S

Başından savan kimse

Saylık

S

İçerisinde düz taşların bulunduğu, imar ihyaya elverişli arazi.

Sayıştay

S

Devlet mallarını kabız ve sarf ve idare ve edenlerin hesaplarını tetkik ve muhakeme ile mükellef bir heyet.divanı muhasebat

Sebat

S

Sözünden veya kararlarından dönmeme, bir işi sonuna değin sürdürme, direşme.

Sebepsiz zenginleşme

S

İki mal varlığı arasında, birinin zararına olan haklı bir sebep olmaksızın meydana gelen değer kaymalarını ifade eder. bu kaymalar, zenginleşmenin veya fakirleşmenin davranışları ile olabileceği gibi, tabi kuvvetlerin sonucu da olabilir.

Sebketmek

S

Vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek

Seddedilmiş

S

Kapatılmış. hududlanmış

Sefaret

S

Elçilik, büyükelçilik

Sefir

S

Elçi, büyükelçi

Sehim

S

Pay; hisse

Sehven

S

Yanlışlıkla.

Selahiyet

S

İzin,müsade,yetki.

Selb

S

Zorla alma; kaldırma; giderme

Selef

S

Önce gelen kimse

Self-determinasyon hakkı

S

Ulusların kendi geleceklerini belirleme hakkı.

Semen

S

Satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para

Semeni

S

Satış sözleşmesinde alıcının borcu

Semere

S

Bir maldan elde edilen ürünler; tabii semere

Sened-i hâkanî

S

Tapu senedi

Senedât

S

Senetler

Senet

S

Bir kimsenin yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmi kâğıt, belgit.

Senevî

S

Senelik; yıllık

Seraser

S

Baştan başa, bütün, hep mecmuan, külliyen

Serdetmek

S

Ileri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek

Sermediyet

S

Sonsuzluk, süreklilik, ebedilik

Seyirtmek

S

Koşmak, koşar adım yürümek

Seyrân-gâh

S

Gezme yeri; dolaşma yeri

Seyrüsefer

S

Gidiş geliş; trafik

Siber zorbalık

S

Dijital teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen zorbalıktır. bu tür zorbalıklar sosyal medyada, mesajlaşma platformlarında, oyun platformlarında ve cep telefonlarında görülebilir. hedef seçilen kişileri korkutmaya, kızdırmaya ya da utandırmaya yönelik olarak tekrarlanan bir davranıştır.

Sigorta primi

S

Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.

Silsile

S

Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra

Simsarlık

S

Arabuluculuk

Sin

S

Yaşanılan süre

Sinkaf

S

Ağır bir küfre tekabul eden kelime.

Sinkâf

S

Erkeklik organı ve ilgili sövgülerin tümünün kısaltılmış biçimi.

Sirayet

S

Bulaşma; yayılma; geçme

Sirkat

S

Hırsızlık; çalma; çalınma

Siyanet

S

Koruma

Siyasi haklar

S

Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır

Skar

S

Yara izi, kesi, iyileşmiş yara.

Sorgu

S

Suç niteliğinde görülen bir konuyla ilgili olarak, durumun aydınlanması için yargıcın sanığa sorular sorması ve sanığın bunları yanıtlaması işi.

Soruşturma

S

Suçun işlenmesinden başlayarak yargı verilinceye dek, kolluk, savcı, yargıç yönünden yapılan inceleme, araştırma ve kanıtların toplanması işleminin tümü.”

Sosyal devlet

S

Fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

Sosyal ilişkiler

S

Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.

Sosyal kurallar

S

Sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.

Sosyal ve ekonomik haklar

S

Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.

Sovtaj

S

Sigortacılık sektöründe hasar gören malın hasar almayan bölümünün sigortacı tarafından alınarak gelir haline getirilmesine veya hasarlı malın değer taşıyan bölümünün sigortalıya bırakılarak, sigorta şirketinin bu değeri tazminat ödemesinden düşmesine verilen isimdir.

Sudur

S

Verilen ; çıkan

Sui generis

S

“kendine özgü”, “emsalsiz”, “özgün” anlamlarına gelen, hukuk gibi birçok disiplinde kullanılan latince bir ifade. nevi şahsına münhasır.

Suiniyet

S

Kötüniyet

Suje

S

1.fail 2.muhakemede kendine ait bir statüsü bulunan ve diğer bireylerden bağımsız olarak gerçekleştireceği işlemlerle muhakemenin ilerlemesine katkı yapan kimsedir.

Sukut

S

Düşme; düşüş

Sukutu hak müddeti

S

Hak düşürücü süre

Sulh

S

Barış.

Sulta

S

Otorite, baskı

Suni hısımlık

S

Evlatlık ile evlat edinen arasındaki bağdır.

Sureti mahsusa

S

Özel olarak; özellikle; belli amaçla

Sureti mümtaze

S

Öncelikli

Suveri müsaddaka

S

Onanmış örnek

Suç

S

1. törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış. 2. huk. yasalara aykırı davranış, cürüm.

Suç

S

Kanunlar tarafından yanlış veya zararlı olduğu için ceza tehdidiyle yasaklanan ve bazı durumlarda cezalandırılabilen davranıştır.

Suç tasnii

S

Suç uydurma

Suç vasfının değişmesi

S

Suç vasfının değişmesi, savcı tarafından hazırlanan iddianamede şüphelinin yargılanmasını talep ettiği sevk maddelerinin şüpheliye isnat edilen suça uymaması, başka bir deyişle mahkemece suç tipinin farklı bir hukuki nitelemeye tabi tutulmasıdır.

Suça sürüklenen çocuk

S

Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen on sekiz yaşından küçük çocuk.

Suçlu

S

Suç işlemiş kişi, mücrim.

Sâdır olmak

S

Çıkmak

Sâkıt

S

Susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz

Sâlif-üz-zikr

S

Zikri geçen; bildirilen

Sây

S

Emek; çalışma

Sözleşme

S

İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

Sözleşmeden dönme

S

Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.

Sübut

S

Kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkma, gerçekleşme, belgelenme.

Sübut

S

Kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkma, gerçekleşme, belgelenme.

Sübut bulmak

S

(bir suç, durum vb.) belgeyle, delille ortaya konulmak, kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya çıkmak.

Sübuta ermek

S

Gerçekleşmiş eylemin kuşkuya yer olmayacak bir biçimde kanıtlanması, ispat edilmesi.

Sübût

S

Sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama

Süje

S

Süje

Süje

S

Muhakemede kendine ait bir statüsü bulunan ve diğer bireylerden bağımsız olarak gerçekleştireceği işlemlerle muhakemenin ilerlemesine katkı yapan kimsedir

Sükna

S

Oturma yeri; oturulacak yer; konut

Sükna hakkı

S

Bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.

Sülüsân

S

Üçte iki

Sürekli edim

S

Borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim

Süreli icap

S

Bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.

Süresiz icap

S

Kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap

Sürüm

S

1. bir ticaret malının satılır olması, “

Sıhhî

S

Sağlıkla ilgili, sağlığa âit

Sıhri hısım

S

Kan bağı ile değil, kanuni yollarla oluşan hısımlıktır.

Sınai

S

Sanayi ile ilgili, endüstriyel

Sınırlı ehliyetli

S

Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı olmayan kişiler. tam ehliyetli olduğu halde birtakım sebeplerden ehliyeti sınırlandırılmış kişiler. yasal danışmanları olmadan borç altına giremezler.

Sınırlı ehliyetsiz

S

Ayırt etme gücüne sahip, ergin olmayanlar ve kısıtlılardır. ergin olmayanlar veli, vasi olmadan borç altına giremezler. ayrıca vasilerin rızası olsa dahi kefil olamaz, bağış yapamaz, vakıf kuramazlar.

Sıra cetveli

S

Satış tutarının tüm alacaklıların alacağını karşılamaması durumunda düzenlenen çizelgedir.

Taaccüb

T

Şaşkınlıkla karşılama, hayret etme

Taaddi

T

Başkasının hakkında el uzatma.

Taaddüd

T

Birden çok

Taadül

T

Beraberlik, eşitlik

Taaffün

T

Kokuşma, bozulma, çürüme

Taahhüdü ihlal

T

Borclunun haciz zaptında borcu kabul ve ödemeyi taahhud edip, tahhüdünü yerine getirmemesi.

Taahhütname

T

Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

Taakkul

T

Akıl erdirme, zihin yorarak anlama, hatıra getirme

Taalluk

T

Ilişiği olma; asılma; ilgi

Taammüt

T

Bir işi ya da suçu bilerek, tasarlayarak yapma, işleme.

Taayyün

T

Tayin olunma; belli olma; belirme

Taazzuv

T

Uzuvlaşma, bir biçim alma, teşkilâtlanma, organlara ayrılma.

Tabiyet

T

Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

Tabâbet

T

1.doktorluk, hekimlik. 2.hekimlik bilimi, tıp.

Tacir

T

Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

Tadadi

T

Birer birer söylemek, saylamak; örnek olarak sıralamak

Tadil

T

Değiştirme; değişiklik

Tadât

T

Sayma; sayılma; sayım

Tafsil etmek

T

Ayrıntiları ile anlatmak.

Tafsilat

T

Ayrıntılı bir şekilde, detayları da ortaya konulmuş açıklama

Tagayyür

T

Başkalaşma,değişim,yeni bir hal alma

Tagyir

T

Bir şeyi değiştirme, başkalaştırma, aslından saptırma

Tahaddüs

T

Ortaya çıkmak

Tahakkuk

T

Gerçekleşme, meydana gelme, bir şeyin doğruluğunun ortaya çıkması

Tahakküm

T

Hakimiyet ve kontrol altına alma.

Taharri

T

Arama, araştırma

Taharriyat

T

Araştırmalar, aramalar

Tahassul

T

Hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

Tahavvül

T

Değişme; dönme

Tahdidî

T

Sınırlayıcı, tüketici.

Tahdit

T

Sınırlı, belirli bir sayıda ya da çerçeve ile belirtme

Tahdîdât

T

Sınırlamalar; kısıntılar

Tahdîdî

T

Sınırlı, belirtilen sayıda. numerus clausus.

Tahfif

T

Hafifletme; azaltma

Tahkik

T

Soruşturma.

Tahkikat

T

Soruşturma

Tahkim

T

Taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Tahkim

T

Tarafların, aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünü, ya yasal bir zorunluluk ya da anlaşmak suretiyle devlet mahkemeleri yerine, hakem olarak nitelendirilen kişi veya kişilere bırakmalarına denir.

Tahkir

T

Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma

Tahlif

T

Yemin

Tahliye

T

Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

Tahliye taahhütnamesi

T

Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

Tahmil

T

Yükleme

Tahnit

T

Bozulmaması için ölüyü ilaçlama.”

Tahrif

T

Bozmak, aslını değiştirerek yozlaştırmak.

Tahrik

T

Harekete geçirme,kımıldatma

Tahrip

T

Harabetme; yıkma; kırma; bozma

Tahrir

T

Yazım

Tahrirat

T

Resmi bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar

Tahriren

T

Yazılı olarak

Tahsin

T

Beğenme

Tahsis

T

Emrine verme; özgüleme.

Tahsi̇s

T

Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma

Taht

T

Alt; aşağı

Tahtani

T

Binanın alt kısmı

Tahtani fevkani

T

Altlı üstlü

Tahvil

T

Değiştirme; değiştirilme; borç senedi

Tahvilat

T

Tahviller

Tahşiye

T

Çıkıntı yapmak

Takaddüm

T

Önce gelme; önde gelme

Takarrür etmek

T

Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

Takas

T

Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

Takbih

T

Çirkin görme, beğenmeme. kınama

Takibat

T

Kovuşturma

Takriben

T

Tahminen, yaklaşık olarak, aşağı yukarı

Takrir etmek

T

Sağlamlaştırmak

Takrîr

T

Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

Taksim

T

Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

Taksimat

T

Bölüştürmeler; bölümleme

Taksir

T

Iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali

Takyidat

T

Sınırlama, kısıtlama.

Takyit

T

Kısıtlama

Takyit

T

Söz konusu taşınmaz mal üzerinde var olan kısıtlama

Talik

T

1.belli bir zamana bırakma, erteleme.”

Talil

T

Sebep gösterme; illetlendirme, bir şeyi bir illete bağlama.

Talimatname

T

Yönetmelik

Talâk

T

Islâm hukukunda boşanma

Talîmâtnâme

T

Yönetmelik

Tam ehliyetli

T

Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı olmayan fiil ehliyetinin tüm koşullarına sahip kişileri ifade eder.

Tam ehliyetsiz

T

Fiil ehliyeti hiç olmayan kişilerdir. ayırt etme gücünden yoksundur.

Tanik

T

Davacı veya davalı olmadığı hâlde duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.

Tanzim

T

Düzenleme, düzeltme, yoluna koyma

Tanık

T

Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.”

Tapu sicili

T

Taşınmazlar üzerindeki haklarını göstermek üzere devletçe tutulan resmi sicildir.

Tapuyu misil

T

Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

Taraf ehliyeti

T

Hukuk davalarında davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyeti. medeni haklardan yararlanan herkes kural olarak taraf ehliyetine de sahiptir. ancak bunu ya bizzat kullanır ya da kanunî mümessili onun adına bu ehliyeti kullanılır.

Taraf teşkili

T

Taraf oluşturma. davanın taraflarından biri olabilme yeteneği. uluslararası ihtilaflarda müzakerenin taraflarından birisi olma durumu.

Tarafeyn

T

İki taraf.

Tardetmek

T

Kovmak, def etmek, uzaklaştırmak

Tarh

T

Çıkarma, ıtrah etme, bir sayıdan diğerini çıkarma, vergi koyma, kişinin kazancından vergi payı çıkarma, belirleme. çoğulu tarhiyyâtdır; vergi koyma işlemleri.

Tarik

T

Yol; yöntem

Tariki âmm

T

Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;

Tarumar

T

Dağınık. karışık. perişan

Tasaddi

T

Teşebbüs etme, sataşma

Tasallut

T

Musallat olma, saldırma, sarkıntı

Tasarruf

T

Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

Tasarruf etme

T

Kullanma ve yapma harcama, yönetme, bir şeyi sevk ve idare gücü. harcamadan bekletme, biriktirme, tutumlu olma. çoğulu tasarrufâtdır; işlemler, muâmeleler, harcamalar.

Tasdik

T

Doğrulama, onaylama. var olan bir işlemin yetkili resmi veya özel kurum ya da gerçek veya tüzel kişi tarafından onaylanması.

Tasfiye

T

Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenlerle hesapların kesilerek ortada kalan maldan ve paradan alacaklılara paylarına düşen miktarın verilmesi işlemi.

Tasfiye

T

1.katışıksız bir duruma getirme, arıtma, temizleme. 2.bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenlerle hesapların kesilerek ortada kalan maldan ve paradan alacaklılara paylarına düşen miktarın verilmesi işlemi.

Tashih

T

Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

Tasnif

T

Düzen

Tasrih etmek

T

Açıklamak; belirtmek

Tasvib

T

Doğru bulma; uygun görme; onaylama

Tasvip etmek

T

Bir düşüncenin ya da davranışın doğru, uygun, yerinde olduğunu belirtmek, onu uygun bulmak, onamak, onaylamak.

Tatbik

T

Uygulamak

Tatbika medar imza

T

Uygulamaya elverişli imza

Tathir

T

Temizleme

Tavassut

T

Aracılık; ara bulma; aracı olma

Tavazzuh

T

Aydınlanma

Tavik

T

Geciktirme, erteleme

Tavzif

T

Görevlendirme

Tavzih

T

Vâzıh hale getirme, açıklama, bir konuyu anlaşılır hale getirme, çoğulu tavzihâtdır; açıklamalar. hmk md. 455 vd.

Tavzîh

T

Açıklama

Tazammun etmek

T

Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak

Tazminat

T

Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.

Tazyik hapsi

T

Yapılması gereken bir edim yapılmadığında borçlu kişinin onu yapması veya edimi ifası için hapsen tazyikte bulunulurdu. hapse konulma hali ve böylece borcun ödenilmesini sağlama durumu. şimdi bu tür bir yaptırım yoktur. şahitlik veya bilirkişilikten, yemi

Tazyi̇k

T

Baskı, sıkıştırma, zorlama, baskı tatbik etme, darlaştırma. tbmm:, türkiye büyük millet meclisi. 23 nisan 1920’de kurulmuş ve toplanmıştır. türk temsili demokrasisinin yasama organıdır. 1982 anayasasına göre her 5 yılda bir yapılan genel seçimle seçilen 5

Tağyir

T

Başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

Ta’lık

T

Geciktirme; askıda bırakılma

Teadül

T

Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

Teahhur(teehhür)

T

Gecikme; temerrüt

Teamül

T

Bir yerde öteden beri olagelen davranış,hukuksal olarak toplumun örf ve adetlerinin en küçük hali anlamındadır.

Teati

T

Karşılıklı gönderme

Tebaa

T

Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

Tebarüz etmek

T

Belirmek, görünmek.

Tebcil

T

Öğme, medhetme, yüceltme, üstün kılma.

Tebdil

T

Değişme; değiştirilme

Tebeddül

T

Değişiklik

Tebellür

T

Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

Tebellüğ

T

Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

Tebellüğ etmek

T

Kendisine gönderilen resmi bir belgeyi bildirimi imza karşılığı aldığını kabul etmek

Teberru

T

Bağış, hibe, karşılıksız olarak mal bağışı. çoğulu teberruâtdır; bağışlar, yardımlar, hibeler.

Teberru

T

Bir malın karşılıksız olarak verilmesi. mecburiyet olmadığı hâlde birisine bir malı vermek.

Tebeyyün

T

Ortaya çıkmak

Tebeyyün etmek

T

Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

Tebligat

T

Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

Tebliğ

T

Bildirmek haber vermek

Tebli̇ğ

T

Bildirme, duyurma, anlatma, yazılı bir emri, mahkeme yazısını ilgili şahsa teslim etme, imzasını alma. çoğulu tebliğâtdır; duyurular, anlatmalar.

Tebâdür

T

Akla gelme; hatırlanma

Tebârüz ettirme

T

Belirtme; ortaya koyma

Tecavüz

T

1.ötesine geçme, sınırı aşma 2.saldırı

Tecdit

T

Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

Tecelli

T

Belirmek, ortaya çıkmak, görünmek; belirti, görüntü

Tecessüm

T

Boyut kazanma, cisimlenme

Tecezzi

T

Parçalara ayrılma, ayrılma, bölünme

Tecezzî

T

Bölünme; doğranma

Tecil

T

Erteleme.

Tecrit

T

Bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayıdır. i̇lişkide bulunduğu topluluktan çıkarmak, sosyal ekonomik ve kültürel olarak yalnızlığa terk etme halidir.

Tecvîz

T

Ceza verme; caiz görme

Tecziye

T

Cezalandırmak

Teczi̇ye

T

Cezalandırma; ceza verme.

Tedabir

T

Tedbirler önlemler

Tedarik

T

Sağlama; temin etme

Tedavül

T

Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

Tedbir

T

Tedbir, tedebbür: bir işin iyi ve sıhhatli olması için arkasını, önünü gözeterek takdir ve idare etmektir. bütün evreni yönetmek, her işi evirip çevirmek. tabii düzenini ayakta tutmak, kanunların işlemesini sağlamak.

Tedenni

T

Gerileme, gerilemek, düşme.

Tedhiş

T

Yıldırı, terör, terörize etme, şiddet içerikli korku yayma

Tedip hakkı

T

Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak

Tediye

T

Ödeme; bir borcun ödenmesi

Tedricen

T

Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

Tedvin

T

Derleme

Tedviren

T

Vekaleten

Tedvîn

T

Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

Teehhür

T

Gecikme; sonraya kalma

Teemmül

T

Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

Teessüs

T

Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

Tefehhüm

T

Anlamak; akıl erdirmek

Tefekkür

T

Düşünme,fikretme,akıl erdirme;bir konuda kişinin kendi kendine değerlendirmede bulunması.

Teferruat

T

Ayrıntı, geleneklere göre bir malın daha iyi ve daha verimli kullanılmasında yararı olan, asıl mala sıkı sıkıya bağlı bulunmayan, az bir masraf ve hasar ile asıl maldan ayrılabilen mallara mk. da teferruât denilir. bir dairedeki asılı levhalar, avizeler,

Teferruğ

T

Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

Teffi taauf

T

Anlaşılır ve tarif edilir

Teffiz

T

Bkz. tefvîz

Tefhim

T

Verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

Tefhim

T

Mahkeme tarafından verilen kararın, duruşmadan hazır bulunan tarafa veya taraflara hakim tarafından sözle bildirilmesi.

Tefrik

T

Ayırma

Tefrit

T

Herhangi bir konuda geride kalma , yeterli olmama durumu ‘ dur.

Tefrişat

T

Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

Tefvîz

T

Ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

Tegayyür

T

Değişmek, başka bir hale geçmek

Tehir

T

Erteleme

Tehir erteleme

T

Ara verme

Tehir i icra

T

Yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen alacağın tahsiline dair kararı temyiz eden borclu tarafın , icra işlemlerinin durdurulması için yargıtay’dan talep etmesi mümkün olan; karşılığında tüm dosya alacağını icra veznesine teminat olarak yatırmayı gerektiren , teminat bedeli icra dosyasına yatırıldığı vakit yerel mahkeme kararı gelinceye kadar icra işlemlerini durduran karar.

Tehir-i icra

T

Icranın geriye bırakılması

Tehir-i i̇cra

T

İcranın geri bırakılması

Tehiri i̇cra

T

İcranın geri bırakılması

Tehlikeli hükümlü

T

Işlediği suçun nitelik ve icra şekli göz önüne alındığında toplum için ciddi bir tehlike oluşturan ve cezaevi güvenlik ve nizamını ihlal edebileceği yönünde kuvvetli delil bulunan hükümlüdür.

Tehâlüf

T

Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

Tek taraflı irade beyanı

T

Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

Tekabül

T

Karşılamak,karşılıklı kabulleniş, takasta bulunma.

Tekabül etmek

T

Karşılamak; karşılık olmak

Tekamül

T

1.olgunlaşma, olgunluk. 2. gelişim, gelişme, evrim.

Tekaüd

T

Emeklilik

Tekaüd

T

Emeklilik

Tekdir

T

Azarlama, paylama

Tekeffül

T

Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

Tekellüf

T

Külfetli iş yapma, birisine yük yükleme, sıkıntı verme. yapmacıktan iş yapma.

Tekemmül

T

Tamamlanma; olgunlaşma

Tekerrür

T

Tekrarlama, tekrar etme. bir kimsenin bir suçu işleyip hakkında hüküm verildikten sonra yeni bir suç işlemesi durumu. mükerrirlik hali. tck md: 29.

Tekevvün etme

T

Yaratılma; meydana gelme

Tekid

T

Pekiştirme, üsteleme. önceden yazılan bir yazının peşine ikinci defa bir yazı daha gönderme. güçlendirme.

Tekit

T

Belirli süre zarfında cevap alınamaması halinde tekrar yazı yazarak cevap istenmesi .

Teknokrat

T

1.yönetimde ve ekonomide uzmanlığı nedeniyle devlet yönetiminde söz sahibi bulunan, uzmanlığı kuramdan çok tekniğe, uygulamaya dayanan, ekonomik ve yönetimsel düzeneklerin işletiminde insan öğesini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan üst düzey devlet görevlisi.

Teksif

T

Kesâfet arz etme, yoğunlaştırma, bir noktada dikkat toplama, sıkıştırma.

Tekzib

T

Yalanlama, kizbetme, asılsız bir haber üzerine bunu düzeltmek için basın kanununa göre ilgili kişinin mahkeme kararıl ile basın aracına gönderdiği düzeltme yazısı, yalanlama yazısı. i̇lgili kişinin bu hakkı kullanmasına tekzib hakkı denir ki, asılsız haber

Tekâsül

T

Üşenmek. gevşeklik. i̇htimamsız davranmak. tembellik.

Tekâyüd

T

Birbirine hile yapma

Telahuk

T

Lühûk etme, bitişme, peşinden bir şeye yetişip ona katılma, eklenme. birbirine katılma. sonraki bütçenin öncekine katılması veya genel bütçeye yan bazı bütçelerin katılmasına da mülhak bütçe denilmektedir.

Telakki

T

Anlayış, görüş

Telemmu

T

Pırıldama, ışıldama

Telhis

T

Hülâsa etme, kısaltma, özetleme.

Telhîs

T

Hülasa etme; özetleme; özet

Telif

T

Yazma; uzlaştırma

Telif hakları

T

Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

Telvis etmek

T

Kirletmek

Telâfi

T

Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

Telâhuk

T

Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

Temadi

T

Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

Temayül

T

Taninma, mezi̇yetleri̇yle taninir olma, üstün gelme, şöhrete erme.

Temdid

T

Uzatma, medîd hale getirme. kanunlarda tanınan sürenin bir kısım makamlarca, hâkimce vb. lerince bir daha uzatılması durumu. pas. k md. 13.

Temdit

T

Uzatma,devam ettirme

Temellük

T

Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

Temerrüd

T

Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

Temerrüt

T

Direnme, inad etme, meredleşme, meredlik gösterme. alacaklının alacağını teslimde ve borçlunun da borcunu ifada inadına direnmesi, geciktirmeye sebebiyet vermesi. bk md. 90, 95. borsa’da yapılan işlemler sonucunda, taahhütlerin gerektirdiği ödeme veya men

Temerrüt faizi

T

Temerrüte düşen borçlunun borcun muaccel olması anından borcun ifasina kadar geçen zamandaki faiz.

Temettü

T

Kâr; kazanç payı; yarar

Temevvüç

T

Dalgalanmak, çalkalanmak.

Temhir

T

Mühürleme

Teminat

T

Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

Teminat akçesi

T

Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

Temlik

T

Devir, alacağın bir başkasına devri, mülkiyetinin geçirilmesi. alacağın devredilmesi. bk md. 165.

Temlikname

T

Bir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge

Temsilci

T

Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.

Temyiz

T

İyiyi kötüden; hayrı, şerden ayırt edebilme yeteneği, akıl gücü. i̇lk derece mahkemelerince verilen yargı kararlarının esas ve usûl açısından denetime tabi tutulduğu üst derece mahkemesi. bu denetim isteme işine de temyiz işlemi denilir. cmk md. 305, 326.

Temyiz kudreti

T

İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

Temyizen

T

Temyiz suretiyle. temyiz yoluyla.

Temşiyet

T

Meşiyet, dileme, icrada bulunma, yürüme ve yürütme.

Tenakus

T

Eksikleştirme, azaltma: iki kişinin verecekleri şeylerde karşılıklı olarak azaltmaları, noksanlaştırmaları.

Tenakuz

T

Çelişme, çelişki, tutmazlık

Tenasüb

T

Uygunluk, orantı.

Tenbih

T

Uyarma; uyarı

Tenezzül

T

Inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

Tenfiz

T

İnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme, bir şeyi geçerli kılma.

Tenfi̇z

T

İnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme. bir şeyi geçerli kılma.

Tenkis

T

Indirme; azaltma; eksiltme

Tenmiye

T

Nemalandırma; artırma; işletme

Tensip

T

Uygun görme

Tensip zaptı

T

Açılmış olan davaya ilişkin olarak, davayı incelemekte olan mahkeme tarafından yürütülecek olan inceleme faaliyetlerine ilişkin saptama ve hükümleri barındıran, bir çeşit yol haritasıdır.

Tensip zaptı

T

Davanın açıldığı mahkemenin ilk duruşmadan önce, duruşmaya kadar yapılacak iş ve işlemleri belirlemek için tuttuğu bir tutanaktır.

Tenvîrât

T

Aydınlatma; ışıklandırma

Tenzih

T

Ayrı tutmak

Tenzil

T

Indirtme; azaltma

Tenzilat

T

İndirim.

Tenâküz

T

Çelişki

Terahi

T

Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz. savcının yasada yazılı yetkilerine dayanarak, tüze işlerinden dolayı kendilerinden bir işin yapılmasını istediği devlet görevlilerinin, işten kaçınmaları ve görevlilerin görevlerini yapmakta olumsuz davranmaları.

Teraküm

T

Birikme, yığılma

Tercihe şayan

T

Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

Terditli

T

Kademeli

Tereke

T

Ölen kimseden, geride bıraktığı mirasçılarına kalan mal, ölenin terkettiği, sağlara bıraktığı mal.

Tereke (terike)

T

Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

Terekküp etmek

T

Oluşmak

Teressübât

T

Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

Terettüp etmek

T

Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

Terhin

T

Rehin olarak verme; emanet bırakma

Terkin

T

Boyama, çizme, bozma, bir kaydın çizilmesi. tapu kaydının düşürülmesi. bir kimse üzerinde görülen bir taşınmazın bu durumunun sona erdirilmesi. bir şeyin parçası ve temel rüknü haline getirme. asıl unsur yapma. mk md. 933, 935.

Terkin

T

Bir alacağın tahsil edilmesinin olanaksız olması nedeniyle,bu alacağın,idârî bir kararla düşürülüp,idârenin alacak defterinden çıkarılmasıdır.

Terkip

T

Birleştirmek, bir araya getirmek.

Termim

T

Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme

Termin

T

Belirli zaman, randevu

Tersim

T

Resmetmek, bir şeyin çizgilerle şeklini çizmek, çizgilerle ortaya koyup anlatmak.

Tersîmât

T

Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

Tertip

T

Sıra; düzen; düzenleme

Terviç

T

Bir düşünceyi tutma, destekleme

Terâküm

T

Birikme; biriktirme

Tescil

T

Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

Tesellüm

T

Teslim alma

Teselsul karinesi

T

Iki veya daha fazla kişi ticari işlerde borç altına girmiş ise , borcun tamamından her birinin sorumlu olma hali

Teselsül

T

Birden çok kimsenin alacaklıya karşı aynı borcun tamamını yükümlenmelerine veya birden çok alacaklının tek bir borcu istemeye hakkı olduğunu gösteren durum;dayanışma zincirleme. zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. silsile peyda etme man: bak: del

Teselsül karinesi

T

Birden çok kişinin ticari sayılan bir iş dolayısıyla bir kimseye karşı borçlanmaları halinde bunlar arasında var olduğu kabul edilen zincirleme sorumluluktur. bu borçluların her biri söz konusu borçtan dolayı müteselsilen sorumlu olurlar.

Tesmiye

T

Ad koyma; isimlendirme; belirleme

Tesviye

T

Sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

Tesâhub

T

Sahip çıkma; koruma

Tetkikat

T

İncelemek, araştırmak

Tevakkuf

T

Bağlı olma; durma

Tevali

T

1. arası kesilmeksizin sürme. 2. art arda gelme, ardı arası kesilmeme, sürüp gitme.

Tevali etmek

T

Arkası gelmek, sürüp gitmek.

Tevarüs

T

Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

Tevcih

T

Yöneltme,aşama, makam, mevki verme, terfi ettirme.

Tevdi etmek

T

Vermek; bırakmak; sunmak

Tevdi etmek

T

Vermek, bırakmak, sunmak

Tevdi̇

T

Bırakmak, vedia olarak bir yere emânet etme.

Teveccüh

T

Yönelme; yakınlık duyma; sevgi

Tevellüt

T

Doğum; doğma

Tevellüt

T

Doğum tarihi

Tevellüt

T

Doğma, doğum

Tevessül etmek

T

Başvurmak; kalkışmak; girişmek

Tevfik

T

Uydurma; uygunlaştırma

Tevfikan

T

Uygun olarak, uygun biçimde.

Tevhid

T

Birleme, tekleme, vahdetleme, allah’ı tek olarak kabul etme. i̇slâm’ın temel amacı allah’ı birlemek ve ona öylece inanmak, şirke sapmamaktır.

Tevhit

T

Birleştirme

Tevil

T

Bir kâpalı sözü yorumlama, bir başka anlam katma, amacı dışında farklı biçimde yorumlama.

Tevil yollu i̇krar

T

Kaçamaklı ikrar; şüpheli veya sanığın suçlama konusu vakıanın kendisi tarafından işlendiğini dolaylı bir şekilde kabul etmesidir.

Tevkif

T

Tutma, bekletme, bir yerde tutma. çoğulu tevkifâtdır; tutuklamalar kitle halinde içeri sokma. para alacaklılarının istihkâklarında yapılan kesintiler, içeride tutulan paralar. cmk md. 104.

Tevkif müzekkeresi

T

Tutuklama müzekkeresi. bu müzekkere hâkim tarafından kesilir, üzerinde sanığın kim olduğu, işlediği .:uç ve tutuklama sebebleri ayrıntılı şekilde yazılır. cmk md. 106 vd.

Tevkifat

T

1. para konusunda kesintiler. 2.tutuklamalar (hukuk)

Tevkifhane

T

Tutukevi

Tevkil

T

Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

Tevlit etmek

T

Doğurmak

Tevliyet

T

Vakfın işlerini yönetmek

Tevliyet davası

T

Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

Tevsi

T

Genişletme, yayma, vüsatini sağlama. çoğulu tevsîâtdır; genişletme işleri.

Tevsîk

T

Belgelendirme

Tevsî’

T

Genişleme

Tevzi

T

Dağıtma

Tevziat

T

Dağıtmalar,üleştirmeler

Teyakkun

T

İyiden iyiye araştırıp şüphesiz tam olarak bilmek.

Teyide muhtaç

T

Henüz doğrulanmamış

Teyit

T

Destekleme, güçlendirme, tasdik etme.

Tezad

T

Zıdlık gösterme, iki şeyin çelişki arzetmesi.

Tezahür etme

T

Belirme, görünme, ortaya çıkma

Tezkere-i sâmiyye

T

Sadrazamlık makamından yazılan tezkere

Tezkiye

T

Temize çıkarma, aklama.

Tezyid

T

Artırma, miktarca çoğalma, ziyadeleşme

Tezyif

T

Değersiz olarak gösterme, aşağılama.

Tezyinat

T

Süslemeler

Tezâyüd

T

Artış; çoğalma

Teâmül

T

Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

Teşbih

T

Benzetmek

Teşdid

T

Şiddetlendirme, ağırlaştırma, bir suçun cezasının bazı nedenlerle ağırlaştırılması ve aktarılması. bunun sebebleri ne de teşdîd sebebleri denilir. meselâ taammüden adam öldürme, kamu malını çalma, küçüklere laf atma vs. gibi.

Teşdiden

T

Cezada alt sınırdan ayrılarak üst hadden ceza verme

Teşdit

T

Makul orandan arttırma, şiddet, şiddetini arttırma, güç verme

Teşebbüs

T

Girişim, girişme.

Teşevvüş

T

Karışıklık; kargaşalık

Teşhir

T

Gösterme,sergileme

Teşhis

T

Şahıslandırma, tanıma, bir kimseyi tanıma suretiyle kim olduğunu ortaya koyma, belirleme.

Teşkilat-ı esasi

T

Anayasa

Teşmil

T

Kapsamına alma; yayma

Teşri

T

Yasama

Teşrii

T

Yasama faaliyeti, kanun yapma, kanun koyma işi. laik hukukta bu yetki ya halkın temsilcilerinindir ya da baştaki yöneten az bir grubundur. i̇slâm hukukunda ise temelde allah’ındır. hakikî şâri o’dur. hz. peygamber mecâzî anlamda şâridir. bu faaliyett

Teşrik

T

Yaptığı bir işe ortak almak.

Teşviş

T

Karma karışık yapma, iyiyi kötüye katma, zihnin karışık bir durum alması.

Te’villi ikrar

T

Yoruma müsâid ikrar. sanığın ikrarının yoruma müsaid olması durumunda yargıtay bunu kabul etmemektedir.

Tilâvet

T

Kuran’ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma.

Toplu iş sözleşmesi

T

Işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

Trampa

T

Değişim

Tröst

T

Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların pay belgitlerinin bir ortaklıkça elde edilmesi ve yönetimlerinin bu ortaklığı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci anamalcılığa özgü bir ortaklıklar birlik

Tutanak

T

Zabıt, zabıtnâme. bir toplantı ve duruşma ile sorgulama sonunda düzenlenen resmî nitelikli tutanak.

Tutuklama

T

Tevkif, ceza muhakemesinde kişiyi koruyucu ve önleyici bir tedbirdir. cmk md. 104 vd. nda yer alan ve adresi belli olmayan, ağır cezalı bir suçun sanığı olan, delilleri yok etme gibi ihtimallerin bulunması durumunda hâkimce alınan önlem. hürriyeti kısıtla

Tutuklu

T

Mevkûf, tutuklama kararı verilen.

Târik

T

Terkeden; bırakan

Töhmet

T

Birine isnat olunan suç; işlenildiği sanılan, fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama.

Törebilim

T

Iyi, kötü, yarar gibi sorunları inceleyen, töresel bir davranış yasası geliştiren, ahlak ve onun ilkeleriyle uğraşan felsefe kolu.

Tüze

T

Hukuk. doğrunun, hakkın korunması

Tüzel

T

Hukuki, hukuksal

Tüzel kişi

T

Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

Tüzük

T

Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve danıştayın incelemesinden geçirtilerek bakanlar kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.

Uhde

U

Görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

Uhdesinde

U

Üzerinde; sorumluluğunda

Ukubat

U

İslâm ceza hukuku

Ukud

U

Karşılıklı anlaşılan şeyler, şartlar, sözleşme

Ulak

U

Haberci; haber götürücü

Umran

U

Bayındır

Umranî

U

Bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

Umur

U

Işler

Urup

U

Arşının sekizde biri

Usul

U

Şekle ilişkin.

Usuli müktesep hak

U

Usuli kazanılmış hak, görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denilmektedir.

Usül

U

Bir kimsenin kendisinden geriye doğru kan bağı olan kimseler, ana, baba, dedeleri ve nineleri., yukarıya doğru devam eden üst soy hısımlar

Uyarma

U

İkaz, ikaz etme, dikkatini çekme. bir tür idârî disiplin cezasıdır

Uygulama imar plânı

U

Onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak u

Uyrukluk

U

Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

Uyuşmazlık

U

İki tarafın bir konu üzerinde farklı görüşlere sahip olmasından ortaya çıkan anlaşmazlık.

Uzatılmış mal ortaklığı

U

Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

Uzlaşma

U

Anlaşma, bir ihtilafın sona erdirilmesi, sulhlaşma, sulh olma.

Vabeste

V

Bağlı

Vacibürriaye

V

Bağlayıcı, riayet edilmesi (uyulması) zorunlu

Vade

V

Belirlenen süre, borcun ödeme zamanı, ifa zamanı. ecel, ölüm, ölüm olayı.

Vaid

V

İleride gerçekleştirilecek bir şeye dair söz vermek

Vakar

V

Ağırbaşlılık,kişinin bulunduğu makamına uygun bir ciddiyet göstermesi.

Vakf

V

Tecvidde, durmak ve durdurmak mânalarına gelerek, nefesle beraber sesin kesilmesine denir. yâni: kur’an-ı kerimi tilâvet ederken herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme halidir

Vakfiye

V

Vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge

Vaki (vâki)

V

Bir şeyi ıslah edip düzene sokmak, himaye etmek, bir şeyi korumak, görüp gözetmek

Vakıa

V

Olay, gerçek, olgu. vuku’: düşüş. başa gelen, çatan büyük iş.

Vakıf

V

Tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi

Vakıf senedi

V

Vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yerinin yazılı olduğu belge.

Valör

V

Bankacılıkta, faizin fiili olarak hesabına esas alınan tarihe valör denir. bankadan çekilen para için aynı günün, yatırılan para için tahsil edilen tarihi izleyen ilk iş günü valör olarak kabul edelir.

Varaka

V

Belge; yazılı kağıt

Varant

V

Rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet

Vareste

V

Kurtulma, kurtulan, yoksun tutma, ilişiğinin kalmaması. mahkemedeki duruşmalara gelme mecburiyetinin kalmaması.

Vari̇t

V

Gelen, bir yere ulaşan, meydana gelen, ortaya çıkan.

Varîd

V

Gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan

Vasi

V

Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.

Vasiyet

V

Kişinin sağlığında tek taraflı irade açıklaması ile yaptığı ölüme bağlı tasarruf

Vasıl olmak

V

Ulaşmak, erişmek

Vatandaşlık

V

Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.

Vaveyla

V

Çığlık , feryat, bağırış

Vaziyet

V

Durum; hal

Vazıyed etme

V

Bir şeye veya bir işe el koyma

Vazıülyed

V

1.bir şeye veya bir işe el koyan kimse. 2.bir şeyi elinde bulunduran kimse.

Vaz’

V

Koyma; konulma (yürürlüğe koyma)

Vecîbe

V

Borç

Veda

V

Ayrılma, allah’a ısmarladık deme, bırakma, sonverme.

Vedia

V

Saklama

Vedia

V

Bir kimseye, bir şeyin korunması ve gereğinde geri verilmesi için bırakılan eşya, emanet.

Vefa hakkı

V

Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak

Vehle

V

Öncesi; baş tarafı; dakika; an

Vehle-i ûlâ

V

Ilk başlangıç; birdenbire

Vekalet sözleşmesi

V

Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.

Vekaletname

V

Vekil bırakanın vekiline yazılı olarak verdiği temsil belgesi. genelde noterlerce düzenlenen ve hangi konularda ne şekilde müvekkili temsil edeceğini gösteren yazılı belge.

Vekil

V

Nâzır, bakan. bir kimseyi vekâlet sözleşmesi ile temsil eden. başkası nam ve hesabına hareket eden ve bir kısım işler yapan.

Vekâlet

V

Vekillikte bulunma, birisini temsil etme. başkası nâm ve hesabına bir sözleşmeyle temsil eden kimse. bakanlık, nâzırlık, icra organında görev alan ve belli işleri yürüten kişinin makamı. bk md. 386 vd.

Velayet

V

Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.

Veled

V

Çocuk, erkek veya kız çocuğu için kullanılır. halk arasında çoğu kez erkek çocuğu içindir.

Velev

V

Olsa bile; hatta; ister; isterse

Veli

V

Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.

Veraset

V

Mirasçı olma, soya çekim, bir kimsenin kendi atasına çekmesi.

Veraset ilamı

V

Ölen bir kimsenin mallarına kimlerin ne miktar ve ne nisbetle mirasçı olacağını gösteren mahkeme kararı.

Veraset ve intikal vergisi

V

Ölenin vârislerine kalan mal ve paradan alınan vergi

Verese

V

Mirasçılar

Vergi mükellefi

V

Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.

Vergi sorumlusu

V

Verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.

Vergi tarhı

V

Vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.

Vergi ziyai

V

Mükellef veya sorumlu tarafından görevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, verginin hiç tahakkuk etmemesi, zamanında tahakkuk etmemesi, eksik tahakkuk etmesi veya verginin haksız yere geri ödenmesine neden olunmasıdır.

Vergi ziyaı

V

Vergi kaybı. vergi mükelleflerinin, işlemlerde yaptıkları eksiklikler ve gecikmeler sebebiyle vergi kaybına neden olması, vergi kaçırmaya girişmesi.

Vergide adalet ilkesi

V

Herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır

Vergide usulsüzlük

V

Vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir.

Verginin i̇darece tarhı

V

Mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemiyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.

Verginin tahakkuku

V

Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.

Verginin tahsili

V

Kanuna uygun surette ödenmesidir.

Vesait

V

Vasıtalar; araçlar

Vesayet

V

Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.

Veto

V

Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. reddetme

Vezaif

V

Vazifeler

Vezâif

V

Vazifeler; görevler

Veçhe

V

Yön, taraf

Veçhile

V

(bu) yönden; böylece; uyarınca

Vicahi

V

Yüz yüze olan veya yapılan

Vicahî

V

Yüze karşı; tarafın yüzüne karşı

Victimiloji

V

Mağduroloji, suçları mağdurun bakış açısından inceleyen, kriminoloji içindeki disiplindir.

Vikaye

V

Koruma

Voli

V

Balıkçının bir yere, denize balık ağı sermesi. buraları kamunun ortak yerleridir. balık ağının serpildiği yerler. kısa yoldan kâr ve kazanç sağlama.

Vuku bulmak

V

Olmak; oluşmak; meydana gelmek

Vukuat-ı mahal

V

Olay yeri

Vuzuha kavuşmak

V

Açıklığa kavuşmak

Vâki̇

V

Vuku bulan,olan,olmuş.

Vâridât

V

Gelirler; devlet(kamu)gelirleri

Vâris

V

Mirasçı

Vücut bulmak

V

Doğmak; yapılmış olma

Vürud

V

Vârid olma, gelme, bir evrakın varması gereken yere ulaşması, gelmesi

Yabancı

Y

Bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.

Yafta

Y

Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası

Yalamuk

Y

Çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk

Yalan

Y

Gerçek olmayan uydurma söz

Yan soy hısımlığı

Y

Biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelenlerdir. kardeş, dayı, amca, hala vs. yarı soy hısımlarıdır.

Yandal

Y

Yandal eğitim, üniversitenin bir lisans programına kayıtlı olan bir öğrencinin, bilgisini artırmak amacıyla ikinci bir lisans programından ders almasıdır.

Yapı

Y

Imar hukukunda karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler

Yapı alacaklısı ipoteği

Y

Bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni

Yapı kullanma izni

Y

Iskân belgesi

Yapı malikinin sorumluluğu

Y

Bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması

Yapı ruhsatı

Y

Inşaat izni; inşaat ruhsatı

Yargitay

Y

Temyiz mahkemesi, bir üst derece mahkemesidir. hukuk ve ceza mahkemelerinden verilen kararların denetim mercii. hukuk ve cezâ dairelerinden oluşur. her daire bir başkan ve en az dört üyeden ibârettir. askerî ceza yargısında ise bu mahkeme askerî yargıtay

Yargı

Y

Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

Yargıç

Y

Hakim

Yayla

Y

Çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer

Yaylak

Y

Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak

Yayım

Y

Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.yayma işi.

Yayın

Y

Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat

Yazanak

Y

Rapor

Yed

Y

El ;elinde bulundurma

Yed-i emin

Y

Uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

Yediemin

Y

Uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

Yedinde olmak

Y

Tasarruf etme yetkisinde olmak

Yed’i istirdat

Y

Mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek

Yeknesak

Y

Her tarafi düz, tek düze, bi̇r i̇hti̇laf ve pürüz bulunmayan yapi tek düzen, bi̇r parça hali̇nde olup karişik olmayan.

Yekûn

Y

Toplam

Yeni arazi teşekkülü

Y

Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.

Yeniden değerleme

Y

Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.

Yerindelik denetimi

Y

Üst bir birimin altta bulunan bir birimin yapmış olduğu eylem ve işlemlerin yerinde olup olmadığına karar vermesidir.

Yerleşme alanı

Y

Imar plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü

Yetkinlik belgesi

Y

Ruhsat

Yeşil alan

Y

Şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan

Yokluk

Y

Keen-lem-yekûn, sanki hiç olmamış. mutlak butlan. bir çeşit yaptırım türüdür. emredici kurallara uymama durumunda bir kısım işlemlerin geçerli kabul edilmemesi. meselâ resmî nikâhla evlenmeme, tapulu gayrı menkûlün el senediyle satışı gibi.

Yönetim planı

Y

Kat mülkiyeti kanunu’na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme

Yönetmelik

Y

Anayasanın 123. maddesinde tarif edildiği şekliyle; cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda, kanunlara ve cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.

Yürürlük

Y

Mer’iyet, tatbikâta girme. bir kanunun yayımından sonra pratiğe konulması. bu da ya belirtilen tarihte olur ya da yayımından 45 gün sonra.

Zabit kâti̇bi̇

Z

Mahkemelerde duruşma zabıtlarını tutmak ve öteki yazı işlerini yürütmekle görevli adliye memuru.

Zabıt defteri

Z

Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.

Zabıt katibi

Z

Adliyelerde, mahkemelerde veya diğer yargı kurumlarında çalışan bir kamu görevlisidir. temel görevi, duruşma salonunda yapılan konuşmaları ve alınan kararları yazmak, tutanakları düzenlemek, evrakları takip etmek ve diğer yazılı işleri yerine getirmektir.

Zabıtname

Z

Tutanak

Zahir

Z

Açık

Zail

Z

Zeval bulma; bitme

Zaman-i rücu

Z

Cayma akçesi, pismanlik akçesi; sözlesenlerden birinin sözlesmeden caymasi halinde diger tarafin alikoyma hakkina sahip oldugu miktar

Zamanaşımı

Z

Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.

Zamin

Z

Bir şeyi tazmin eden; kefil

Zanlı

Z

Sanık, şüpheli

Zannetmek

Z

Sanmak, tahmini bilgilere dayalı olan görüşler.

Zarar-ı has

Z

Genel zarar

Zaruret

Z

Gereklilik, zorunluluk, sıkıntı

Zaviye

Z

Köşe, anlayış, görüş, bakış açısı

Zayi

Z

Kayip, yi̇ti̇k. çoğulu zâyi̇âtdir. yi̇ti̇kler, yok olanlar, kaybolanlar ‘

Zecri

Z

Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan

Zecrî

Z

Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan

Zeval

Z

Son; bitim; nihayet; yok olma

Zevciyyet

Z

Kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik

Zevâid (zevait)

Z

Vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan

Zeyil name

Z

Ek yazı, bir belgenin eki ve açıklaması niteliğindeki yazı.

Zihni kayıt

Z

Bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması

Zikretmek

Z

Anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek

Zillet

Z

Hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma.

Zillyetlik

Z

Sahibi olsun ya da olmasın, bir malı elinde bulunduran veya kullanan kişi.

Zilyedlik

Z

Bir şey üzerindeki fiili hakimiyet.

Zilyet

Z

Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen

Zilyetlik

Z

Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.

Zimmet

Z

Temellük mal edinme. kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya. bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para. bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü

Zina

Z

Zina bekar biri i̇le veya evli biri i̇le girilen i̇lişki.

Zinhar

Z

Sakın, asla

Zinhâr

Z

Sakın,asla

Ziyade

Z

Fazla; çok; aşırı

Zuhulen

Z

Sehven, yanlışlıkla, hata sonucu

Zuhur

Z

Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma.

Zuhur etmek

Z

Ortaya çıkmak; doğmak

Zâhire

Z

Yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat

Zâhirî

Z

Görünen; görünüşte

Zürriyet

Z

Bireyin neslinden gelenler

Zımnen

Z

Üstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak

Zımni

Z

Açıktan olmayarak, dolaylı anlatım.

Zımnî

Z

Üstü kapalı; açık olmayan

Zımnında

Z

Dolayısıyla; için; olarak

Zıya

Z

Kaybolma, yok olma, bir şeyin elden çıkması

Âdab

Â

Edeb’in çoğuludur. terbiye, güzel ahlak, iyi davranış. usul, erkan, tarz

Âdi kefalet

Â

Borçlar kanununda esas olan adi kefalet sözleşmeleridir. adi kefalet sözleşmelerinde esas olan, alacaklının öncelikle esas borçluya takip yapmasıdır. bu takip sonucunda borcun karşılığı alınamazsa kefile gidilmektedir.

Âhir

Â

Son; sondaki; en son; en sondaki

Âkideyn

Â

Her akitte akdi yapan iki taraf

Âkidîn

Â

Sözleşenler; sözleşme yapanlar

Âkit

Â

Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan

Âlemsümul

Â

Dünya çağında

Âlicenab

Â

Yüksek ahlaklı

Âlikadr

Â

Kıymeti yüksek

Âlude

Â

Bulaşmış, karışmış

Âlâm

Â

Elemler, kederler, üzüntüler

Âmil

Â

Yapan; etken; etmen; sebep; faktör

Âmir

Â

Emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten

Âmm

Â

Genel; umumi; herkese ait

Âmme hükmî şahsiyeti

Â

Kamu tüzel kişiliği

Ânif’ül-beyan

Â

Az önce beyan olunan, bildirilen

Âra

Â

Reyler; oylar

Âri

Â

Boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz

Ârif

Â

Anlayışlı, sezgili

Âriyet

Â

Ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi

Âriyeten

Â

Emaneten

Âtî

Â

Gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal

Âzâ

Â

Uzuvlar; üyeler; organlar

Âzâde

Â

Serbest; hür; özgür

Çarter sözleşmesi

Ç

Eğer navlun sözleşmesinde eşyanın taşınması için geminin veya uçağın tamamı veya bir kısmı, yani yer tahsis edilmişse bu durumda çarter sözleşmesi söz konusudur.

Çek

Ç

Ödeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi

Çetrefil

Ç

Karışık

Çifte standart

Ç

Kişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama

Îrâd

Î

Gelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme

Öjenik

Ö

Genetik olarak insan ırkının ıslahı bilimi

Ölüm karinesi

Ö

Kişinin ölümüne kesin gözle bakılacak şekilde kaybolmasıdır.

Ölüme bağlı tasarruf

Ö

Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.

Ölünceye kadar bakma akdi

Ö

Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.

Öndelik

Ö

Avans

Önel

Ö

Süre

Önel

Ö

-iş sözleşmesine göre işçinin işten çıkarılması durumunda tanınan belirli süre -bir işin bitirilmesi için tanınan ek süre.

Örtülü boşluk

Ö

Somut olaya uygulanacak hükmün, yasada yer almasına rağmen, yeterli biçimde arz olunmamasıdır.

Özel haklar

Ö

Şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.

Özel hukuk

Ö

Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.

Özelge (mukteza)

Ö

Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı. mükelleflerin vergi durumları ve uygulanması bakımından tereddüde düştükleri hususlar hakkında bilgi istemeleri üzerine kendilerine yetkili makamlarca yazılı olarak verilen görüşlerdir.

Özgülemek

Ö

Bir şey veya bir yeri birine,bir şeye ayırmak,vermek, hasretmek, tahsis etmek.

Ücret-i vekalet

Ü

Emeği karşılığı avukata ödenen vekalet ücreti.

Üst hakkı

Ü

Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.

Üst soy- alt soy kan hısımlığı

Ü

Ebeveyn- çocuk ilişkisine bağlı hısımlıktır. anne, baba üst soy iken, çocuk ve torun alt soydur.

Üçüncü şahıs

Ü

Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

Şagil

Ş

Meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan

Şahadetname

Ş

Bir eylemin yapıldığını, bir durumu gösteren ve yetkililerce verilmiş olan onaylı belge.

Şahbender

Ş

Konsolos

Şahit

Ş

Tanık

Şahsi cezasızlık sebepleri

Ş

Suçun işlendiği sırada var olan ve failin cezalandırılmasına mani olan şahsa bağlı sebeplerdir.

Şahsi edim

Ş

Borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü

Şahsi haklar

Ş

Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.

Şahsiyet hakları

Ş

Şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.

Şahsı âhar (âher)

Ş

Başkası; üçüncü kişi

Şahâdet

Ş

Tanıklık

Şamil

Ş

Içine alan; kapsayan; çevreleyen

Şantiye

Ş

1. yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer.

Şark

Ş

Doğu

Şartname

Ş

Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin düzenlediği ve işi yapan ile yaptıranın üstlendikleri koşulları belirleyen resmî belge.

Şayeste

Ş

Uygun, yakışır,layık uygun, münasip.

Şayeste

Ş

Para alıp vermek yetkisi,saklama yetkisi.

Şayi

Ş

Pay; hisse

Şayian

Ş

Ortaklaşa

Şecâat

Ş

Yiğitlik, kahramanlık,cesaret

Şefi

Ş

Şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı

Şehadet

Ş

Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma

Şehadetname

Ş

Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge

Şerait

Ş

Şartlar; koşullar

Şerh

Ş

Kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim

Şerik

Ş

Ortak; iştirakçi

Şeriklik

Ş

Şerik olma durumu, ortaklık. ceza hukukunda suça yardım etme “şeriklik” biçimlerinden biridir. suça katkı sağlayan, fakat gerçekleştirdiği davranışı faillik oluşturmayan kişiler şerik olarak kabul edilmektedirler.

Şiar

Ş

Tutulacak yol, ülkü, ilke

Şibh (şibih)

Ş

Benzer; benzeme; benzeyiş

Şifahen

Ş

Sözlü olarak, sözle söyleyerek.

Şifahi

Ş

Sözlü olarak yapılan

Şifahî beyan

Ş

Sözlü açıklama

Şimal

Ş

Kuzey

Şira

Ş

Satış

Şi̇kâyetçi̇

Ş

Zarar gördüğü bir suçun failini, ilgili makam ve memurlara bildiren kişi, müşteki.

Şufa

Ş

Önalım; öncelikli alım

Şufa hakkı

Ş

Önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, y

Şuhut

Ş

Şahitler

Şura-yı devlet

Ş

Osmanlı devleti’nde günümüzdeki danıştay’a karşılık gelen yüksek yargı kurumudur.

Şâmil olmak

Ş

Kapsamak; içine almak

Şârih

Ş

Şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan

Şâyi hisse

Ş

Ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay

Şûrâ-yı devlet

Ş

Şura-yı devlet osmanlı devleti’nde günümüzdeki danıştay’a karşılık gelen yüksek yargı kurumudur.

Şüheda

Ş

Şehitler, şahitler

Şümul

Ş

Kapsam; içine alma; kapsama

Şümul

Ş

İçine alma, kaplama, kapsama.

Şüphe

Ş

1. bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba”

Şüpheli

Ş

Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder.

Şüpheli̇

Ş

Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi.

Şüreka

Ş

Şerikler, ortaklar

Şüyu

Ş

Paydaşlık; hissedarlık

Partner ve Kurumsal Referanslar

Partner 1
Partner 2
Partner 3
Partner 4
verified
Onaylı Partnerler
gavel
%100 Provenexpert
workspace_premium
anwalt.de Onaylı